İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Okan Bayülgen ve Hayko Cepkin Keyifli Sohbetleriyle Sahne Tozu Yutanlar’da!

Zorlu PSM’nin sahne heyecanını paylaşan özel isimleri bir araya getirdiği YouTube serisi “Sahne Tozu Yutanlar” Zorlu PSM YouTube kanalında yeni bölümleriyle devam ediyor. “Sahne Tozu Yutanlar” bu hafta, Bram Stoker’ın ölümsüz eseri Drakula romanındaki karakterlerden hareketle Okan Bayülgen’in yeniden kaleme aldığı ve yönettiği “Drakula” oyununda tarihin en ünlü fantastik karakterlerinden biri olan Drakula’ya hayat veren Okan Bayülgen ile vampir avcısı Van Helsing rolündeki Hayko Cepkin’i bir araya getiriyor.  

Birbirinden farklı dijital içerikleriyle seyircilere farklı deneyimler sunan Zorlu PSM, “Sahne Tozu Yutanlar” programında, deneyimli isimlerin samimi sohbetleriyle sahnede olmanın ruhunu izleyicilerle paylaşıyor. Sahne heyecanını paylaşan sanatçıların hem birbirlerine merak ettiklerini sordukları hem de sahnenin kendileri için anlamını paylaştıkları Zorlu PSM’nin YouTube serisi “Sahne Tozu Yutanlar”da bu hafta; “Drakula” oyununda tarihin en ünlü fantastik karakterlerinden biri olan Drakula’ya hayat veren Okan Bayülgen ile vampir avcısı Van Helsing rolündeki Hayko Cepkin’in keyifli sohbetleri yer alıyor.  

Okan Bayülgen “İnsanlar canları pahasına sanat eserlerini korumaya çalışmışlar.” 

Okan Bayülgen, “Bugünün sanat eserleri rahatlıkla erişilebilir konumda ve dijital çağ ile bunların değerleri de farklı konumlara evrildi. Bu erişilebilirlik konusunu nasıl değerlendiriyorsun?” sorusunu soran Hayko Cepkin’e, “İnsanlığın binlerce yıldır ürettiği, biriktirdiği ve üst üste koyduğu kitaplar, heykeller, tablolar, bugün artık müzelere sığmayan bu büyük birikim, acaba bir sonraki nesle gerçekten iletilebiliyor mu? Oysa tam da bu çağda yaşıyoruz. İkinci Dünya Savaşı’nda teknolojinin hızla geliştiğini, ulaşım imkânlarının genişlediğini hepimiz biliriz. Bu dönemi anlatan sayısız film yapıldı, kitaplar yazıldı. Resim, heykel ve özellikle de kitaplarla ilgili pek çok hikâye var. Naziler, Avrupa’nın çeşitli şehirlerini işgal ederken sadece toprakları değil, müzeleri ve kütüphaneleri de yağmaladılar. Buna karşılık hem Avrupalılar hem de Amerikalılar, bu eserleri korumak için büyük çaba sarf etti. Düşünün ki uçaklar, kiliselerin ve önemli tarihî yapıların üzerine bomba atmaktan çekinmezken, müzelerdeki tablolar büyük bir özenle saklandı. Naziler bu eserleri ele geçirirken de dikkatli davrandılar, onları korumaya çalışan Avrupalılar ve Amerikalılar da… buradan anlıyoruz ki insanlar, canları pahasına sanat eserlerini korumaya çalışmışlar. Bugün ise bambaşka bir dönemdeyiz, sanatı dijitalleştirdiğimiz çağda. Artık bir tablonun orijinalini görmek için müzeye gitmemize gerek yok. O eserin istediğimiz büyüklükte bir fotoğrafını her açıdan görebilir, filmlerini izleyebiliriz. Peki ama artık ne kadarını algılayabiliyoruz? Bize ne kadarı gerçekten ulaşıyor? Ve bu dijital çağda, bir eserin orijinal olup olmaması hâlâ önemli mi?.” yanıtını verdi. 

Hayko Cepkin “İnsanlar dijitalleşmeden sıkılmış olabilir”  

Hayko Cepkin “Dijitalleşme müziği ve sanatı gerçekten özgürleştirdi mi, yoksa yeni bir sınır mı getirdi?‘’ sorusuna “Bizim hayatımıza internet girmeye başladığında, yani biz ünlü olmaya başladığımız dönemde, internet henüz yaygın değildi. Biraz analog başlayıp sonradan dijitalle tanışan bir nesiliz. Bu yüzden ara nesil sayılabiliriz ve bu da oldukça kıymetli. Epey önce bir söyleşiye davet edilmiştim, hiç unutmuyorum. Genç bir müzisyen olarak sosyal medya ve internet üzerine konuşmam bekleniyordu. Benden, internetin gelişinin müziği nasıl özgürleştirdiğini anlatmamı beklediler. “Artık her yere ulaşabiliyoruz, yaptığım bir besteyi Amerika’da biri dinleyebilir, Afrika’da bile duyulabilirim” gibi süslü cümleler kurmamı umuyorlardı. Ancak ben bunun doğru olduğunu düşünmediğimi söyledim. Böyle bir özgürlüğün tam anlamıyla sağlanamayacağını, mutlaka bir kota getirileceğini ifade ettim. Kim beni bir anda Amerika’da dinlemeye karar verecek? Bugün müzik platformlarına bakıldığında kimin öne çıkacağının yine belirli mekanizmalarla kontrol edildiğini görüyoruz. Eskiden Unkapanı’nda albüm çıkarabilmenin yollarını arayan gençler, internetin her şeyi eşitleyeceğini düşündüler. Oysa internet gelse de herkesin özgürce eserlerini yayınlayabildiği bir dünya oluşmadı, bunun yerine farklı bir çarkın içine düştük. Bugün her şeye çok kolay ulaşıyoruz ama fiziken sahip olamıyoruz. Bir albüm kartonetine baktığınızda, orada emeği geçen insanların isimlerini görebilmek kıymetliyken, dijital albümlerde bunlara ulaşmak bile mümkün olmayabiliyor. Üstelik insanlar bu bilgileri aramaktan da vazgeçti. Eskiden bir albüme ya da bir kitapçığa sahip olmak değerliydi. Sayfaları çevirir, kasetlerin bantlarını seloteyple yapıştırır, kalemle sardığımız kasetleri tekrar tekrar dinlerdik. Şimdi ise her şeye kolay ulaşılabiliyor ve bu da onların değerini azaltıyor. Hızlı tüketim dediğimiz şey tam da bu. Tiyatro ve konser etkinliklerinin bugün yeniden ilgi görmesinin, salonların dolmasının belki de en önemli sebeplerinden biri bu. İnsanlar dijitalleşmeden sıkılmış olabilir.” yanıtını verdi. 

Okan Bayülgen ve Hayko Cepkin’in keyifli ve bir o kadar da samimi sohbetini izleyebileceğiniz “Sahne Tozu Yutanlar”ın yeni bölümüne Zorlu PSM YouTube kanalından ulaşabilirsiniz. 

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir