İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Galeri 77 Gayane Avetissian’ın Galeride Gerçekleştireceği “Tabula Rasa” İsimli İlk Solo Sergisine Ev Sahipliği Yapıyor

Galeri 77, Gayane Avetissian’ın galeride gerçekleştireceği “Tabula Rasa” isimli ilk solo sergisine 25 Aralık – 14 Şubat tarihleri arasında ev sahipliği yapmanın heyecanını duyuyor. Tabula Rasa’da Ermeni sanatçı Avetissian, çizimi özerk ve araştırmacı bir ifade alanı olarak öne çıkaran, güncel bir eser seçkisi sunar. Dört tuval üzerine çalışma ve yirmi dört kâğıt üzerine eserden oluşan sergi, geleneksel tekniklere dayansa da çağdaş kavramsal bir sorgulamayla şekillenir ve “boş levha” fikrini, hafıza, eğitim ve yaşantıyla çoktan işaretlenmiş bir alan olarak ele alır.

1995 yılında Ermenistan’ın Erivan kentinde doğan Gayane Avetissian, resim ve çizimi daha geniş bir kavramsal çerçevede yeniden ele alan çağdaş bir sanatçıdır. 2012–2017 yılları arasında Panos Terlemezyan Devlet Güzel Sanatlar Koleji Resim Bölümü’nde, 2017–2020 yılları arasında ise Ermenistan Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Grafik Bölümü’nde eğitim almıştır. 2021 yılında Moskova’daki Joseph Backstein Çağdaş Sanat Enstitüsü’nde tam burslu olarak öğrenimine devam etmiş ve Garage Moskova Çağdaş Sanat Müzesi sanatçı programına rezidans sanatçı olarak seçilmiştir. Son on yılda Ermenistan, Lübnan ve Rusya’da birçok karma sergide yer almış; Ermenistan’da çeşitli tiyatro yapımlarında sanat yönetmeni olarak çalışmıştır.

Tabula Rasa, kâğıdı sanatsal araştırmanın temel mecrası olarak ele alan dört tuval ve yirmi dört kâğıt çalışmayı bir araya getirir. Kâğıt üzerindeki işlerin ağırlığı, doğrudanlık, indirgeme ve primitif bir görsel dile yönelimi işaret eder; burada jest, tekrar ve içgüdü, biçimsel inceliğin önüne geçer. Bu eserler hazırlık eskizleri olarak değil, düşünce, hafıza ve algı süreçlerini en dolaysız hâliyle kaydeden, tamamlanmış ve özerk ifadeler olarak konumlanır. Kavramsal olarak sergi, tabula rasa’nın felsefi anlamını sorgulayarak, kimliğin, öğrenmenin ya da sanatsal ifadenin tarafsız bir noktadan başlayıp başlayamayacağı sorusunu gündeme getirir. Avetissian, yüzeyi boş bir zemin olarak değil; kalıtımsal hafıza, duygusal deneyim ve kültürel izlerle biçimlenmiş bir alan olarak ele alır. Ham çizgiler, parçalı figürler ve sembolik imgeler aracılığıyla her yazma eyleminin, zaten var olanla kurulan bir müzakere olduğunu ortaya koyar.

Eğitim, yetişme ve yaşam boyu öğrenme, serginin temel kavramsal çerçevesini oluşturur. Kâğıt işlerin seri ve tekrara dayalı yapısı; öğrenme ve unlearning, yazma ve silme süreçlerini çağrıştırarak, kimliğin zaman içinde sürekli olarak kurulduğunu ve yeniden biçimlendiğini yansıtır. Avetissian’ın soyutlama, primitivizm, neo-dışavurumculuk ve realizm arasında dolaşan akışkan dili, insan algısının katmanlı ve çoğu zaman çelişkili doğasıyla paralellik kurar.

Çocukluk hafızasına, kişisel korkulara ve kolektif kültürel referanslara dayanan yinelenen motifler, eserlerde indirgenmiş bir formda ortaya çıkar. Sabit semboller olmaktan ziyade, bireysel olan ile kolektif olan arasında köprü kuran psikolojik işaretler olarak işlev görürler.

Sayıca daha az olan tuvaller mekânsal bir denge unsuru oluştururken, kâğıt üzerindeki işler
serginin kavramsal yoğunluğunu ve ritmini taşır. Tabula Rasa, dönüşümü açık uçlu ve süreklilik gösteren bir süreç olarak ele alır. Çözümden ziyade ifşayı önceleyen sergi, izleyiciyi başlangıç fikrini yeniden düşünmeye davet eder; “boş levha”yı deneyim, kırılganlık ve olasılıkla çoktan işaretlenmiş bir yüzey olarak görünür kılar.

⁠E-BÜLTEN ABONELİĞİ

E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!

×