
Michael Peter Balzary, yani sahne adıyla Flea, henüz küçük bir çocukken trompete karşı neredeyse tutkulu, hatta romantik denebilecek bir bağ kurmuştu. Yıllar içinde Red Hot Chili Peppers’ın sahneleri dolduran bas gitaristi olarak tanınsa da, içten içe hep o ilk enstrümanına — trompete — geri dönme arzusu vardı.
Şimdi ise bu uzun zamandır içinde taşıdığı hayali gerçeğe dönüştürüyor. Honora ile Flea, yalnızca bir solo albüm yayınlamıyor; çocukluğundan beri kurduğu bir rüyayı nihayet somutlaştırıyor.

Elbette, stadyumları dolduran bir funk-rock grubunun basçısının, trompeti eline alıp yoğun caz etkileri taşıyan bir albümle sahnenin merkezine geçmesi ilk bakışta şüphe uyandırabilir. Böyle bir hamle, en iyi ihtimalle yüzeysel bir “ego projesi”, en kötü ihtimalle ise yabancı bir türde tökezleyen, Derek Smalls’ın hayali ve neredeyse dinlenemez “Jazz Odyssey”sini anımsatan talihsiz bir deneme gibi algılanabilir.
Ancak Honora, bu önyargıları hızla dağıtan bir iş. Çünkü bu albüm, türler arası bir deneme olmanın ötesinde, müziğe duyulan derin ve kişisel bir bağlılığın ifadesi. Flea burada sadece bir müzisyen değil; geçmişiyle, kökleriyle ve ilk aşkıyla yeniden bağ kuran bir anlatıcı gibi.
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!





