İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

BASE 9. Edisyon: Genç Sanatçıların Üretim Hikayeleri

Türkiye’nin dört bir yanından gelen yeni mezun sanatçılar, BASE’in 9. edisyonunda yapıtlarının ardındaki düşünsel süreçleri, kişisel hafızalarını ve toplumsal meselelerle kurdukları bağı paylaşıyor. Her biri kendi pratiğinde başka bir evren kuruyor; kırılganlık, kimlik, miras, kent dokusu, rüya anlatıları ve tüketim kültürü arasında gidip gelen bu dünyaların izini sürüyoruz.

Merve Kafa – Paradoks

Merve Kafa’nın “Paradoks” adlı çalışmasının çıkış noktası, güç ilişkileri ve kırılganlık arasında kurduğu çarpıcı karşıtlık. Camdan yapılmış taç ve cam karıncalar, hem gücün geçiciliğini hem de sistemlerin kırılgan yapısını simgeliyor. Bu kompozisyon, özellikle modern kapitalist düzenlerde gücün çoğunlukla kötüye kullanıldığı ve orta sınıfın bu sistemi farkında olmadan yeniden ürettiği bir döngüye işaret ediyor.

Karıncaların tacın parçalarını taşıması, bireylerin eleştirdikleri sistemleri aynı zamanda beslemeleriyle ortaya çıkan paradoksu görünür kılıyor. Merve, “Kaldığımız yerden yalnızca tartışmak, konfor alanını terk etmemek sistemi daha baskın hâle getiriyor,” diyerek çalışmanın temel fikrini özetliyor.

İlayda Çorlu – Tahribat

İlayda Çorlu’nun “Tahribat” serisi, aile kavramına eleştirel bir bakış getiriyor. Ona göre bireysel kimlikler mikro düzeyde, ev ve mahalle gibi alanlarda şekillenirken, patriyarkal aile düzeni aslında “aile adı altında kurulan bir ailesizlik” yaratıyor.

Yıkık ev içi mekânları, psikolojik tahribat ve yalnızlık hissinin bireysel ve toplumsal karşılıklarını taşıyor. Çalışmalarında toprağı kullanması ise, tüm bu yıkımın içinde hâlâ var olan aile geçmişine, köklere ve dayanıklılığa bir vurgu niteliğinde.

Bahar Küpeli Aksoy – Miras

Bahar Küpeli Aksoy, mirası yalnızca genetik aktarımla sınırlamıyor; kültürel, duygusal ve düşünsel hafızayı da içine alan çok katmanlı bir süreklilik olarak ele alıyor. Beş nesle ait gerçek fotoğraflar ve seramik hücreler üzerinden kurduğu yapı, bu aktarımın zaman içinde nasıl biçimlendiğini gösteriyor.

Eser, özellikle anne hattı üzerinden ilerleyen bir hafızaya odaklanıyor. Bahar, “Hep arka planda tuttuğumuz bir ailesel hafıza var; biyolojinin ötesinde kültürel ve duygusal bağları nesiller boyunca taşıyoruz,” diyerek çalışmanın çıkış noktasını açıklıyor.

Arda Başaran – Kent Dokusuna Saygı

Arda Başaran için Ankara’nın sokak yüzeyleri, rastgele yazılar, sokak sanatçıları ve eski apartmanların aşınmış dokuları güçlü bir ilham kaynağı. Çocukluğunun geçtiği bu kentte estetik kaygının yokluğu, onun gözünde özgün bir dokuya dönüşmüş durumda.

Bugün bu apartmanlar birer birer yıkılırken, yerlerine yapılan yeni binaların şehrin ruhunu taşımadığını söylüyor:
“Şehir dokusunu dikkate almıyorlar. Ben de eskiye saygı duruşu niteliğinde işler üretiyorum.”
Arda’nın üretim pratiği, kentsel hafızaya sahip çıkma çabası olarak konumlanıyor.

Edip Eren Kılıç – Rüyanın Arşivi

Edip Eren Kılıç’ın çalışmasının başlangıcı, dedesinin yıllarca tuttuğu rüya defterlerini bulmasıyla ortaya çıkmış. Buluntu nesnelere ve buluntu filme duyduğu ilgi, kişisel bir hafızayı kolektif bir anlatıya dönüştürme fikrini beslemiş.

Sokakta bulduğu kırık bir çocuk maskesi ve babaannesine ait dantelleri esere dahil eden Edip, anonim tekniklerle kişisel olanı evrenselleştirmeyi amaçlıyor. Katmanlı, çizgi roman formunu dönüştüren yaklaşık kırk sayfalık bir rüya anlatısı ortaya çıkmış. Tam üretim sürecindeyken David Lynch’in kaybı onu derinden etkilemiş: “Kitabı dedeme, David Lynch’e adadım,” diyerek işin kişisel bağını ortaya koyuyor.

Sare Yusufoglu – Gıda Gerçeği

Sare Yusufoglu’nun projesi, paketli gıdalardaki içeriklerin anlaşılmaz ve erişilmez olmasından yola çıkıyor. E-kodları üzerine yaptığı araştırmalar sırasında, binlerce katkı maddesinin böceklerden, hayvansal kemiklerden, hatta insan ve hayvan kıllarından üretilebildiğini öğreniyor. Bu bilgilerden hareketle bir farkındalık projesi geliştiriyor ve aynı zamanda bir mobil uygulama üzerinde çalışıyor. Kullanıcılar ürünün fotoğrafını çekerek ya da barkodunu okutarak içeriğin zararlı olup olmadığını hızlıca görebilecekler.

Sare, özellikle çocukların tüketim alışkanlıkları üzerindeki etkilerin altını çiziyor: “Bir pakette izin verilen miktar masum olabilir, ama biz bunu beş paket tüketiyoruz. Bu da fiziksel ve psikolojik sonuçlara yol açabiliyor.”

BASE 9. edisyonunda genç sanatçılar, kırılganlık, kimlik, kültürel aktarımlar, kent hafızası, rüya arşivleri ve tüketim kültürü gibi geniş bir yelpazede meseleleri ele alıyor. Kimisi kişisel bir hikâyeden yola çıkıyor, kimisi toplumsal bir çerçeve kuruyor; ancak hepsinin ortak noktası, dünyaya dikkatle bakan ve onunla yeni bir ilişki kuran bir sanatçı duyarlılığı taşıyor olmaları.

⁠E-BÜLTEN ABONELİĞİ

E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!

×