Kırk yılı aşan kariyeri boyunca Arap müziğinin güçlü melodik mirasını farklı kuşaklarla buluşturan Ragheb Alama, şimdi İstanbul’da Türk dinleyicilerle ilk kapsamlı müzikal buluşmasına hazırlanıyor.
İstanbul’u Doğu ile Batı’nın, gelenek ile yeniliğin doğal biçimde yan yana geldiği bir şehir olarak tanımlayan sanatçı için bu konser, turne takvimindeki yeni bir duraktan fazlasını ifade ediyor. Türkiye ile uzun soluklu bir ilişkinin başlangıcı olmasını istediği İstanbul konseri öncesinde Artistry of Good’a konuşan Ragheb Alama ile müziğin kültürler arasında kurduğu bağdan Arap müziğinin dijital çağdaki dönüşümüne, genç kuşaklarla kurduğu ilişkiden Türk ve Lübnan müzik geleneklerini buluşturma fikrine uzanan bir söyleşi gerçekleştirdik.
İstanbul, Doğu ile Batı’nın hem kültürel hem de müzikal anlamda buluştuğu, dünyanın en özgün şehirlerinden biri. İstanbul ve Türkiye, müzik yolculuğunuzda nasıl bir yere sahip?
İstanbul beni her zaman büyülemiştir. Tarih ve modernitenin, Doğu ve Batı’nın, gelenek ve yeniliğin son derece doğal bir şekilde bir arada yaşadığı bir şehir. Türkiye’nin de duyguyla, güzel melodilerle ve güçlü bir kültürel ifadeyle şekillenen olağanüstü bir müzik mirası var. Bu konser yolculuğumda yeni bir sayfa açıyor olsa da Türk dinleyicilerle uzun zamandır kendimi yakın hissediyorum. İstanbul’da sahne almak benim için takvimde yer alan sıradan bir konser tarihinden çok daha fazlası; anlamlı bir sanatsal buluşma ve umarım uzun soluklu bir ilişkinin başlangıcı.
Kariyeriniz boyunca dünyanın dört bir yanında milyonlarca kişiye konser verdiniz. Bir sanatçı olarak Türk dinleyicilerini sizin için özellikle özel ya da farklı kılan bir şey var mı?
Türk dinleyicilerin müzikle çok güçlü bir duygusal bağı var. Dil farklı olsa bile melodiye, duyguya ve performansın samimiyetine karşılık veriyorlar. Bu benim için çok özel çünkü gerçek duygunun tercümeye ihtiyaç duymadığına her zaman inandım. Ayrıca Türk ve Arap kültürleri arasında doğal bir yakınlık olduğunu düşünüyorum; sıcaklığımız, misafirperverliğimiz ve müziğe duyduğumuz sevgi gibi ortak noktalarımız var. Bu bağı sahnede doğrudan deneyimlemek ve birlikte unutulmaz bir akşam paylaşmak için sabırsızlanıyorum.
Müziğiniz, Arap dünyasının zengin melodik mirasını modern seslerle buluşturuyor. Günümüzde genç kuşak dinleyicilerle bağ kurmak için müziğinizi nasıl geliştiriyorsunuz?
Değişim ve gelişim her zaman müzikal kimliğimin bir parçası oldu. Arap müziğini tanımlayan zengin melodilere ve duygulara büyük saygı duyuyorum; ancak aynı zamanda genç kuşakların bugün müziği nasıl deneyimlediğini de dikkatle takip ediyorum. Buradaki mesele her trendin peşinden gitmek değil; özgünlüğünüzü korurken günümüzün enerjisini anlayabilmek. Yeni sesler, ritimler ve prodüksiyon tarzlarıyla çalışmaktan keyif alıyorum. Ancak melodi, sözler ve duygusal gerçeklik her zaman şarkının merkezinde kalmalı. Genç dinleyiciler samimiyeti fark ediyor ve ben özgünlüğün zamansız olduğuna inanıyorum.
Kariyerinize dönüp baktığınızda, sizin için özellikle unutulmaz ya da dönüştürücü olan bir konser veya canlı performans var mı? Yaklaşan İstanbul konserinizin bu yolculukta nasıl bir anlam taşımasını istiyorsunuz?
Çok özel sahnelerde performans sergileme şansına sahip oldum ve önemli olan her konser içimde bir iz bıraktı. Bazı performanslar büyüklükleri nedeniyle unutulmaz olurken, bazıları seyirciyle paylaşılan tek bir duygusal an nedeniyle hafızanızda kalır. Sadece bir tanesini seçmek gerçekten zor. İstanbul konserinin güzel bir yeni başlangıcı temsil etmesini istiyorum; Türk halkıyla gerçekleştireceğim ilk gerçek müzikal buluşma olacak. Kırk yılı aşkın müzik yolculuğumu kutlarken aynı zamanda taze, enerjik ve bugünün ruhuyla bağlantılı bir gece yaşatmak istiyorum. Her şeyden önemlisi, bunun Türkiye ile uzun soluklu bir ilişkinin ilk bölümü olmasını diliyorum.
Müzik endüstrisi, dijital platformlar ve sosyal medya ile büyük bir dönüşüm geçirdi. Sizce bu dönüşüm Arap müziğinin dünyanın dört bir yanındaki dinleyicilere ulaşma biçimini nasıl değiştirdi?
Dijital platformlar, geçmişte sanatçılarla uluslararası dinleyiciler arasında sınır oluşturan pek çok engeli ortadan kaldırdı. Bugün Arapça bir şarkı, Beyrut veya Kahire’den İstanbul’a, Paris’e, Latin Amerika’ya ya da dünyanın herhangi bir yerine birkaç dakika içinde ulaşabiliyor. Bu durum, Arap müziğinin her kelimesini anlamayan ancak ritmiyle ve duygusuyla güçlü bir bağ kuran dinleyicilere ulaşması için olağanüstü bir fırsat yarattı. Sosyal medya da sanatçılarla dinleyicileri arasında daha doğrudan bir ilişki kurulmasını sağladı. Ancak teknoloji yalnızca bir köprü; müziğin kalıcı olabilmesi için gerçek bir kimliğe ve samimi bir duyguya sahip olması gerekiyor.
Böylesine uzun ve başarılı bir kariyerin ardından, müzikal kimliğinize sadık kalırken gelişmeye devam etmek önemli bir denge. Hala keşfetmek istediğiniz yeni müzikal alanlar veya fikirler var mı?
Kesinlikle. Merak, bir sanatçının gelişmeye devam etmesinin en önemli nedenlerinden biri. Yeni iş birlikleri, beklenmedik müzikal buluşmalar ve Arap müziğini farklı kültürlerle bir araya getirme fikri beni hala heyecanlandırıyor. Lübnan ve Türk müzik geleneklerini bir araya getiren bir proje benim için özellikle ilgi çekici olurdu; çünkü her iki kültür de güçlü bir melodik derinliğe ve zengin bir duygusal yapıya sahip. Yeni prodüksiyon tarzlarını ve uluslararası iş birliklerini de keşfetmekle ilgileniyorum. Ancak bunu her zaman kendi kimliğime saygı göstererek yapmak isterim. Yeniden keşfetmek, başka biri olmak anlamına gelmemeli; kim olduğunuzun yeni bir yönünü ortaya çıkarmalı.
İstanbul konseri sona erdiğinde, Türk dinleyicilerin bu deneyimden yalnızca müzik açısından değil, sahnede yarattığınız duygu ve bağ açısından da yanlarında ne götürmelerini istersiniz?
Konserden, gerçekten birlikte bir şeyler paylaştığımızı hissederek ayrılmalarını istiyorum. Bir konser yalnızca tek yönlü bir performans olmamalı; sanatçı ile dinleyici arasında enerji, duygu ve sevgi alışverişi olmalı. Şarkıları keyifle dinlemelerini, dans etmelerini, şarkılara eşlik etmelerini ve müzikal yolculuğumun farklı bölümlerini keşfetmelerini umuyorum. Ancak bunun ötesinde, Türkiye’ye duyduğum samimi sevgiyi ve saygıyı hissetmelerini istiyorum. Eğer salondan kalplerinde mutlulukla ve dildeki farklılıklara rağmen müziğin bizi birbirimize daha da yaklaştırdığı duygusuyla ayrılırlarsa, o akşam benim için tüm beklentilerimi karşılamış demektir.
Müziğiniz, Arap dünyasının zengin melodik mirasını modern seslerle buluşturuyor. Günümüzde genç kuşak dinleyicilerle bağ kurmak için müziğinizi nasıl geliştiriyorsunuz?
Değişim ve gelişim her zaman müzikal kimliğimin bir parçası oldu. Arap müziğini tanımlayan zengin melodilere ve duygulara büyük saygı duyuyorum; ancak aynı zamanda genç kuşakların bugün müziği nasıl deneyimlediğini de dikkatle takip ediyorum. Buradaki mesele her trendin peşinden gitmek değil; özgünlüğünüzü korurken günümüzün enerjisini anlayabilmek. Yeni sesler, ritimler ve prodüksiyon tarzlarıyla çalışmaktan keyif alıyorum. Ancak melodi, sözler ve duygusal gerçeklik her zaman şarkının merkezinde kalmalı. Genç dinleyiciler samimiyeti fark ediyor ve ben özgünlüğün zamansız olduğuna inanıyorum.
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!






