Soho House İstanbul’da düzenlenen lansmanda, sadece yeni bir koleksiyona değil, zamanın kendisine dair kurulan bir anlatıya tanıklık ettik.

Orient Star’ın 75. yılı vesilesiyle gerçekleşen bu buluşma, klasik bir ürün tanıtımının ötesine geçerek, saatçiliğin felsefesine odaklanan bir deneyim sundu.
Davetin ev sahibi oyuncu Erdem Kaynarca, konuşmasına şu sözlerle başladı:
“Bugün sizleri burayasalt bir “tanıtım” için çağırmak istemedik. Aslında sizi davet etmek istediğim yer, evrenin milyonlarca yıllık sessizliği gibi…” Bu cümle, buluşmanın tonunu belirledi. Burada mesele yalnızca saat değildi; zamanın kendisi, geçmişi ve taşıdığı anlamdı.
Ardından anlatıyı 1950 Japonya’sına taşıdı:
“Savaşın yaraları henüz tazeyken, bir grup Japon saatçi bir araya gelip ‘biz sadece kendi saatimizi yapmayacağız, mekanizmasını da kendimiz tasarlayacağız ve üreteceğiz’ dedi.”
Bu yaklaşımın 1951’de Orient Star’ın doğuşuna zemin hazırladığını vurgularken, markanın bugün hala nadir bulunan bir çizgide durduğunu şu sözlerle ifade etti:
“Birçok büyük marka mekanizmasını dışarıdan alırken, Orient kendi tasarımını, kendi el izini her saatine yerleştiriyor.”
Konuşmanın devamında bu yaklaşımın anlamını netleştirdi:
“Bu; özgün tasarım, tutarlı kalite ve dünyanın dört bir yanında yıllar içinde kazanılmış bir güven demek.”
“Zamana Bakmak Değil, Onu Hissetmek”

Konuşmanın ikinci bölümünde odak, 75. yıla özel koleksiyona kaydı.
Gökyüzü temasıyla hazırlanan sınırlı sayıda modeller arasında özellikle M34 F8 Skeleton öne çıkıyordu.
Kaynarca, bu modeli tarif ederken klasik saat algısını tersine çeviren bir noktaya işaret etti:
“Kadrana baktığınızda bir saate bakıyor gibi değil… sanki zamanla başka bir ilişki kuruyorsunuz.”
Bu yaklaşım, lansmanın genel hissiyle birebir örtüşüyordu.
Burada saat, zamanı gösteren bir araç olmaktan çıkıyor; zamanı deneyimlemenin bir biçimine dönüşüyordu.
Soho House’da Bir Zaman Katmanı
Buluşma; Cem Davran, Cansel Elçin, Zeynep Tuğçe Bayat ve Mert Turak gibi isimleri bir araya getirdi.
Orient Star, 75 yıldır yalnızca saat üretmiyor; zamanı anlamlandırmanın, ona kendi imzasını atmanın bir yolunu kuruyor.
Ve bu lansman, tam olarak bunu hissettirdi:
Zaman, sadece ölçülen değil, üzerine düşünülen bir şey.
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!





