Geçtiğimiz aylarda Sotheby’s’de düzenlenen ve uluslararası sanat çevrelerinde geniş yankı uyandıran müzayedede, Salvador Dalí imzalı sürrealist bir mücevher, ön satış tahminlerini açık farkla aşarak dikkat çekici bir rekora imza attı. Swirling Sea Necklace (Girdaplı Deniz Kolyesi) adlı eser, yalnızca estetik değeriyle değil, Dalí’nin uzun süre görmezden gelinmiş mücevher pratiğinin bugün yeniden nasıl okunduğunu da gözler önüne seriyor.

Dalí’nin tasarımını yaptığı, uygulaması ise usta kuyumcu Carlos Alemany tarafından gerçekleştirilen kolye; inciler, zümrütler, elmaslar ve safirlerle, kumlu bir kıyıya doğru ilerleyen dalgaların akışkan hareketini ve denizin ritmini çağrıştırıyor. 18 ayar altından üretilen ve klipsinde Dalí’nin imzasını taşıyan bu parça, sürrealizmin yalnızca tuvalle sınırlı olmadığını hatırlatan nadir örneklerden biri.
Dalí için mücevher: “Mutlak faydasızlığın” estetiği
Dalí, mücevheri hiçbir zaman dekoratif bir yan alan olarak görmedi. Aksine, onu sanatının en saf uzantılarından biri olarak tanımladı. “Benim için ideal olan şey, tamamen faydasız olandır,” diyordu sanatçı. “Yazamazsınız, kesemezsiniz, bir yere koyamazsınız. Onu sadece takarsınız. İşte o, mücevherdir.”

1940’lardan itibaren Dalí, mücevheri resimden, heykelden ya da performanstan ayırmadan ele aldı. “The Eye of Time” (1949), göz pınarından süzülen bir damla gibi tasarlanan saatiyle zamanı duygusal bir bedene dönüştürürken; “The Royal Heart” (1953) mekanik olarak atan yakut kalbiyle canlılık fikrini takıya taşıdı. “Ruby Lips”, “The Elephant of Space” ve pırlantalarla örülü yıldız formları, 20. yüzyılın en ikonik sanat-mücevher kesişimlerinden bazıları olarak bugün hâlâ referans kabul ediliyor.
Bu karmaşık ve çoğu zaman mekanik tasarımlar, Dalí’nin vizyonunu kusursuz işçiliğe dönüştüren Carlos Alemany’nin St. Regis Hotel’deki atölyesinde hayata geçti. Çoğu tekil olarak üretilen bu parçalar, lüksü işlevle değil, hayal gücüyle tanımlıyordu.
Kolye kadar çarpıcı bir figür: São Schlumberger
Swirling Sea Necklace’in ilk sahibi São Schlumberger, en az Dalí kadar gösterişli ve iddialı bir figürdü. Fransız-Amerikan petrol devi Pierre Schlumberger’in Portekizli eşi olan São, ölçülülüğe pek inanmayan, sözünü sakınmayan bir stil ve sanat hamisiydi. Rothko, Rauschenberg ve Lichtenstein’a duyduğu hayranlık, onun çağdaş sanata olan sezgisel yakınlığını da ortaya koyuyordu.

Dalí’nin São Schlumberger portresi için 1963–1965 yılları arasında defalarca poz verdiği biliniyor. Ancak süreç kolay değildi. São, yıllar sonra Women’s Wear Daily’ye verdiği bir röportajda Dalí’nin portresi için “Bir fantezi bekliyordum ama o klasik yaptı,” diyerek memnuniyetsizliğini açıkça dile getirmişti. Yine de Dalí, portrede giydiği elbiseyi bizzat seçmiş; görünümü, kendi tasarımı olan Swirling Sea Necklace ile tamamlamıştı. Bugün bu kolye, iki güçlü egonun, iki ayrı estetik tahayyülün kesiştiği bir obje olarak okunuyor.
Geç gelen bir takdir
“The Schlumberger Collection” başlığı altında sunulan ve “Surrealism and Its Legacy” satışına dahil edilen kolye için 350.000–581.000 dolar aralığında bir tahmin yapılmıştı. Ancak yoğun ilgi ve güçlü rekabetin ardından eser, 857.000 doların üzerinde bir bedelle satılarak beklentileri fazlasıyla geride bıraktı.
Bu sonuç, Dalí’nin özellikle 1940’lar ve 50’lerde ürettiği mücevherlerin bugün yeniden değerlendirilmesinin de bir göstergesi. Uzun yıllar “fazla ticari”, “fazla teatral” ya da “fazla süslü” bulunarak göz ardı edilen bu işler, günümüzde Dalí’nin çok-disiplinli pratiğinin en cesur ve en öngörülü parçaları olarak kabul ediliyor.
Bugün Dalí’nin mücevherlerinin büyük bölümü Figueres’teki Dalí Müzesi koleksiyonunda yer alıyor. Sanatçının kendi sözleriyle: “Tarih, bir gün saf güzelliğe sahip, hiçbir faydası olmayan ama kusursuzca icra edilmiş nesnelerin; her şeyin faydayla ölçüldüğü bir çağda dahi değer gördüğünü kanıtlayacak.”
Görünen o ki, bu tarihsel takdir nihayet yerini buluyor.
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!





