Böyle Bir Ada Sahip Bir Albüm Kötü Olabilir Mi? Bizce Hayır!: Iris Silver Mist

Norveçli müzisyen, sanatçı ve romancı Jenny Hval, yeni albümü Iris Silver Mist‘i 2 Mayıs’ta yayınlayacağını, öncü tekli/video ‘To be a rose’u ve Birleşik Krallık/Avrupa turnesini duyurdu. Iris Silver Mist, Fransız parfüm evi Serge Lutens için Maurice Roucel tarafından yaratılan bir kokuya gönderme yapıyor. Gümüşten çok çeliğe benzediği söylenen bu koku, soğuk ve dikenli, ama aynı zamanda yumuşak ve pırıltılı. Sabahtan erken saatlerde dışarı çıktığınızda, vücudunuz hala uykunun sıcağındayken hissettiğiniz gibi. Bir parfüm, kalp notaları ve kokusal akorlarıyla müzikle aynı dili paylaşır. Her ikisi de hava yoluyla yayılır, aynı anda hem görünmez hem de belirgindir.
Müzikle başlamak yerine, Iris Silver Mist’in yoklukla başladı. Pandemi nedeniyle canlı müzik olmayınca, sahne ışıklarından ve paylaşılan tuvaletlerden gelen sabun, sigara ve ter kokusu, evde yapay, algoritmik dinlemeyle yer değiştirdi. Hval, ilk defa ergenliğinden bu yana parfümle ilgilenmeye başladı. Koklamak, okumak, toplamak ve yazmak üzerine bir dünya kurarak kendini bu alana adadı. Bu süreci anlaması bir yıl sürdü ve sonunda şunu fark etti: O, fiziksel yakınlığın başka bir yolunu arıyordu. Müzik bir boşluğa dönüşnce, bu boşluğu koku ile doldurdu.

Iris Silver Mist, duyulara hitap eden, dokunsal ve samimi bir albüm — kokular, sesler ve görüntüler gibi bıraktığı ızlarla size dokunuyor. Hval, geçen yıl I want to be a Machine başlıklı bir dizi performans sırasında albümdeki şarkıları kaydedilmeden önce ilk kez canlı çaldı ve bu performanslar esnasında etrafa pirinç pişirme makineleri yerleştirerek şarkıları pirinçin buğulu kokusuyla doldurdu. Albümü performansla başlatmak sıra dışı bir yaklaşımdı — aynı zamanda oldukça kişisel bir tercih.
Albüm boyunca, parfüm dümana, buğa ve müziğe dönüşüyor. To be a rose isimli öncü tekli, Hval’ın davul makinesine eşlik eden yarı konuşur yarı şarkı söylediği bir parça: “Bir gül bir güldür, bir gül bir sigaradır.” Güller ve sigaralar, romantik birer hayal unsuru olarak sizi başka bir yere götürür. Hval bu parça için şunu söylüyor: “To be a rose, huzursuz bir pop yapısıyla yazıldı. Bir nakaratı var, akorları ve melodisi var, fakat her nakarat biraz farklı duyuluyor, sanki melodiyi farklı mevsimlerden, on yıllardan ya da farklı bedenlerden deneyimliyoruz. Şarkın klişe gül metaforu da huzursuz. Bir sigaraya dönüşebiliyor ve sonra duman olarak buharlaşabiliyor. Ben ve annem (iki huzursuz insan) bu şarkıda varız: ‘Odamda şarkı söylüyordum, annem balkonda sigara içiyordu/Uzun nefesler, koreografik bir hareketle içeri ve dışarı verilirdi.’ To be a rose bir şeyin başka bir şeye dönüşmesi hakkında.”
Albüm 2 Mayıs’ta dijital platformlarda.
Nicolas Jaar & Dave Harrington’lı DARKSIDE’ı Iskalamayın!

DARKSIDE (Nicolas Jaar & Dave Harrington) yepyeni albümü Nothing ile geri döndü! Ve artık gruba davulcu Tlacael Esparza da katıldı. Albümün en melodik ve derin parçalarından biri olan ‘Hell Suite (Pt II)’ şimdi yayında! İki akor üstüne kurulu bu parça, etkileyici bir perküsyon katmanıyla bambaşka bir dünyaya götürüyor.
Nothing, DARKSIDE’ın üçüncü albümü ve bugüne kadar yaptıklarından çok daha özgür, doğaçlama ve mistik bir kayıt. Albüm, spontane jam session’lardan, akustik riflerden ve dijital deneylerden doğdu. Geçmişte Psychic (2013) ve Spiral (2021) albümlerini kaydederken fikirlerini stüdyoda şekillendiren ikili, bu kez olayları akışına bıraktı. Ve sonuç? Derin, atmosferik ve büyüleyici bir ses yolculuğu.

Albümün adı olan Nothing (Hiçlik), sadece bir kelime değil, bir his. Nicolas Jaar için bu kelime, dünyadaki hareketsizliği, değişmeyen düzeni anlatıyor. İklim krizi, politik çelişkiler, Filistin ve Sudan gibi bölgelerde süregelen şiddet… Tüm bunlar karşısında “hiçbir şey değişmiyor” hissi, albümün ruhuna işlenmiş. Ama aynı zamanda bu “hiçlik” duygusu, yepyeni bir yaratım alanı açıyor.
Nothing albümü siz bu satırları okurken yayınlanmış olacak. Her dinleyişte yeni detaylar keşfedeceğiniz, sizi farklı bir ruh haline sokacak, elektro-akustik bir yolculuğa hazır olun.
Fontaines D.C. Üretmeye Devam Ediyor!
2024, Fontaines D.C. için büyük bir yıl oldu! Dublinli grup, dördüncü albümleri ROMANCE ile yılın en iyi albümleri listelerinde zirveye oturdu. Albüm, Birleşik Krallık’ta altın sertifika aldı ve grup, iki Grammy ve bir BRIT Ödülü’ne aday gösterildi.

Şimdi Fontaines D.C., 2025’e yepyeni bir şarkıyla giriş yapıyor: “It’s Amazing To Be Young”! ROMANCE albümünün prodüktörü James Ford’un prodüktörlüğünü üstlendiği parça, grubun bugüne kadarki en güçlü marşlarından biri.
Şarkının klibi ise BAFTA ödüllü yönetmen Luna Carmoon tarafından çekildi. Carmoon, daha önce grubun “Here’s The Thing” ve “In The Modern World” kliplerini de yönetmişti. “It’s Amazing To Be Young”, bu iki klibin hikâyesini tamamlayan son parça ve izleyiciyi beklenmedik ama büyüleyici bir aşk hikâyesine sürüklüyor.
Ayrıca bahsetmeden geçmek olmaz, bu yıl Fontaines D.C., dünya çapında 100.000’den fazla kişiye konser verecek!
29 Haziran’da İstanbul’da KüçükÇiftlik Park’ta ağırlayacağımız grup, Londra, Manchester, Newcastle ve Cardiff’teki açık hava konserlerinde sahne alacak. 5 Temmuz’da Londra’daki Finsbury Park’ta gerçekleşecek dev etkinlikte 45.000 kişiye çalacaklar.

Tüm konser tarihleri ve bilet bilgileri için: fontainesdc.com/pages/live
İlk yorum yapan siz olun