İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Devrim, Feminizm, Evrim ve Daha Fazlası

Devrime, feminizme ve evrime dair özenli bir Mart 2025 kitap seçkisi derledik. Maurizio Gribaudi ve Michèle Riot-Sarcey’nin üçüncü Fransız devrimine ışık tutan 1848:Unutulmuş Devrim; Terry Eagleton’ın edebiyat eleştirisini şekillendiren beş düşünürü mercek altına Eleştirel Devrimciler; Nancy Fraser’ın feminist hareketin dönüşümünü ve tarihsel yolculuğunu eleştirel bir bakış sunduğu Feminizmin Yazgıları; Lefebvre’nin devrim sürecini toplumun dört ana sınıfına ayırarak incelediği 1789 Fransız Devrimi kitabı ve Charles Darwin’in evrim kuramına dair çığır açan İnsanın Türeyişi kitapları yayımlandı.

1848 Unutulmuş Devrim

Yazar: Maurizio Gribaudi, Michèle Riot-Sarcey / Çevirmen: Beyza Başer

Tarih

Maurizio Gribaudi ve Michèle Riot-Sarcey tarafından kaleme alınmış 1848: Unutulmuş Devrim, Fransa’nın siyasi tarihinde genellikle gölgede kalmış ancak büyük toplumsal dönüşümlere zemin hazırlayan bir dönemi mercek altına alıyor. 1848 Şubat Devrimi’ni ve ardından gelen kanlı Haziran ayaklanmasını tüm boyutlarıyla ele alan kitap, yalnızca bir rejim değişikliğini değil, bir halkın eşitlik, adalet ve demokratik haklar arayışını da gözler önüne seriyor. Eser, köklü monarşinin çöküşünü, halk hareketlerinin doğuşunu ve yeni bir Cumhuriyet’in sancılı başlangıcını anlatılırken dönemin tanıklarının mektuplarına, günlüklere, gazetelere ve resmi belgelere yer veriyor. Bu ifadeler, çeşitli bakış açılarıyla, hem devrimin seyrini hem de halkın ve işçi sınıfının yaşadığı zorlukları ve mücadelesini bugüne taşıyor ve anlamamıza olanak tanıyor. Zenginleştirilmiş tanık ifadeleri, dönemin toplumsal yapısına dair çarpıcı detaylar ve titiz tarihsel analizlerle Gribaudi ve Riot-Sarcey’nin çalışması, devrimi yalnızca tarihsel bir olay olarak değil, toplumsal yapıyı yeniden şekillendiren bir süreç olarak sunarak, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin bugüne kadar sürüp gelen etkilerini gözler önüne seriyor.

Fransız Devrimi’nin tarihini en derinlemesine analiz eden eserlerden biri olan 1789 Fransız Devrimi, İnkılâp Kitabevi imzasıyla okurların karşısına çıktı. Devrimin nedenlerini, aktörlerini ve sonuçlarını titizlikle inceleyen bu eser, yalnızca bir tarih kitabı değil; aynı zamanda toplumsal değişimin dinamiklerini anlamak için bir rehber niteliği taşıyor.

Lefebvre’nin devrim sürecini toplumun dört ana sınıfına ayırarak incelediği 1789 Fransız Devrimi kitabı İnkılâp Kitabevi etiketiyle raflardaki yerini aldı. Aristokrasi, burjuvazi, halk ve köylüler olarak toplumun dört sınıfa ayrılıp incelendiği eserde her bir sınıfın devrime olan katkısı, beklentileri ve kazanımları ayrıntılarıyla ele alınıyor. Eser, “oldu bitti” şeklindeki sığ yaklaşımlara meydan okuyor. 

“Devrimi Kimler Yaptı, Kimler İhanet Etti, Kimler Savaştı?” gibi sorulara yanıt verilen kitapta, Fransız Devrimi’ni yalnızca bir siyasi olay olarak değil, bir halk hareketi olarak da ele alınıyor. Devrim nasıl başladı, nasıl ilerledi ve sonunda dünya tarihine nasıl yön verdi? Tüm bu soruların cevapları, titiz bir araştırma ve etkileyici bir anlatımla bu eserde sunuluyor.

1789 Fransız Devrimi, yalnızca tarih meraklılarının değil, toplumsal dönüşümleri anlamak isteyen herkesin kütüphanesinde yer alması gereken bir başyapıt olarak karşımıza çıkıyor.

Eleştirel Devrimciler: Okuma Biçimimizi Değiştiren Beş Eleştirmen

Yazar: Terry Eagleton /Çevirmen: Akın Emre Pilgir

İnceleme

Eser, sadece İngiliz dili ve edebiyatına meraklı olanlar için değil genel olarak edebiyatın son yüzyılda okunma şekli ve eleştirel okumaların izlediği değişime meraklı tüm okurlar için bulunmaz kaynak. Terry Eagleton, edebiyat ve eleştirel okumaların geçirdiği dönüşümü olağanüstü bir akıcılık ve üslupla kaleme alıyor.

Birinci Dünya Savaşı’ndan önce geleneksel edebiyat okumaları toplumdan genel olarak yalıtılmış durumdaydı. Takip eden yıllarda ve özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra genişleyen eğitim imkânlarıyla genç kuşak eleştirmenlerin sayısı daha da arttı. Sinemanın, reklamcılığın ve popüler basının giderek daha fazla etkili olmasıyla eleştirel okumaların ve edebiyatın konumu büyük bir önem taşır oldu. Bu süreçte edebiyatın sistemli bir bilimsel düşünce konusuna dönüştürülmesi, ticari ve faydacı bir toplumda dilin yoksullaşmasına bir tepkiyi temsil ediyordu. Bu kitapta ele alınan eleştirmenlerin hepsine göre edebiyat eleştirisi toplumsal hastalıkları teşhis etmenin bir yoluydu ve yerine getirilmesi gereken hayati bir ahlaki işleve sahipti. Siyasi görüşlerine, sınıfsal arka planlarına rağmen hepsini devrimci kılan unsur da buydu.

Terry Eagleton bu eserde işte bu devrimcilerin, T. S. Eliot, I. A. Richards, William Empson,F. R. Leavis ve Raymond Williams’ın, yaşamları ve çalışmaları üzerine düşünüyor. Bugün unutulmaya yüz tutmuş hayati bir edebiyat eleştirisi geleneğini mercek altına alıyor. Bu beş eleştirmen, modern zamanların en orijinal ve etkili eleştirmenleri arasında yer alıyor. Etkileri sadece İngilizce konuşan ülkelerde değil her yerde hissedilen yaklaşımları,eleştirileri ve görüşleri, Eagleton sayesinde tüm okurların erişimine açılmış halde. Önemli bir değişim ve deneyimleme dönemi ve bunun eleştirel kuramla bağları arasında köprü kurma imkânı da…

Feminizmin Yazgıları: Devlet Güdümlü Kapitalizmden Neoliberal Krize

Yazar: Nancy Fraser / Çevirmen: Aslı Önal

Kadın

1970’lerden bugüne feminist imgelemde yaşanan değişimlerin izini süren Feminizmin Yazgıları, “İkinci Dalga” feminizmin kadın özgürlüğü için verilen radikal bir mücadele olarak Yeni Sol’un içinden ortaya çıkışıyla başlayıp zaman içerisinde ütopyacı enerjisini yitirerek kimlik siyaseti ve neoliberalizmle hizalandığı tarihsel süreci gözler önüne seriyor.

Vaktiyle feminist kuramın merkezinde yer alan, kapitalist toplumun doğasına yönelik eleştirelliğin giderek geri plana atıldığını, hegemonik yahut ana akım feminist kuramın kendisini artık küresel kapitalist sisteme başkaldıran bir radikallikte algılamadığını, bilakis neoliberal güçlere her geçen gün daha fazla yakınsadığını, hatta onlarla “tehlikeli bir münasebet”e girdiğini dile getiren Nancy Fraser, refah devletinin maruz kaldığı politik ve ideolojik saldırılara paralel bir biçimde, geçmişte büyük önem atfedilen ırk ve sınıf temelli meselelerin, yeniden bölüşüm, toplumsal ve ekonomik adalete ilişkin taleplerin, kültürel farklılıklar ve kimlik siyaseti lehine marjinalleştirildiğini yahut tamamen terk edildiğini iddia ediyor.

Fraser’a göre, feminist hareketin başlangıçtaki özgürleştirici vaadini geri kazanmasının ve içinde yaşadığımız küresel neoliberal krizin açmazlarına çözüm üretebilmesinin yolu, diğer özgürlükçü ve eşitlikçi hareketlerle bir araya gelerek kontrolden çıkmış serbest piyasa düzeninin demokratik denetime tabi tutulması için ortak bir mücadele örgütlemesinden geçiyor.

İnsanın Türeyişi

Yazar: Charles Darwin /Çevirmen: Cihan Demirci Tansel, Çağatay TarhanBilim

Modern insanlardan önce gelen hat, 4 ila 7 milyon yıl önce yaşayan en yakın akrabalarımız olan şempanze ve gorillere giden hattan ayrıldı. Günümüzden 4 milyon yıl önce, insanın doğrudan en eski atası(Australopithecus afarensis, en iyi kadın fosili “Lucy”den bilinmektedir) dik bir duruş ve iki ayaküzerinde hareket eden ancak yine de halen şempanze büyüklüğünde bir beyne sahipti. İlk “gerçek insan” türü (Homo habilis) 2,2 milyon yıl önce ortaya çıktı ve üçte bir oranında daha büyük bir beyin kapasitesine sahipti. Yarım milyon yıl içinde, neredeyse modern Homo sapiens kadar büyük bir beyne sahipolan Homo erectus ortaya çıktı. Bu, yakın atamız ham taş aletler üretti, ateşi kontrollü kullandı ve diğer kıtalara yayılan ilk hominid oldu.

Darwin insan evrimini ortaya koyan anatomi davranış benzerliklerini bir araya getirdi, aynı zamanda eşeysel seçilim teorisini de geliştirdi. İnsanın Türeyişi’nin daha uzun olan ikinci bölümünde belirtildiği gibi, hayvanların (ve aynı zamanda insanların) en çarpıcı anatomik ve davranışsal özelliklerinin çoğu, esas olarak baştan çıkarıcı gösteriler yaparak, erkekler arasında güç gösterileri sergileyerek ve dövüşerek de eşlere yönelik rekabet yoluyla ortaya çıkmıştır. Bu gösteriler, doğanın en güzel ve dramatik görüntülerini ve seslerini ortaya çıkarmıştır. Tavuskuşunun yelpazesinden bülbülün şarkısına, gergedan böceklerinin boynuzlarına ve savaşan geyiğin boynuzlarının çarpışmasına kadar muazzam bir çeşitlilik gösterirler. Bu ilke, son bölümlerde ve oldukça cüretkâr bir şekilde, insanın cinsiyet farklılıklarına ve sosyal davranışlarının çoğuna rehberlik eden içgüdülerine kadar uygulanır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir