Sevgililer Gününe Yakışacak Sinemaskop Bir Dünya Turuna Var Mısınız?
Yazı: Erdem Tatar
My Sassy Girl (2001)
Güney Kore sinemasının şahlanışa geçtiği döneme, yeni milenyumun ilk yıllarına gidiyoruz. İdeal bir çift olmanın kıyısından geçmeyen iki tuhaf insanın, tesadüfün iğne deliğinden geçip aşk tuzağına düştükleri bu macera benzeri görülmemiş bir sinema şahikası. Taklitlerinden sakının ve My Sassy Girl eşliğinde yüreğinizi ısıtın.
The Broken Circle Breakdown (2012)
Mendilleriniz hazır mı? Gözyaşı pınarlarınız fazla mesai yapmak zorunda kalacaklar. Belçika’dan çıkagelen bu mütevazı film, aşkın ve müziğin kesişim kümesine ne kadar duygu sığabilirse tamamını sığdırmak konusunda iddialı. Finalinin etkisi halen zihnimizde tazeyken siz de bize katılın ve bu filmin şarkıları birlikte söyleyelim.
We Made a Beautiful Bouquet (2021)
Bazen bir treni kaçırmak, hiç beklenmediğiniz duygulara yetişmenize vesile olur. Birbirini hiç tanımayan iki insan ne kadar ortak yöne sahip olabilir? En sevdikleri anime film yönetmeninden tutun da günlüklerine kadar benzeşen bir çiftin aşkı ömürlük olabilir mi? Pek çok sinefilin bile ıskaladığı bu şahane buketi tüm sinemaseverlere tavsiye ediyoruz.
A Summer’s Tale (1996)
Aşkın Frankofon hallerinden söz edeceksek, yol bir noktada muhakkak Éric Rohmer’e çıkar. Dört Mevsim Masalları’nın en hovarda, en hafif görünen ama en keyifle izlenen halkası hiç şüphesiz A Summer’s Tale. Fransız plajlarıyla kırsalın arasına sıkışmış bir yaz tatilinde, kahramanımız Gaspard’ın gönül maceralarına tanıklık etmeye davetlisiniz.
Compartment No. 6 (2021)
Moskova’dan Murmansk’a giden hatta, aynı kompartımana sıkışan iki yabancı önce birbirinin sinirini bozuyor, sonra fark etmeden birbirinin yarasına merhem oluyor. Kuosmanen, romantizmi yüksek sesle kurmuyor; bakışlarla, suskunluklarla ve küçük jestlerle örüyor. Şubat soğuğunda sığınacağınız sımsıcak bir liman bu film.
Weathering with You (2019)
Makoto Shinkai, aşkı gökyüzünün lisanıyla işleyen bir deha! Weathering With You, Tokyo’nun bitmek bilmeyen yağmurları altında filizlenen genç bir aşkı anlatırken, romantizmi “dünyanın sonundayız” hissiyle kol kola yürütüyor. Shinkai, modern animenin en mühim auteur’lerinden biri olduğunu bu filmle kanıtlıyor.
The Umbrellas of Cherbourg (1964)
Fransa’da yeni bir durağımız var; bu defa müzikal bir şaheser önereceğiz. Jacques Demy’nin pastel renkler ve benzersiz şansonlarla inşa ettiği, klasiklerin klasiği olarak anılan The Umbrellas of Cherbourg, aşkın dolu dizgin yaşandığı bu özel aya en çok yakışan filmlerden. Sinema tarihi böylesini nadiren görmüştür.
A Fantastic Woman (2017)
Sebastián Lelio’nun Oscar ödüllü A Fantastic Woman’ı, bir yas sürecinin içine sızan öfkeyi ve onur mücadelesini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Marina’nın hikâyesi, yitik bir aşkın ardından kalan enkazı değil; toplumun ön yargısını ve acımasızlığını da yüzümüze çarpıyor. Daniela Vega’nın performansı öyle güçlü ki, film bir noktadan sonra dram değil, direnişin zarif bir portresine dönüşüyor.
Nights of Cabiria (1957)
Enfes rejisör Fellini’nin imzasını taşıyan Nights of Cabiria, kalbi her defasında paramparça edilse de hayata tutunmayı inatla sürdüren bir kadının masalsı trajedisi. Giulietta Masina öyle bir performans ortaya koymuş ki, Cabiria’nın gülüşünde hem umut hem de keder aynı anda parıldıyor. Sinema tarihinin zirvelerinden.
One Fine Spring Day (2001)
Siz bakmayın filmin adında baharın geçtiğine; Hur Jin-ho’nun One Fine Spring Day’i yüreklere fırtına, tufan ve kış soğuğu vaat ediyor. Doğadaki sesleri kaydeden bir ikilinin arasında filizlenen bu aşk öyküsü; tutkunun kontrolden çıkınca ruhu örseleyen bir hakikate dönüşebildiğini işleyen, izleyeni oturduğu yere duygularından mıhlayan bir film.
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!





