İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İstanbul’un Sanat Dünyasındaki Yeri Değişiyor mu? Contemporary Istanbul’dan 21. Yıl Notları

Contemporary Istanbul’un 21. edisyonu öncesinde düzenlenen basın toplantısındaydık. 23-27 Eylül’de Tersane Istanbul’da gerçekleşecek fuarın bu yılki programı elbette gündemin önemli bir bölümünü oluşturuyordu. Ancak konuşmalar ilerledikçe konu fuarın sınırlarını aştı. İstanbul’un dünya sanatındaki yeri, Asya’da hızla büyüyen sanat ortamı, Türkiye’deki yeni koleksiyoner kuşağı, sanatçıların ve galerilerin karşı karşıya olduğu ekonomik güçlükler ve sanatın şehir hayatındaki yeri, toplantının asıl dikkat çekici başlıkları oldu.

Editörün notu: Artistry of Good®, Contemporary Istanbul’un 21. edisyonunun resmi medya partneridir.

Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Rabia Bakıcı Güreli, Akbank Marka ve İletişim Başkanı Seçil Demiralp ve Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman’ın katıldığı toplantıda, Contemporary Istanbul’un geride bıraktığı 21 yıl kadar bundan sonra nereye yöneldiği de konuşuldu.

Anlatılanlardan çıkan tablo açıktı: Contemporary Istanbul artık yalnızca her eylül ayında galerileri, sanatçıları ve koleksiyonerleri İstanbul’da buluşturan bir fuar olmak istemiyor. İstanbul’un dünya sanat çevreleriyle daha güçlü ilişkiler kurmasına katkıda bulunacak, yıl boyunca varlığını sürdürecek bir kültür ve sanat platformuna dönüşmeyi hedefliyor.

“Sanat Daha da Temel Bir İhtiyaç Haline Geldi”

Ali Güreli, konuşmasına dünyada bugün 400’e yakın sanat fuarı düzenlendiğini hatırlatarak başladı. Ona göre bu sayı yalnızca sanat piyasasının ne kadar büyüdüğünü göstermiyor. Dünyanın içinden geçtiği zor dönemde sanata duyulan ihtiyacın da arttığını düşünüyor.

“Bir sanat fuarının asli görevi bir piyasayı bir araya getirmek. Fakat bunun yanında bir kültürel platformun oluşturulması yolunda hızla ilerlemeye çalışıyoruz.”

Contemporary Istanbul’un yıllar içinde geçirdiği değişimi anlatırken özellikle bu noktada durdu. Fuarın ticari yönü önemini koruyor; galeriler eserlerini gösteriyor, koleksiyonerlerle buluşuyor ve satış yapıyor. Ancak Güreli’ye göre bununla yetinmek yeterli değil.

2019’da kurulan Contemporary Istanbul Vakfı, konuşma programları, özel projeler, kurumlarla yapılan iş birlikleri ve kamusal sanat çalışmaları da bu nedenle fuarın önemli bir parçası haline gelmiş durumda. Amaç, sanatın yalnızca alınıp satıldığı değil, üzerine konuşulduğu ve yeni fikirlerin ortaya çıkabildiği bir ortam yaratmak.

“Dünyanın İlgisi İstanbul’a Doğru Döndü”

Ali Güreli’nin konuşmasında üzerinde en fazla durduğu konulardan biri İstanbul’du.

Son yıllarda Ukrayna’dan Orta Doğu’ya uzanan savaşların ve siyasi gelişmelerin insanların seyahat ettiği şehirleri de değiştirdiğini söyleyen Güreli’ye göre İstanbul, bu yeni dönemde yeniden dikkat çekmeye başladı.

“Dünyanın ilgisi İstanbul’a doğru döndü. İstanbul’un daha da çok merak edildiği ve bütün ülkelerden kolay seyahat edilebilen bir kent, bir metropol olduğu bir akım oluştu.”

İstanbul’a yönelik bu ilgiyi, yakın coğrafyada yaşanan başka bir değişimle birlikte değerlendiriyor. Doha, Abu Dabi ve Suudi Arabistan’da açılan müzeler, kurulan sanat kurumları ve kültüre yapılan büyük yatırımlar, bölgenin sanat dünyasındaki ağırlığını giderek artırıyor.

Güreli’ye göre bu ülkeler artık yalnızca ekonomik güçleriyle değil, kültür ve sanat alanında yaptıkları yatırımlarla da dünyada söz sahibi olmak istiyor.

Contemporary Istanbul’un bu yıl Focus Asia başlığıyla Asya’ya yönelmesinin arkasında da bu değişim var.

Rabia Güreli

“Focus Asia ile İstanbul’u Daha Fazla Tanımalarını İstiyoruz”

Çin, Japonya, Kore, Hindistan ve Güney Asya’daki sanat ortamı son yıllarda hızla büyüyor. Yeni müzeler açılıyor, koleksiyonlar gelişiyor ve bölgeden daha fazla koleksiyoner uluslararası sanat dünyasında yer alıyor.

Contemporary Istanbul bu yıl bu ilgiyi İstanbul’a taşımak istiyor.

Ali Güreli, Focus Asia’nın amacını anlatırken yalnızca Asya’dan galeri getirmenin yeterli olmadığını özellikle vurguladı:

“Oradaki koleksiyonerlerin de gelip burada zaman geçirmeleri, İstanbul’u tanımaları yönünde bir Focus Asia.”

Bu nedenle Asya, yalnızca fuardaki galerilerle temsil edilmiyor. Bölgeden sanat profesyonelleri, koleksiyonerler ve konuşmacılar da İstanbul’a davet ediliyor. Amaç, birkaç gün süren bir buluşmanın ötesinde, sonrasında da devam edecek ilişkilerin kurulması.

Güreli toplantıda gelecek yılın odağını da ilk kez açıkladı:

“Bunu sizlerle ilk defa paylaşıyorum. Önümüzdeki yıl Almanya’yı odağa alıyoruz. Focus Germany olarak.”

2027’de Berlin’in yanı sıra Düsseldorf, Frankfurt, Stuttgart, Köln ve Hamburg’daki sanat kurumları, müzeler ve koleksiyonerlerle çalışmalar yapılması planlanıyor.

Bu açıklama; Contemporary Istanbul’un her yıl seçtiği ülke ya da bölgeyi yalnızca fuara konuk etmekle kalmayıp,İstanbul ile dünyanın farklı sanat merkezleri arasında uzun süreli ilişkiler kurabilmeyi hedeflediğini ortaya koyuyor.

“Türkiye’de Genç Bir Kitle Geliyor”

Toplantının dikkat çekici konularından biri de Türkiye’deki koleksiyonerlerin değişen profili oldu.

Ali Güreli, sanatla ilgilenen daha genç bir kuşağın yetiştiğini söylüyor:

“Türkiye’deki potansiyel koleksiyoner profilinde gelişme var. Birincisi, oldukça genç bir kitle geliyor.”

Güreli’nin sözünü ettiği gençler, sanatla daha erken yaşlarda tanışıyor, dünyadaki sergileri ve sanatçıları takip ediyor, seyahat ediyor ve ailelerinden önceki kuşaklara göre koleksiyonerliğe daha genç yaşlarda ilgi göstermeye başlıyor.

Özellikle son 10-15 yılda ekonomik olarak güçlenen ailelerin ikinci ve üçüncü kuşaklarında böyle bir değişim gördüğünü anlatan Güreli, Contemporary Istanbul’un amaçlarından birinin de bu gençleri sanatla daha fazla buluşturmak olduğunu söyledi.

Rabia Bakıcı Güreli‘nin paylaştığı bilgiler, İstanbul’a yurt dışından gösterilen ilgiyi de ortaya koyuyor. Bu yıl VIP programı kapsamında 37 ülkeden yaklaşık 1.430 koleksiyoner ve sanat profesyoneli İstanbul’a geliyor. Bunların 350-400 kadarını daha önce eser satın almış ya da eser alma potansiyeli bulunan isimler oluşturuyor.

“Zor Şartlarda Yaşayan Bir Sanat Sektörü de Var”

Toplantıda yalnızca büyümeden ve yeni imkanlardan söz edilmedi.

Ali Güreli, Türkiye’de sanatçıların ve galerilerin içinde bulunduğu ekonomik koşullara da açıkça değindi.

“Çok zor şartlarda yaşayan sanatçıların ve zor şartlarda yaşayan bir sanat sektörünün de olduğunu hepimiz biliyoruz.”

Galerilerin yurt dışındaki fuarlara katılmakta zorlanması, artan maliyetler ve sanatçıların geçim koşulları Güreli’nin üzerinde durduğu konular arasındaydı.

Ancak ona göre sorun yalnızca ekonomik koşullardan kaynaklanmıyor. Türkiye’de sanat eserlerine uygulanan yüzde 20 KDV, şirketlerin sanat koleksiyonu oluşturmasını kolaylaştıracak teşviklerin yetersizliği ve özel koleksiyonların ileride müzelere bağışlanmasını özendirecek düzenlemelerin bulunmaması da sanat dünyasının gelişmesini zorlaştırıyor.

“Türkiye artık bu şartlarda, bugünkü yönetmeliklerle ve kanunlarla sanatı geliştirmekte çok zorlanıyor.”

Güreli, bu konularda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile görüşmeler yaptıklarını ve sanat alanına yönelik yeni düzenlemeler üzerinde çalışıldığını da anlattı. 2027’nin başlarında bazı gelişmeler yaşanmasını umduklarını söyledi.

Bu sözler toplantının önemli bir sorusunu da beraberinde getirdi:

Türkiye’de sanata ilgi artıyor. Peki sanatçıların, galerilerin ve kurumların ayakta kalmasını sağlayacak koşullar da aynı ölçüde iyileşiyor mu?

Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman

“Sadece Yerel Olmakla Uluslararası Olunmaz”

Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman konuşmasında Contemporary Istanbul’un 21 yılda Türkiye’deki sanat ortamında yarattığı değişime dikkat çekti.

Kahraman’a göre bu değişimi yalnızca Türkiye sınırları içinde değerlendirmek doğru değil.

“Geçen 21 yıl bize şunu öğretti: Sadece yerel olmakla uluslararası olunmaz.”

Türkiye’de üretilen sanatın artık dünya sanatından ayrı düşünülemeyeceğini söyleyen Kahraman, bugün İstanbul’da hazırlanan iyi bir serginin New York, Paris ya da başka bir sanat merkezine taşındığında orada da karşılık bulabileceğini düşünüyor.

Contemporary Istanbul’un önemini de burada görüyor. Bir yandan dünyanın farklı ülkelerinden galerileri ve sanatçıları İstanbul’a getirirken, diğer yandan Türkiye’deki sanatçıların uluslararası sanat dünyasıyla buluşmasına imkan sağlıyor.

Sanatla Karşılaşmak İçin Müzeye Gitmek Şart mı?

Ali Güreli’nin konuşmasında bizi düşündüren bir başka konu kamusal sanattı.

Güreli, Türkiye’deki parkların, meydanların ve sokakların sanat eserleri açısından oldukça yoksul olduğunu düşünüyor.

“Kamusal alanlarımızda sanatçının eksikliğini hepimiz biliyoruz.”

Bir çocuğun sanatla tanışmak için mutlaka bir müzeye götürülmesi gerekmediğini; yaşadığı şehirde, yürüdüğü parkta ya da her gün geçtiği bir meydanda da bir sanat eseriyle karşılaşabilmesi gerektiğini anlattı.

Contemporary Istanbul’un Tersane Istanbul’un açık alanlarında oluşturduğu heykel parkuru da bu düşüncenin bir uzantısı.

Haliç kıyısına yerleştirilen yaklaşık yedi metre yüksekliğindeki heykel, fuar daha başlamadan bulunduğu yerin bir parçası olmuş durumda. Güreli’nin kamusal sanat üzerine söyledikleri düşünüldüğünde, burada asıl mesele tek bir eserin büyüklüğünden çok daha basit bir soru: İstanbul’da yaşayan biri, gündelik hayatının içinde sanatla ne sıklıkta karşılaşıyor?

“Kültürel Dönüşümün Nesilden Nesile Aktarılması Gerekiyor”

Akbank Marka ve İletişim Başkanı Seçil Demiralp ise konuşmasında kültür ve sanata uzun süreli destek vermenin önemine değindi.

Akbank’ın sürdürülebilirlik yaklaşımını anlatan Demiralp, sürdürülebilirliği yalnızca çevre ya da ekonomi üzerinden ele almadıklarını; insanı ve toplumu da bu anlayışın bir parçası olarak gördüklerini söyledi.

“Bu kültürel dönüşümün nesilden nesile aktarımı gerekiyor. Ve bunları kalıcı hale getirmek için sürekli kılmak.”

Akbank Çocuk Tiyatrosu’ndan Günümüz Sanatçıları Ödülü’ne, Akbank Caz Festivali’nden Akbank Kısa Film Festivali’ne ve 1993’ten bu yana faaliyet gösteren Akbank Sanat’a uzanan çalışmaların ortak noktası da bu süreklilik.

Contemporary Istanbul ile kurulan ilişki de 21 yıldır devam ediyor.

Demiralp’in paylaştığı rakamlara göre Contemporary Istanbul bugüne kadar 1 milyon 250 binden fazla ziyaretçiyi, 11 bin sanatçıyı ve 1.650’nin üzerinde galeriyi ağırladı.

Bir Sanat Fuarından Geriye Ne Kalır?

Toplantının sonlarına doğru Contemporary Istanbul’un yalnızca fuar günlerinde değil, yıl boyunca etkinlik düzenleyen bir kültür platformuna dönüşüp dönüşemeyeceği soruldu.

Ali Güreli’nin yanıtından bunun uzun süredir üzerinde düşündükleri bir konu olduğu anlaşılıyordu.

Contemporary Istanbul Vakfı’nın kurulma nedenlerinden biri de fuarın kültür, sanat ve eğitim alanındaki çalışmalarını yıl içine yayabilmek. Güreli, bugün sahip oldukları kaynakların bunu istedikleri ölçüde gerçekleştirmek için henüz yeterli olmadığını da açıkça söyledi.

Bu nedenle Avrupa Birliği fonları ve yurt dışındaki kurumlarla kurulabilecek ortaklıklar üzerinde çalışılıyor. Contemporary Istanbul Vakfı’nın üç Avrupa Birliği fonuna başvurduğunu da toplantıda öğrendik.

Belki de 21 yılın ardından sorulması gereken soru tam olarak burada başlıyor.

Bir sanat fuarından, kapıları kapandıktan sonra geriye ne kalır?

Yeni bir sanatçıyla ilk kez karşılaşmak mı? Bir koleksiyonun başlangıcı mı? İstanbul’a ilk kez gelen bir galerinin birkaç yıl sonra geri dönmesi mi? Bir öğrencinin daha önce hiç görmediği bir eserle karşılaşması mı? Yoksa şehrin, dünyanın başka bir köşesindeki sanat çevresiyle kurduğu ve yıllar sonra bile devam eden bir ilişki mi?

Contemporary Istanbul’un 21. yılında verdiği cevap, bütün bunların bir arada mümkün olabileceği yönünde.

Bu yıl Focus Asia ile Asya’ya çevrilen bakış, gelecek yıl Focus Germany ile Almanya’ya uzanacak. Bir yandan yeni koleksiyonerler yetişiyor, diğer yandan sanatçılar ve galeriler için daha iyi koşulların nasıl yaratılabileceği tartışılıyor. Sanatın müzelerin ve fuar alanlarının dışına çıkıp şehrin gündelik hayatında daha fazla yer bulmasının yolları aranıyor.

Ve bütün bu konuşmaların merkezinde yine İstanbul var.

Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman’ın toplantıda söylediği gibi:

“Sadece yerel olmakla uluslararası olunmaz.”

Belki de İstanbul’u sanat açısından ilginç kılan tam olarak bu. Doğu ile Batı arasında olduğuna dair çok tekrarlanmış tanımların ötesinde, dünyanın farklı yerlerinden gelen sanatçıların, galerilerin, koleksiyonerlerin ve fikirlerin gerçekten karşılaşabildiği bir şehir olabilme ihtimali.

23-27 Eylül’de Tersane Istanbul’da gerçekleşecek Contemporary Istanbul’un 21. edisyonu da biraz bu ihtimalin peşinden gidiyor.

⁠E-BÜLTEN ABONELİĞİ

E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!

Yorumlar kapatıldı.

×