İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Grammy 2026: Müzik Dünyasının En Büyük Gecesi Ödüllerle Parladı 

Los Angeles’taki görkemli 68. Grammy Ödülleri töreninde Bad Bunny, Kendrick Lamar, Billie Eilish ve Lady Gaga başta olmak üzere birçok sanatçı, başarılarını ödüllerle taçlandırdı. Gecede yılın albümü, kaydı ve şarkısı kategorilerinin kazananları ilan edilirken sahnede unutulmaz performanslar sergilendi ve müzik dünyasının en prestijli isimleri bir araya geldi. 

Suzan Somalı Sönmez

ssomalisonmez@gmail.com

Uzun zamandır merakla beklediğimiz Grammy Ödülleri, bu yıl da müzik dünyasının en parlak isimlerini bir araya getirdi. Ancak, Türkiye’de dijital platformların ciddi üyelik ücretleri almalarına rağmen anlaşılmaz bir şekilde asla bu tip ödül törenlerine yatırım yapmaması sebebiyle töreni canlı olarak izleyemedik. Yani bu yıl da bu heyecanı tam anlamıyla yaşayamadık. Yine de her detayını titizlikle inceleyip, sonuçları ve önemli anları sizlerle paylaşmak için törenler bitip, ajanslara detaylar ve görüntüler düştükten sonra işe koyulduk. 

2026 Grammy Ödülleri, uzun yıllardır töreni yayınlayan CBS kanalında bu yıl son kez ekranlara geldi. Recording Academy ile CBS arasındaki yayın anlaşması bu yılın organizasyonuyla sona erdi ve 54 yıllık (kesintisiz) birliktelik rekoruna ulaşmış oldu; 1973’ten 2026’ya kadar Grammy’ler CBS’te yayınlandı, ancak 2027’den itibaren yayın evi değişecek. 

2026 töreni 1 Şubat 2026 Pazar gecesi Crypto.com Arena’dan canlı olarak CBS’te yayınlandı; aynı zamanda Paramount+ üzerinden canlı ve isteğe bağlı izleme imkânı sunuldu. Türkiye’de Paramount+’un içeriklerine erişim, doğrudan ayrı bir Paramount+ aboneliğiyle değil, ancak ikifarklı dijital yayın platformuyla yapılan iş birliği sayesinde sağlanıyor. Paramount Global Content Distribution ile bu dijital platformlar arasında yapılan anlaşma uyarınca, Paramount+’un film ve dizi içerikleri izlenebiliyor; bu platformlara abone olarak Paramount+ markalı içerik kütüphanesine erişilebiliyor. Yani Türkiye’de Paramount+’ı izlemek isteyen kullanıcılar Paramount Pictures, Republic Pictures, CBS Studios ve Showtime içeriklerini bir araya getiren bu platformlara abonelik aracılığıyla Paramount+ içeriklerine ulaşabiliyorlar aslında.

‘80’li ‘90’lı yıllarda hatta 2000’lerde bu kadar imkan yokken, daha dijital platform denilen kavram yokken dahi Oscar, Golden Globe, Grammy gibi törenleri canlı izleyebiliyorduk. Bugünün sınırsız imkanlar sunan ortamında, eli kolu bağlı kalmanın bir gazeteci olarak ne kadar hayal kırıklığı yarattığını ve can sıkıcı olduğunu tahmin edersiniz. Ciddi abonelik rakamları ödeyerek üye olduğumuz dijital platformlara sadece film, dizi yayınıyla bu işin yürümeyeceği ve global önem taşıyan ödül törenlerini izleyicisine ulaştırması gerektiği vurgusunu şiddetle yaparak detaylara geçelim.

Müzik endüstrisinin en iyileri ve en parlak isimleri bir arada

Son bir yılın en başarılı albüm, şarkı ve performanslarının ödüllendirildiği 68. Grammy Ödülleri, hem kazananları hem de sahne şovlarıyla müzik dünyasının nabzını tuttu. Tören, Amerikan müzik endüstrisinin en önemli etkinliklerinden biri olarak Los Angeles’taki Crypto.com Arena’da düzenlendi ve canlı yayınlanan gecede komedyen Trevor Noah, müzik dünyasının en başarılı isimlerini ve yeni yeteneklerini sahnede ağırladı. 

Bad Bunny, Kendrick Lamar, Billie Eilish ve Lady Gaga’nın gecenin öne çıkan isimleri arasında yer aldığı törende sanatçılar, kazandıkları ödüllerin yanı sıra sahnedeki performanslarıyla da törene damga vurdular. Pharrell Williams, Clipse, Sabrina Carpenter, Rosé ve Bruno Mars gibi farklı kuşaklardan ve müzik türlerinden isimlerin sahne aldığı Grammy gecesi pop, hip-hop, R&B, rock, caz, Country, Latin ve dünya müziğinin yıl içindeki etkisini gözler önüne serdi.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Grammy Ödülleri, yalnızca kazananlarla değil sahne performansları, sürpriz iş birlikleri ve görsel şovlarıyla da dikkat çekti. Tören, müzik endüstrisinin son bir yıldaki estetik ve ticari eğilimlerini yansıtan önemli bir vitrin işlevi gördü.

Tören, göçmenlere destek mesajlarına sahne oldu

68. Grammy Ödülleri, bu yıl ABD genelinde göçmenlik politikalarına karşı yükselen protestolarla gerçekleşti. Müzik endüstrisinin en prestijli gecesinde ödüller sahiplerini bulurken, birçok kazanan sanatçı da sahneyi göçmenlere yönelik destek mesajları vermek için kullandı. Tören öncesinde Kendrick Lamar, Lady Gaga ve Bad Bunny adaylıklarıyla öne çıkan isimler arasında yer alıyordu. Ancak geceye asıl damgasını vuran özellikle Bad Bunny, Olivia Dean ve Billie Eilish’in kabul konuşmalarında göçmenlere açık destek içeren ifadeleri oldu.

‘En İyi Yeni Sanatçı’ ödülünü kazanan İngiliz şarkıcı-söz yazarı Olivia Dean, konuşmasında kendi ailesinin göçmenlik geçmişine dikkat çekti. Babası İngiliz, annesi Jamaika ve Guyana kökenli olan Dean, New York Times’a da yansıyan sözlerinde, “Burada bir göçmenin torunu olarak bulunuyorum. Cesaretin bir ürünüyüm ve bu insanlar kutlanmayı hak ediyor. Birbirimiz olmadan hiçbir şeyiz,” ifadelerini kullandı.

Dean’in konuşmasından kısa süre sonra sahneye çıkan Bad Bunny, Los Angeles’taki Crypto.com Arena’yı dolduran izleyicilerden uzun süre ayakta alkış aldı. ‘En İyi Música Urbana Albümü’ ödülünü kabul ederken konuşmasına “ICE Out” çağrısıyla başlayan Porto Rikolu sanatçı, Trump yönetiminin göçmen politikalarına ve kitlesel sınır dışı etme uygulamalarına doğrudan gönderme yaptı. “Biz vahşi değiliz, hayvan değiliz. Biz insanız ve Amerikalıyız,” diyen Bad Bunny, gecenin en büyük ödüllerinden biri olan ‘Yılın Albümü’ ödülünü de kazanarak mesajını daha da görünür kıldı. Kabul konuşmasında Bad Bunny, ödülünü “hayallerinin peşinden gitmek için vatanlarını ve ülkelerini terk etmek zorunda kalan tüm insanlara” adadı. Sanatçı nefrete sevgiyle karşılık verilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Nefret, nefretle güçlenir. Nefretten daha güçlü olan tek şey sevgidir. Eğer savaşacaksak, bunu sevgiyle yapmalıyız,” dedi. Sunucu Trevor Noah’nın daha sonra “Porto Rico’ya yaşamaya gelsem, ne dersin?” sözlerine Bad Bunny’nin “Farkında mısın bilmiyorum ama Porto Rico Amerika”nın bir parçası,” cevabını vermesi salonda espriyle karşılandı.

Bad Bunny’nin önümüzdeki hafta Super Bowl devre arası gösterisinde sahne alacak olması da tartışmaları beraberinde getirdi. Neredeyse tamamen İspanyolca şarkılar söyleyen sanatçının  performansı bazı muhafazakâr çevreler tarafından eleştirilirken, göçmenlere verdiği açık destek nedeniyle hedef alındı. Göçmenlik tartışmaları, geçtiğimiz ay Minneapolis’te ICE karşıtı protestolar sırasında yaşanan ölümlerle birlikte daha da alevlenmişti.

Tören boyunca birçok ünlü isim de sembolik mesajlar verdi. Hailey ve Justin Bieber, Billie Eilish ve Carole King gibi sanatçılar “ICE Out” rozetleri takarak göçmenlere desteklerini gösterdi. ‘Yılın Şarkısı’ ödülünü kabul eden Billie Eilish konuşmasında, “Çalınmış topraklarda kimse yasa dışı değildir” ifadesini kullandı. Konuşmasının sansüre uğrayan bölümlerine rağmen Eilish, mücadelenin ve ses yükseltmenin önemine dikkat çekti.

Gecenin ilerleyen saatlerinde konuşma yapan Record Academy CEO’su Harvey Mason Jr., kriz dönemlerinde müziğin rolüne değinerek, “Sözler yetersiz kaldığında, müzik konuşur,” dedi. Kendrick Lamar ile birlikte ‘Yılın Kaydı’ ödülünü alan SZA ise umudu koruma çağrısı yaparak, “Şu an korkutucu bir zaman olabilir ama dünya savaşlar gördü, salgınlar yaşadı ve biz devam ettik. Birbirimize ihtiyacımız var.” mesajını verdi.

2026 Grammy Ödülleri, yalnızca müzikal başarıların değil, sanatçıların toplumsal meseleler karşısında aldıkları açık pozisyonların da öne çıktığı bir gece olarak kayda geçti.

Kendrick Lamar, en çok ödül alan isimlerden oldu

Grammy Ödülleri gecesinde Kendrick Lamar, törenin en çok ödül alan isimlerinden biri oldu ve kariyerinin en güçlü performanslarından birini sergiledi. 

Lamar, SZA ile birlikte “Luther” ile ‘Yılın Kaydı’ dahil olmak üzere toplam beş Grammy kazandı; bunlar arasında ‘En İyi Rap Albümü’ (“GNX), ‘En İyi Rap Albümü’ (“TV Off”) ve ‘En İyi Rap Performansı (“Chains & Whips”) gibi rap kategorilerinin tamamı yer aldı ayrıca “Luther” ile ‘En İyi Melodik Rap Performansı’ ödülünü de aldı. Böylece Lamar, Grammy Ödülleri’nde ‘Yılın Kaydı’ ödülünü üst üste kazanan ilk erkek sanatçı ve bu ödülü iki kez kazanan ilk rapçi oldu. Bu başarıyla Lamar, Grammy tarihinin en çok ödül kazanan rap sanatçısı unvanını Jay‑Z’yi geçerek elde etti ve toplam Grammy sayısını kariyerinde 27’ye yükseltti, böylece hip‑hop’un en tanınmış figürlerinden biri olarak konumunu perçinledi. 

Kendrick Lamar

Sahneye çıktığında yaptığı kabul konuşmasında, başarısını müziğine ve kültüre olan bağlılığına bağladı., Hip‑hop’un her zaman var olacağını vurgulayarak dinleyicilere, destekçilere ve inananlara teşekkür etti. Bu zaferler Lamar’ı sadece gecenin değil son yılların da en etkili ve ödüllü rap sanatçılarından biri haline getirdi. 

Rosé, 2026 Grammy Ödülleri’nde bir ilke imza attı

BLACKPINK üyesi Rosé, 2026 Grammy Ödülleri’nde K-pop tarihinde bir ilke imza attı. Güney Koreli yıldız, Grammy sahnesinde performans sergileyen ilk solo K-pop sanatçısı oldu. Pazar gecesi düzenlenen törende Rosé, Bruno Mars ile birlikte seslendirdiği “APT” adlı şarkıyla geceyi açan isimlerden biri oldu. Törenin yayınlanan ilk görüntülerinde Mars ve Rosé birlikte kameraların karşısına geçerken, Rosé’nin Mars’ın yanağına kondurduğu öpücük izleyicilerden büyük alkış aldı. 

Rosé’yi solo sanatçı olarak küresel ölçekte tanınır hâle getiren “APT”, Kore’ye özgü bir içki oyunundan esinlenerek yazıldı ve şarkının sözleri bizzat Rosé’ye ait. İlk kez Grammy’ye aday gösterilen sanatçı, bu yıl üç adaylıkla törene katıldı. Rosé ve Bruno Mars, “APT” ile ‘Yılın Kaydı’ ve ‘Yılın Şarkısı’ kategorilerinde aday olurken, ayrıca ‘En İyi Pop İkili/Grup Performansı’ dalında da aday gösterildi. Ancak ödül, prömiyer töreninde “Wicked: For Good” filmindeki performanslarıyla Cynthia Erivo ve Ariana Grande’ye gitti.

Rosé ve Bruno Mars

Rosé, yılın başlarında verdiği röportajlarda Grammy’lerde tarih yazma ihtimali sorulduğunda, “Şu anda tüylerim diken diken oluyor. Bu, büyürken kendimden şüphe ettiğim pek çok şeyi kanıtlayacak bir an olabilir. Sadece benim için değil, inanan herkes için anlamlı bir kutlama olur,” ifadelerini kullanmıştı.

2024’te bir ‘MTV Video Müzik Ödülü’ de kazanan Rosé, “APT” ile Billboard Hot 100 listesinde 45 hafta kalarak yılın en dikkat çeken şarkılarından birine imza attı. Şarkının ilk single’ı olduğu ilk solo albümü “Rosie”, Aralık 2024’te yayınlandı ve Billboard 200 listesine 3 numaradan giriş yaptı.

“KPop Demon Hunters” da tarih yazdı

Öte yandan, KPop Demon Hunters projesinin Grammy’nin açılış seremonisinde ödül kazanması, K-pop adına bir başka tarihi an olarak kayda geçti. BLACKPINK üyesi Rosé’nin ve Huntr/x vokalistlerinin Grammy sahnesinde yer alması, K-pop’un ABD’de artık ana akım bir güç haline geldiğinin güçlü göstergelerinden biri olarak yorumlandı. Özellikle Rosé’nin törenin açılış performansında yer alması, K-pop’un küresel müzik endüstrisindeki konumunu pekiştiren simgesel bir an olarak öne çıktı.

Sony Pictures Animation imzalı ve 2025 Haziran ayında dijital platformda yayınlanan “KPop Demon Hunters”, sinemalarda gösterime girdiği dönemde platforma ilk kez gişe liderliği kazandıran yapım oldu. Filmin müzikleri, Billboard’ın 2025’in en yüksek sıralamalı film müziği listesinde zirveye yerleşirken, soundtrack’te yer alan “Golden” ve “Your Idol” şarkıları ABD Spotify listelerinde bir numaraya yükseldi. Film etrafında oluşan hayran ilgisi kısa sürede popüler kültüre de yansıdı; karakterler Cadılar Bayramı kostümlerinin gözde tercihlerinden biri haline geldi. Filmdeki Huntr/x grubunun vokallerini seslendiren Ejae, Audrey Nuna ve Rei Ami ise geniş hayran kitlelerine ulaştı.

“KPop Demon Hunters”, Grammy Ödülleri’nde ‘Yılın Şarkısı’ dahil olmak üzere dört dalda adaylık elde etti. Filmden “Golden”, Pazar günü düzenlenen törende ‘Görsel Medya İçin Yazılmış En İyi Şarkı’ ödülünü kazanarak erken bir başarıya imza attı. Şarkının söz yazarları arasında Ejae, Park Hong Jun, Joong Gyu Kwak, Yu Han Lee, Hee Dong Nam, Jeong Hoon Seo ve Mark Sonnenblick yer aldı. Ödülün ardından kırmızı halıda konuşan Huntr/x elemanlarından Ejae, bunun kendisi için “tarihi bir an” olduğunu belirterek, başarının Koreli Amerikalı kimliği açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Grubun diğer üyelerinden Rei Ami, genç kızlara “daha büyük hayaller kurmaları ve kendilerine inanmaları” çağrısında bulunurken, Audrey Nuna ise “en gerçek hallerine, karanlık yönleri dahil, sahip çıkmaları” gerektiğini vurguladı.

Filmin Grammy başarısı, Hollywood ödül sezonuna güçlü bir giriş yapmasının ardından geldi. “KPop Demon Hunters”, daha önce Critics’ Choice Awards’ta (‘En İyi Animasyon Film’, ‘En İyi Şarkı’) ve Golden Globe Ödülleri’nde (‘En İyi Animasyon Film, En İyi Orijinal Şarkı’) ikişer ödül kazanmıştı.

Justin Bieber’dan zamanıi durduran performans

Justin Bieber, özellikle “Swag” albümüyle eleştirmenler ve müzik zevkini belirleyen çevrelerden güçlü destek alarak kariyerinin bu aşamasında her zamankinden daha yüksek bir itibara ulaştı. Büyük prodüksiyonlardan uzaklaşıp daha lo-fi ve kişisel bir sound’a yönelmesi, ona bu yıl dört Grammy adaylığı getirdi; ancak ödül kazanamadı. Bu tablo, Grammy geçmişiyle de tutarlı: 27 adaylığa karşılık yalnızca iki ödül.

Justin Bieber

Dört önemli adaylığa rağmen Bieber, büyük kategorilerin hiçbirinde gerçek bir favori olarak görülmedi. Dört yıllık geri dönüş hikâyesinin, Kendrick Lamar veya Bad Bunny gibi dönemin en güçlü isimlerini geride bırakmasına yetmesi zaten zordu. Lola Young’a kaybetmek ise, aynı kategorideki pek çok yıldız için olduğu gibi biraz daha can yakıcı oldu. Buna karşın törendeki sürpriz solo performansı ilgiyle karşılandı.

Bieber, 2026 Grammy Ödülleri’nde sergilediği sade ama çarpıcı “Yukon” performansıyla törenin temposunu adeta durdurdu ve izleyiciyi sadece hissetmeye zorladı. Boxer şortu, kalın çorapları, dövmeleri ve boynuna astığı mor gitarıyla sahneye çıkan Bieber, bilinçli bir savunmasızlık sergiledi; bu görünüm, yıllardır açıkça dile getirdiği kaygı halinin görsel bir ifadesi gibiydi. Bieber, sahnede ikna etmeye ya da parlamaya çalışmadı. Performansın ilk dakikasında hiç şarkı söylemeyip yalnızca pedallar ve loop’larla şarkının temelini kurması, gösteriyi bir pop şovundan çok içsel bir ritüele dönüştürdü. Şarkıya girdiğinde ise sesi; gerginlik, yorgunluk ve kontrollü bir öz güven arasında gidip gelen daha karmaşık bir ifade kazandı. Bu performans, gecenin en beklenmedik ve akılda kalan anı olurken Grammy sahnesinde yıldızlardan beklenen kusursuzluk fikrini de sorgulattı. Bieber’ın kapalı gözleri, kollarını kavuşturmuş duruşu ve yalnızca kendi loop’larıyla sahnede durmayı seçmesi; Ed Sheeran, Kanye West ya da Andrew Bird gibi el yapımı performans geleneğine ve yeni dönem işbirlikçileri Dijon ile Mk.gee’nin estetiğine göz kırptı. 

Sonuç olarak Bieber, Grammy gecesinde ödül kazanmasa da gösteriyi gösterişten arındırıp kırılganlık, insanlık ve samimiyet üzerine düşünmeye zorlayan nadir anlardan birine imza attı.

Lola Young sürpriz yaptı

Lola Young, pop müziğin en güçlü isimlerini geride bırakarak gecenin en büyük sürprizlerinden birine imza attı. ‘En İyi Pop Solo Performans’ ödülünü kazanacağı, ne tahmin listelerinde ne de Grammy bingo kartlarında gerçekçi bir ihtimaldi; zira karşısında Sabrina Carpenter, Lady Gaga, Chappell Roan ve Justin Bieber gibi dev isimler vardı. ABD’deki bilinirliği bu isimlerin gerisinde olsa da Young, İngiltere’de yenilmesi zor bir figür ve eleştirmen ağırlıklı bir oylamada burada da kazanabileceği rahatlıkla savunulabilirdi.

Lola Young

Turnesinden sağlık gerekçeleriyle çekilmesi, rüzgârın bir noktada ona karşı döndüğünü gösterse de ivmesini korumak ya da Grammy kampanyası yürütmek yerine sağlığını öncelemesi doğru bir tercihti. Young, herkesin zevkine hitap eden bir sanatçı olmasa da “I’m Only F..king Myself” albümü güçlü bir iş, “Messy” ise dijital platformlarda dikkat çekici bir hit oldu. 

Tam da bu yüzden, desteklediğimiz isim olmasa bile bu sonucu olumlu bir sürpriz olarak görmek mümkün. Lola Young, Grammy izlemeyi eğlenceli kılan türden, beklenmedik bir kazanan. Üstelik bu ödül, ‘En İyi Yeni Sanatçı’ kategorisindeki “kaçınılmaz” sonuçların ötesinde, Recording Academy’nin uzun soluklu bir kariyere sahip olabilecek bir sesi erken aşamada görünür kılması açısından da anlamlı bir tercih oldu.

Lady Gaga’nın sıfır görüşlü kostümü

68. Grammy Ödülleri gecesinde Lady Gaga, müzik kariyerinin en enteresan performanslarından birini sergiledi ve geceyi iki Grammy kazanarak tamamladı. Gaga “Mayhem” albümüyle ‘En İyi Pop Vokal Albümü’ ödülünü kazanırken, “Abracadabra” parçasıyla da ‘En İyi Dans/Pop Kaydı’ ödülüne uzandı; böylece toplamda 7 adaylıktan 2 ödül ile ayrıldı ve kariyerindeki başarı sayısını artırdı.

Lady Gaga gecede kırmızı halıya damga vuran en dikkat çekici görünüşlerden birini sergiledi. Los Angeles’taki Crypto.com Arena’ya adım attığında Paris merkezli couture markası Matières Fécales tarafından tasarlanan tamamen siyah tüylerle kaplı uzun bir elbise giymişti. Bu yüksek  yakalı, vücuda oturan ancak arkasında uzun bir kuyruğu olan dramatik tasarım, “kara kuğu” temalı bir görsel yarattı. Kıyafetin gotik ve teatral havası, Gaga’nın platin sarısı saçları ve açılı, ağartılmış kaşlarıyla kontrast oluşturdu ve bir performans karakteri hissi verdi. Aksesuar olarak sadece nişan yüzüğünü kullanması dramatikliği daha da vurguladı. Gaga’nın bu tercihinin, son albümü “Mayhem”in karanlık ve estetik temasını yansıtarak moda ile müziği bütünleştirdiği yorumları yapıldı. 

Gaga tören sırasında “Abracadabra” şarkısıyla sahnede enteresan bir performans da gerçekleştirdi ancak ‘En İyi Dans/Pop Kaydı’ (Best Dance Pop Recording) ödülü almasına rağmen bu kez dans etmedi, durağan ve teatral bir koreografi tercih etti. Tabii, bunda sahnede giydiği kostümün büyük etkisi olabilir. Gaga; Alexander McQueen’in 2009 Sonbahar “Horn of Plenty” koleksiyonundan kırmızı ve siyah tüylerden oluşan omuz pediyle desteklenmiş bolero üst ve şekillendirilmiş etekten oluşan iki parçalı kostümünü yüksek topuklu çizmelerle tamamlamıştı. Ancak Philip Treacy imzalı kafes biçimindeki başlık görüşünü tamamen sıfırlıyor ve hareket kabiliyetini kısıtlıyor izlenimi verdi.

Gecenin ilerleyen anlarında ödüllerini almak için sahneye çıktığında ise bu kostümün bazı parçalarını çıkararak daha sade bir görünümle yer aldı fakat performans kostümü, geceye damgasını vuran sahnede hem müzikal hem görsel bir anlatı olarak hatırlanacak şekilde ön plana çıktı. Kabul konuşmasında müzik yolculuğunun kişisel anlamını vurgulayarak alandaki diğer sanatçılara ve ekibine teşekkür eden Gaga, Grammy sahnesinde yine çok konuşulacak bir varlık sergiledi. 

Billie Eilish için gecikmiş adalet

Billie Eilish, ticari açıdan yılın gerisinde kalsa bile Grammy’ler söz konusu olduğunda her zaman hesaba katılması gereken bir güç. Recording Academy’nin Eilish’e duyduğu açık sempati, onu aday olduğu her kategoride – bu yıl ‘Yılın Şarkısı’ ve ‘Yılın Albümü’ başlıklarında sürpriz olarak anılsa bile – potansiyel bir kazanan konumuna taşıyor. “Wildflower”ın, 2024’te yayınlanan ve geçen yıl zaten ödül almış bir albümden geç dönemde single olarak öne çıkarılması ise tartışma yarattı; bu hamle, Eilish cephesinin uyanıklığı kadar, Grammy’nin adaylık kurallarını esnetmeye açıklığı nedeniyle Akademi’ye yöneltilen eleştirileri de beraberinde getirdi.

İlk bakışta bunun ‘Billie’nin yılı’ olmadığı düşünülebilirdi; zira parça, yeni bir albüm döngüsünün değil hâli hazırda taçlandırılmış bir işin uzantısıydı. Ancak görünen o ki seçmenler, Billie Eilish ve Finneas söz konusu olduğunda ‘eski haber’i bir dezavantaj olarak okumuyor. Eilish, hem yirmili yaşlardaki hem de yetmişli yaşlardaki seçmenlere aynı anda hitap edebilen nadir geri dönüş adaylarından biri: Özünde bir pop klasikçisi ama aynı zamanda cesur ve çağdaş bir duruşa sahip.

Üstelik bir hit, her zaman hittir. “Wildflower”, daha da büyük etki yaratan “Birds of a Feather”ın gölgesinde kalsa bile güçlü bir başarı yakaladı. Belki de geçen yıl ödül alamayan ve son yılların en iyi pop şarkılarından biri olarak görülen “Birds of a Feather”, bu kez seçmenleri ‘gecikmiş adalet’ duygusuyla Eilish lehine daha cesur davranmaya itti.

Taylor Swift ve Grammy’de esneklik tartışması 

Billie Eilish’e adaylık konusunda tanınan esneklik, bu yıl Taylor Swift için geçerli olmadı. Amerikalı şarkıcı-söz yazarı Taylor Swift’in on ikinci stüdyo albümü “The Life of a Showgirl”, 3 Ekim 2025’te Republic Records aracılığıyla yayınlandı. Swift, albümü 2024 ortalarında ‘Eras Turnesi’nin Avrupa ayağı sırasında İsveç’te yapımcılar Max Martin ve Shellback ile birlikte kaydetti. Turneden ve Travis Kelce ile olan romantik ilişkisinden ilham alan Swift, “The Life of a Showgirl” albümünü, zafer dolu ruh halini yansıtan canlı ve enerjik bir albüm olarak tasarladı. Ancak Swift’in “The Life of a Showgirl” albümü, Grammy takvimine göre uygun tarihlerde yayınlanmadığı için 2026 ödüllerinde aday olamadı. Bu durum, Recording Academy’nin Eilish örneğinde kuralları esnettiği yönündeki eleştirileri daha da görünür kıldı; zira popun en güçlü ve kurumsal figürlerinden biri olan Swift için aynı tolerans gösterilmedi.

Taylor Swift

Grammy adaylığı için belirleyici unsur, Recording Academy’nin her yıl ilan ettiği ‘uygunluk dönemi’. Genel kural olarak, 1 Ekim-30 Eylül tarihleri arasında yayınlanan albüm ve şarkılar bir sonraki yılın Grammy Ödülleri’nde değerlendirmeye alınıyor. Bu takvimin dışında kalan işler ise teknik olarak aday olamıyor. Taylor Swift’in “The Life of a Showgirl” albümü, 2025 Ekim ayında yayınlanarak bu uygunluk penceresinin dışında kaldığı için 2026 Grammy’lerine başvuramadı. Yani mesele sanatsal değer ya da tercih değil, tamamen takvimsel bir engel olarak ortaya konuldu. Tartışma ise tam bu noktada büyüdü: Geçen yıl yayınlanmış ve hatta ödül almış bir albümden yeni single’larla yeniden aday olan Billie Eilish’e esneklik tanınırken, Swift için aynı yaklaşımın gösterilmemesi, Grammy’nin kuralları kime göre ve ne ölçüde esnettiği sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Taylor Swift, bu yı Grammy’de aday olamasa da geceye damgasını vuran isimlerden biri olmayı sürdürdü. Törene, nişanlısı – Amerikan futbolunun yıldız isimlerinden ve popüler podcast’leriyle de tanınan – Travis Kelce ile birlikte katılması, gecenin en çok konuşulan detayları arasındaydı. Swift’in varlığı, ödül yarışının dışında kalmış olsa bile ilgi odağı olmayı başaran, popülerlik ve sembolik güç açısından hâlâ oyunun kurallarını belirleyen bir figür olarak Grammy gecesinin kültürel merkezinde durduğunu bir kez daha gösterdi.

Bir ‘yeniden adaylık’ da Pınar Toprak’tan

ABD’de yaşayan Türk müzisyen Pınar Toprak, 2026 Grammy Ödülleri’nde “Avatar: Frontiers of Pandora” projesiyle ‘En İyi Film Müziği (Video Oyunları ve Diğer İnteraktif Medya)’ kategorisine aday gösterildi ancak ödülü Austin Wintory’nin “Sword of the Sea” adlı eserine kaptırdı. Adaylık, sanatçının prestijli Grammy adaylıklarından biri olarak kayda geçti ve müzik endüstrisindeki tanınmış konumunu daha da güçlendirdi. Toprak, aynı eserle 2025 Grammy’de de aday gösterilmişti yani aynı projeden üst üste iki yıl adaylık alarak dikkat çekti. 

Pınar Toprak

“Avatar: Frontiers of Pandora” projesi, 2025 uygunluk döneminde yayınlanan müzik parçaları ve sürümleriyle önceki yılda aday olmuştu. 2025-2026 dönemi için yeniden öne çıkan veya güncellenmiş bir sürüm (özel dijital versiyon, genişletilmiş soundtrack, single olarak yayınlanan parça vb.) sayesinde 2026 Grammy’sinde de aday gösterildi. Bu adaylık, Billie Eilish örneğinde oldıuğu gibi ‘aynı projeden üst üste iki yıl adaylık” olarak görünmesini sağladı ancak teknik olarak farklı bir yayın/versiyon üzerinden yapılan uygunluk başvurusu olduğu için kurallara uygundu.

Besteci olarak köklü bir geçmişe sahip olan Toprak, “Captain Marvel” gibi milyar dolarlık gişe yapan yapımların müziklerini besteleyen ilk kadın müzisyen olmanın yanı sıra, *’ASCAP Shirley Walker Ödülü’ ve ‘International Film Music Critics Association (IFMCA)’ gibi prestijli ödüllerde de kazandığı başarılarla tanınıyor. Ödül töreninde birincilik ödülünü kazanamaması, bu yılki rekabetin ne kadar yoğun olduğunun bir göstergesi olarak değerlendirilirken,üst üste gelen adaylıklar ve uluslararası projelerdeki rolü Pınar Toprak’ı küresel film ve oyun müziği sahnesinde önemli bir figür olarak konumlandırıyor. 

Sabrina Carpenter’a bolca sevgi 

Sabrina Carpenter, Grammy sahnesinde sergilediği “Manchild” performansıyla büyük beğeni topladı ve törenin ardından evine bolca sevgiyle döndü. 

“Manchild” single’ı ve “Man’s Best Friend” albümü, 2025’te neredeyse her açıdan büyük bir başarı yakaladı ancak Carpenter, 2026 Grammy’lerinden eli boş döndü. Bu yıl, birden fazla adaylığı bulunan pop süperstarları için rekabet oldukça yoğundu fakat sonuçlar son derece sürprizliydi.

Yine de gecenin akılda kalan anı, Carpenter’ın gösterinin başlarında sergilediği yüksek konseptli performans oldu: LAX’e kadar uzanacak kadar büyük görünen bir havaalanı bagaj teslim alma setinde sahne aldı ve binlerce izleyiciyi etkiledi. Bu performans, Carpenter’ın nadiren başarısız olduğu prodüksiyon becerisini bir kez daha gösterdi. Törene dinamik ve yüksek enerjili bir başlangıç yaptıran gösteri izleyicide, büyük beğeni uyandırdı.

The Cure, 45 yıllık kariyerine ilk Grammy’lerini ekledi 

İngiliz post‑punk ve alternatif rock grubu The Cure, 2026 Grammy Ödülleri’nde fiziken törene katılmasa da kariyerindeki önemli bir dönüm noktasını yaşadı. 

1976’da Robert Smith öncülüğünde kurulan grup, yaklaşık 16 yıllık bir aradan sonra yayınlanan 14. stüdyo albümü “Songs of a Lost World”le ‘En İyi Alternatif Müzik Albümü’ ve “Alone” parçasıyla ile ‘En İyi Alternatif Müzik Performansı’ ödüllerini kazanarak 45 yıllık kariyerindeki ilk Grammy’leri elde etti. 

Ancak grup, eski gitarist ve klavyeci Perry Bamonte’nin cenazesine katılmak için Los Angeles’taki törene gitmedi; bu nedenle ödüller sırasında sahnede yer almadılar. Ödüller, törenin sunucusu aracılığıyla Robert Smith’in yazdığı teşekkür mesajı ile ilan edildi. Bu zafer, The Cure’un uzun kariyerinde bir ilk olmasının yanı sıra, grup üyelerinin hem müzikal hem de kişisel bağlarını ve sorumluluklarını ön planda tuttuklarını gösterdi.

Joni Mitchell, 2026’yı Grammy ile taçlandırdı

82 yaşındaki efsanevi Kanadalı şarkı yazarı Joni Mitchell, 2026 Grammy Ödülleri’nde “Joni Mitchell Archives – Volume 4: The Asylum Years (1976-1980)” ile ‘En İyi Tarihsel Albüm’ ödülünü kazanarak yaklaşık 60 yıllık muazzam kariyerini bir kez daha taçlandırdı. 

Los Angeles’taki törende nadir görülen bir şekilde sahneye çıkan Mitchell, ödülünü kabul ederken kariyerinin bu dönemine dair kişisel düşüncelerini paylaştı ve Grammy kazanmanın kendisi için ne kadar onur verici olduğunu esprili bir dille ifade etti. 

1960’ların başında Kanada’da folk müziğe adım atan, 1968’de ilk albümü “Song to a Seagull”ı yayınlayan Mitchell, 1970’ler boyunca “Blue”, “Court and Spark”, “The Hissing of Summer Lawns” gibi albümleriyle folk, rock ve jazz etkilerini bir araya getirdi. 1980’lerden günümüze kadar albümleri, canlı performanslarıyla kariyerini sürdüren Joni Mitchell, altı on yılı aşkın süredir müzik dünyasının öncü isimlerinden biri olarak hem yeni nesil müzisyenlere ilham veriyor hem de tarihsel arşiv projeleriyle müzik mirasını geleceğe taşıyor.

Ludwig Göransson’ın 2026 Grammy başarısı

68. Grammy Ödülleri’nde İsveç asıllı besteci Ludwig Göransson, film ve görsel medya müzikleri alanında önemli bir başarıya imza attı. Göransson, “Sinners” filmi için hazırladığı orijinal müziklerle Recording Academy tarafından film, TV veya diğer görsel projeler için hazırlanmış en iyi özgün skor çalışmasını tanımak üzere verilen ‘En İyi Görsel Medya Film Müziği Albümü’ ödülünü kazanarak bu alandaki müzik besteciliğinin en prestijli takdirlerinden birini elde etti.

Ludwig Göransson

Göransson’a ödül konuşmasında, müziklerinin hikâyeye katkısı ve görsel medya ile müzik arasındaki yaratıcı sinerji üzerine düşüncelerini paylaştı. Özellikle film müziği ve soundtrack çalışmalarının sinematik anlatıma sağladığı dramatik etkinin Grammy jürisi tarafından yüksek takdir görmesinin bir göstergesi olarak okunabilecek bu başarı, Göransson’un kariyerindeki film müziği uzmanlığını perçinler nitelikte. Daha önce farklı projelerle de Oscar ve Golden Globe gibi ödüllere aday gösterilmiş olan besteci, “Sinners” ile müzik alanındaki çeşitliliğini ve etkisini bir kez daha ortaya koydu.

Tyler, The Creator ödülü kaçırdı

Deneysel prodüksiyonları, konsept albümleri ve çarpıcı görsel estetiğiyle modern hip‑hop’un öncü isimlerinden Tyler, The Creator, “Chromakopia”albümüyle eleştirmenlerden büyük övgü almasına ve yılın en dikkat çekici rap projelerinden biri olarak değerlendirilmesine rağmen, büyük ödülleri kazanamadı. 

“Chromakopia” özellikle prodüksiyon kalitesi, söz yazarlığı ve konsept bütünlüğü açısından öne çıkmasına, ‘En İyi Rap Albüm’ ve ‘En İyi Rap Performans kategorilerinde aday gösterilmiş olmasına rağmen rekabetin yoğunluğu ve Recording Academy’nin genellikle daha ana akım veya geleneksel kriterleri önceliklendirmesi, Tyler’ın kazanamamasında önemli rol oynadı. Bu durum Grammy ile eleştirmen algısı arasındaki farkı bir kez daha ortaya koydu. Yine de Tyler, The Creator yaratıcı vizyonunun ödüllendirilmesinin bir göstergesi olarak “Chromakopia” ile ‘En İyi Albüm Kapak Tasarımı’ ödülünü kazanarak hem estetik hem de görsel yaratıcılığını resmiyetle taçlandırdı. Bu sonuç, Tyler’ın müzik dünyasında yenilikçi ve deneysel yönünü sürdürürken, Grammy sisteminin her zaman cesur ve deneysel projeleri ödüllendirmediğini de gözler önüne serdi.

Tyler, The Creator 2026 Grammy Ödülleri’nde her ne kadar hak ettiğ ödülleri alamasa da etkilşeyici bir sahne performansı sergiledi. “Thought I Was Dead” ve “Sugar On My Tongue” parçalarının yer aldığı sahne gösterisi dramatik setler, kostümler, dansçılar ve hatta sahnede bir araba patlaması gibi teatral unsurlar içeriyordu, bu da gecenin en akılda kalan performanslarından biri olarak değerlendirildi. Bu performans, Tyler’ın son Grammy sahnesi performansının 2020’den sonra ilk kez gerçekleşmesi açısından da dikkat çekiciydi ve hip‑hop alanında sahne enerjisini, görsel anlatıyı ve performans sanatını birleştiren bir sunum olarak öne çıktı.

Steven Spielberg, EGOT’a ulaştı 

2026 Grammy Ödülleri’nde ‘En İyi Müzik Filmi’ ödülü “Music for John Williams” belgeseline verildi. Bu başarı, filmin yönetmeni Steven Spielberg için özel bir anlam taşıyor: Spielberg, kariyerinde ilk Grammy’sini kazanmış oldu ve böylece resmen bir EGOT sanatçısı hâline geldi yani Emmy, Grammy, Tony ve Oscar ödüllerinin tümünü kazanmış oldu. 

Spielberg, ödül kabul konuşmasında hem John Williams ile uzun yıllara dayanan işbirliğini hem de müzik ve sinema arasındaki yaratıcı bağı vurguladı. Bu ödül, ünlü yönetmenin sadece sinema dünyasında değil, müzik ve sahne sanatlarında da prestijli bir tanınmaya ulaştığını gösteriyor ve çok disiplinli bir sanatçı olarak kültürel etkisini pekiştiriyor. EGOT başarısı ise Spielberg’i tarih boyunca ödül alan çok az sayıdaki sanatçıdan biri hâline getiriyor. 

Dalai Lama’ya ödül

Daima ilginç olaylara sahne olan Grammy’ler, bu yıl da yanıltmadı. 

Tibet Budizmi’nin ruhani lideri ve Tibet’in özerklik mücadelesinin uluslararası alanda tanınan simgesi, 90 yaşındaki Dalai Lama “Meditasyonlar: Kutsal Dalai Lama’nın Düşünceleri” adlı kitabıyla ‘Sesli Kitap, Anlatım ve Hikaye Anlatımı’ dalında ilk Grammy ödülünü kazandı. Törende Kanadalı-Amerikalı şarkıcı, söz yazarı ve besteci Rufus Wainwright, Dalai Lama adına fiziken ödülü aldı. Dalai Lama ise ödülü, web sitesinde “ortak evrensel sorumluluğumuzun bir tanınması” olarak nitelendirip, minnet ve alçak gönüllülükle de kabul etti. Ancak ödül, Çin tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Lin Jian, Dalai Lama’yı “din kisvesi altında Çin karşıtı ayrılıkçı faaliyetlerde bulunan siyasi bir sürgün” olarak tanımlayarak, ödülün “Çin karşıtı siyasi manipülasyon aracı” olarak kullanıldığını iddia etti.

Dalai Lama, 1959’dan bu yana Tibet’in başkenti Lhasa’daki ayaklanmanın bastırılmasının ardından Hindistan’da sürgünde yaşıyor ve Tibet’in özerklik mücadelesinin simgesi olarak kabul ediliyor. Çin ise Tibet’i özerk bir bölge olarak yönetirken dil, kültür ve kimliğini yok etmeye çalışmakla suçlanıyor. Ayrıca, Dalai Lama’nın bir sonraki halefi konusunda da Pekin ile ruhani lider arasında tartışma sürüyor: Çin, halefin Tibet’te doğacağını ve Komünist Parti tarafından tanınacağını savunurken, Dalai Lama özgür bir ülkede doğacak halefin seçiminde Çin’in rolü olmayacağını belirtiyor.

Kısacası, Grammy ile kültürel bir ödül kazanmış olsa da, Dalai Lama’nın bu ödülü hem dini hem de siyasi bir bağlamda uluslararası tartışmalara konu oldu.

Recording Academy

Recording Academy, resmi adıyla The National Academy of Recording Arts and Sciences (NARAS), 1957 yılında kurulan ve müziğin yaratıcı ve teknik profesyonellerini temsil eden ABD merkezli bir meslek örgütü. Müzik endüstrisindeki en prestijli ödüller olan Grammy Ödülleri’ni düzenliyor ve dağıtıyor, ayrıca üyelerine eğitim, ağ oluşturma ve kariyer geliştirme fırsatları sunuyor.  Özetle, Grammy Ödülleri’nin arkasındaki ana organizasyon ve müzik sektöründe hem prestij hem de destek sağlayan bir otorite… MusiCares gibi yardım ve sosyal sorumluluk programlarını yöneterek, müzik camiasına sağlık, finansal destek ve kriz durumlarında yardım da sağlayan Recording Academy’nin yapısı, müzik sanatçıları, prodüktörler, söz yazarları, mühendisler ve yöneticiler dahil olmak üzere geniş bir profesyonel topluluğu kapsıyor ve müziğin hem sanatsal hem de endüstri boyutunu desteklemeyi amaçlıyor. Böylece Grammy Haftası, Grammy gecesini tek bir törenden öteye taşıyarak müziğin farklı yönlerini, sektördeki öncü isimleri ve toplumsal katkıları ön plana çıkaran kapsamlı bir kutlama haline geliyor. 

Recording Academy’ye üyelik müzik endüstrisinde aktif olarak çalışan şarkıcı, söz yazarı, besteci, prodüktör, ses veya miks mühendisi gibi profesyonellere açık; müzikle bağlantılı yöneticiler, akademisyenler ve kurumlar da asosiye veya kurumsal üyelik yoluyla dahil olabiliyorlar. Recording Academy, üyelerine Grammy Ödülleri için aday belirleme ve kazananları seçme hakkı veriyor. Oylama süreci iki aşamalı: İlk olarak, Recording Academy üyeleri kendi kategorilerinde adayları belirliyor ve bu adaylıklar Grammy aday listelerini oluşturuyor. Ardından ikinci turda üyeler, adaylar arasından kazananları seçmek üzere oy kullanıyor. Bu yapı, müzik alanında uzmanların ve profesyonellerin değerlendirmesiyle ödüllerin verilmesini sağlıyor ve Grammy Ödülleri’nin hem sanatsal hem de endüstri açısından meşruiyetini güçlendiriyor. 

Yeni kategoriler, değişen kurallar

Bu yıl Grammy Ödülleri’ne bazı yeni kategoriler eklendi ve mevcut kurallarda güncellemeler yapıldı. Öne çıkan yenilikler arasında, ülke müziğinin geleneksel tarzını onurlandırmak için ‘En İyi Geleneksel Country Albümü (Best Traditional Country Albumü) ve albüm tasarımını ayrı bir sanat formu olarak tanımak için ‘En İyi Albüm Kapağı (Best Album Cover) kategorilerinin eklenmesi ve paketleme kategorilerinde de bazı birleşmeler ve ayrımlar yapılması yer alıyor.

Buna paralel olarak önceki ‘En İyi Country Albümü’ (Best Country Album) kategorisi artık ‘En İyi Çağdaş Country Albümü’ (Best Contemporary Country Album) olarak yeniden adlandırıldı ki bunu duyduğumda çok şaşırdığımı söylemeliyim. Elbette çağdaş müzikler ödüllendirilmeli ama iyi bir country müzik dinleyicisi olarak geleneksel country ile çağdaş country’nin birbirinden tamamen farklı olduğunu söyleyebilirim. Willie Nelson’la Shaboozey’yi veya Patsy Cline’la Shania Twain’i aynı kategoride değerlendirmek ancak saçmalık olarak tanımlanabilir.

Kurallar tarafında ise, ‘En İyi Yeni Sanatçı’ (Best New Artist) kategorisi için uygunluk kriterleri genişletilerek daha fazla yeni yetenek değerlendirmeye dahil edildi, klasik alanlarda besteciler ve libretto yazarlarının katkıları resmiyet kazandı ve fiziksel ürün gereklilikleri esnetilerek doğrudan sanatçı veya plak şirketi tarafından satılan paketler de uygun sayıldı. 

Tüm bu değişiklikler; Grammy Ödülleri’nin müziğin çeşitliliğini, yaratıcı rolleri ve endüstrideki dönüşümü daha kapsayıcı bir şekilde tanıma amacını yansıtıyor deniliyor ancak sürekli kural değişiminin Grammy’nin esnekliği tartışmalarını daha da alevlendirdiğini söylemek yanlış olmaz.

Grammy Haftası

Bu yıl toplam 95 ödülün dağıtıldığı Grammy’lerde, 80’den fazla kategori ana törenden önce sahiplerini buldu. Teknik ve tür bazlı ödüller, daha erken saatlerde Peacock Theater’da düzenlenen bir törenle açıklandı ve yıl boyunca farklı müzik alanlarında öne çıkan sanatçı ve yapımcıları onurlandırdı. Kamuoyunun en çok merak ettiği ‘Yılın Albümü’, ‘Yılın Kaydı’, ‘Yılın Şarkısı” ve ‘En İyi Yeni Sanatçı’ gibi ana kategoriler ise akşam saatlerinde Crypto.com Arena’da düzenlenen ve canlı yayınlanan ana seremonide açıklandı. Milyonlarca izleyici tarafından canlı olarak takip edilen tören, Grammy’nin küresel müzik endüstrisindeki belirleyici konumunu bir kez daha ortaya koydu.

Grammy’ler bir gecede veriliyor gibi görünse de arkasında koca bir hafta var aslında. Grammy Haftası, her yıl Grammy Ödülleri’nden önceki hafta Los Angeles ve çevresinde düzenlenen bir dizi özel etkinliği kapsıyor. Bu hafta boyunca, MusiCares Person of The Year Gala Gecesi, Special Merit Awards törenleri, özel performanslar, paneller ve parti etkinlikleri gibi önemli organizasyonlar gerçekleşiyor. Etkinlikler, tabii ki yine Recording Academy tarafından düzenleniyor.

Özel Başarı Ödülleri (Special Merit Awards)

Bu yıl da diğer yıllardan farklı olmadı ve Özel Başarı Ödülleri (Special Merit Awards) farklı gala gecelerinde düzenlenen törenlerle bir çok müzik insanını onurlandırdı.

Pharrell Williams, ‘Küresel Etki Ödülü’ (Global Impact Award) ile onurlandırıldı

Grammy’lerin en özel ödüllerinden biri olan ‘Dr. Dre Global Impact Award’ yani ‘Küresel Etki Ödülü’, bu yıl Pharrell Williams’a verildi. Aynı zamanda Grammy gecesi birebir verilen tek Özel Başarı Ödülü (Special Merit Awards) olan ‘Küresel Etki Ödülü’Dr. Dre Global Impact Award, hip hop kültürünün öncü isimlerinden Q-Tip tarafından takdim edilirken Williams’ın müzik endüstrisine onlarca yıla yayılan etkisi, yenilikçi üretimi ve kültürel liderliği vurgulandı.

The Neptunes ikilisiyle 1990’lı yılların sonundan itibaren pop, R&B ve hip-hop sound’unu yeniden şekillendiren Pharrell Williams hem prodüktör hem de solo sanatçı olarak küresel müzik sahnesinde kalıcı bir iz bıraktı. Jay-Z, Beyoncé, Justin Timberlake, Snoop Dogg ve Daft Punk gibi pek çok sanatçıyla yaptığı iş birlikleriyle türler arası sınırları aşan Williams aynı zamanda moda, tasarım ve popüler kültür üzerindeki etkisiyle de çağdaş bir kültür figürü olarak öne çıkıyor.

Törende yapılan konuşmalarda Williams’ın hem genç sanatçılar için bir ilham kaynağı olduğu hem de müzik endüstrisinde çeşitlilik, yaratıcılık ve özgünlük konularında öncü bir figür olarak konumlandığına dikkat çekildi. Ödül, Pharrell Williams’ın yalnızca geçmişteki başarılarını değil günümüzde süren etkisini ve kültürel liderliğini de onurlandıran sembolik bir an olarak Grammy gecesinin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Dr. Dre Küresel Etki Ödülü (Dr. Dre Global Impact Award), Grammy Ödülleri kapsamında verilen özel bir onur ödülü. Bu ödül, yalnızca müzik performansı veya satışlara değil Black müzik ve genel müzik endüstrisi üzerindeki kültürel, yaratıcı ve küresel etkiye dayalı katkıları tanımak için veriliyor. Adını hip‑hop müziğinin küresel ölçekteki etkilerini şekillendiren öncü sanatçı Dr. Dre’den alan ve ilk kez kendisinin aldığı ödül, müzik tarihine ve kültürüne derin etkisi olan isimlere, endüstri içi takdir ve saygı göstergesi olarak sunuluyor. Bu yönüyle ödül, Pharrell Williams’ın müziğin ötesine geçen yaratıcı vizyonunu ve sektördeki yönlendirici rolünü tescilleyen bir nitelik taşıyor.

MusiCares Person of The Year Benefit Gala Gecesi

Grammy’nin özel ödüller kapsamında yer alan MusiCares Yılın Kişisi (MusiCares Person of the Year) bu yıl  Mariah Carey seçildi. Bu prestijli ödül, bir sanatçının yaratıcı başarılarını ve topluma yaptığı hayırsever katkıları onurlandırıyor ve Grammy Ödülleri’nden önce düzenlenen özel bir yardım galasında takdim ediliyor.

‘MusiCares Yılın Kişisi’ (MusiCares Person of the Year): Mariah Carey

Müziğin tartışılmaz ikonlarından bir olan Mariah Care, ödülünü Grammy Haftası kapsamında 30 Ocak 2026 Cuma gecesi Los Angeles Convention Center’daki “MusiCares Person of the Year Benefit Gala” gecesinde aldı. Etkinlikte Foo Fighters, Jennifer Hudson, Billy Porter, Teddy Swims, Adam Lambert, Charlie Puth, Kesha ve Laufey gibi sanatçılar Carey’in repertuarından parçalar seslendirerek bir tribute programı sundu. 

Carey, sahnede kısa bir konuşma yaparak, bu onurun kariyerinin en özel anlarından biri olduğunu belirtti ve MusiCares’ın müzik camiasına sağladığı sağlık, finansal destek ve bakım hizmetleri gibi yardımların önemini vurguladı. Ödül, Carey’nin müzikteki etkisini ve hayırseverlik çalışmalarını kutlamanın yanı sıra, müzik endüstrisinde ilham verici bir rol modeli olarak öne çıkmasını sağladı.

Special Merit Awards Gala Gecesi

‘Siyah Müzik İkonu Ödülü’ (Black Music Icon Award), 2026 Grammy Haftası kapsamında The Recording Academy’nin Black Music Collective organizasyonu tarafından verilen özel bir onur ödülü. Bu ödül siyah müzik yaratıcılarının sanat, yenilikçilik, hizmet ve endüstri üzerindeki etkisinin kutlanması için veriliyor. 

‘Siyah Müzik İkonu Ödülü’ (Black Music Icon Award) Brandy ve Kirk Franklin’e gitti

Bu yıl ki ödüllere Brandy ve Kirk Franklin layık görüldü. 29 Ocak’ta Los Angeles’taki Recording Academy Honors gecesinde Brandy için Coco Jones, FLO ve Kehlani gibi isimler şarkı performanslarıyla bir tribute sundu ve Brandy sahnede “Almost Doesn’t Count” şarkısını seslendirdi. Konuşmasında “ikon kelimesiyle ismimin bir araya gelmesini hiç hayal etmemiştim” diyerek bu onurun kendisi için ne kadar anlamlı olduğunu belirtti. 

Kirk Franklin ise John Legend, Lecrae ve Tamela Mann gibi sanatçıların performansları sonrasında sahneye çıkarak inanç, sevgi ve lütuf üzerine duygusal bir konuşma yaptı, gospel müziğe dayalı kariyerinin ilhamını paylaştı. 

Her iki sanatçı da ödüllerini Black Music Collective ve Recording Academy yetkililerinden, sahne tribute’ları eşliğinde teslim aldı ve konuşmalarıyla kariyerlerinin toplumsal ve kültürel izini vurguladılar. 

Müzik tarihinin efsanelerine ‘Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ (Lifetime Achievement Award)

2026 Grammy Ödülleri öncesinde, Carlos Santana, Chaka Khan, Cher, Fela Kuti, Paul Simon ve Whitney Houston gibi müzik tarihinin en etkili isimleri, Los Angeles’taki Special Merit Awards töreninde ‘Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ (Lifetime Achievement Award) ödülleri ile onurlandırıldı. 

Tören, 31 Ocak Cumartesi günü Wilshire Ebell Theatre’da gerçekleşti ve ana Grammy töreninden bir gün önce düzenlendi. Bu onur ödülü, bir sanatçının kariyeri boyunca kayıt dünyasına yaptığı yaratıcı ve kalıcı katkıları tanımak için veriliyor ve genellikle birden fazla efsanevi isim bir arada takdir ediliyor; 2026’da ödüller soul, funk, rock, pop, dünya müziği ve şarkı yazarlığı alanlarında iz bırakmış figürleri kapsadı. Ancak törende ödülü kabul etmek üzere sahneye çıkan tek isim 72 yaşındaki Chaka Khan oldu. Khan, duygusal konuşmasında “Müzik benim duam, şifam, neşem, gerçeğim oldu. Onun sayesinde hayatımı kurtardım” diyerek kariyerinde müziğin hayatındaki önemini vurguladı. Chaka Khan’ın ödülü almasından önce, kariyerini öne çıkaran hit şarkılardan oluşan kısa bir belgesel gösterildi. Belgeselde, uzun yıllar birlikte sahne aldığı Rufus grubuyla ve solo kariyerinde en bilinen parçaları vurgulandı. Bunlar arasında 1974’te Stevie Wonder tarafından yazılan “Tell Me Something Good”, 1978’deki “I’m Every Woman”, 1983’teki “Ain’t Nobody” ve 1984’te Prince tarafından yazılan “I Feel For You” gibi klasikleşmiş hitler yer aldı. 

Pop müzik ikonu Cher ve Latin rock’un öncüsü Carlos Santana kısa videolar aracılığıyla teşekkürlerini iletirken folk ve pop müziğin öncülerinden, Simon & Garfunkel ile başladığı kariyerinde şarkı yazarlığı ve kültürel etkisiyle öne çıkan 84 yaşındaki Paul Simon’un katkıları başka sanatçılar tarafından anıldı. 

1997’de vefat eden Fela Kuti’nin üç çocuğu ve Whitney Houston’ın ailesi, ödülleri onlar adına kabul etti. Afrobeat’in kurucusu, politik radikal ve Nijerya’nın en etkili müzisyenlerinden, müziğiyle toplumsal değişim ve protestonun aracı olan Kuti, ‘Afrobeat’in babası’ olarak tanımlandı ve bu onuru alan ilk Afrikalı müzisyen oldu.

2012’de kaybettiğimiz, güçlü vokali, unutulmaz hitleriyle müzik tarihine damga vuran dünya çapında tanınan pop ve R&B efsanesi Whitney Houston’ın mirası ise yakınları tarafından övüldü. 

Mütevelli Heyeti Ödülü (Trustees Award)

2026 Grammy ‘Mütevelli Heyeti Ödülü’ (Trustees Award) Bernie Taupin, Eddie Palmieri ve Sylvia Rhone gibi müzik dünyasının yaratıcı ve endüstri lideri figürlerine verildi. 

Bu özel ödül performans odaklı olmayan katkılar için takdim ediliyor yani sahne performansından ziyade besteci, prodüktör, söz yazarı veya müzik endüstrisine kalıcı hizmetler yapan kişiler dikkate alınıyor. Ödül, bu yıl birden fazla kişiye verilerek çeşitli müzik türleri ve endüstri alanlarında kalıcı etki bırakan farklı öncülerin aynı anda onurlandırılması sağlandı.

Bernie Taupin, uzun kariyerinde Elton John ile yaptığı ikonik iş birlikleri ve söz yazarlığıyla, Eddie Palmieri Latin caz ve salsa müziğine yaptığı yenilikçi katkılarla öne çıkarken, Sylvia Rhone uzun yıllar boyunca müzik endüstrisinde yönetici ve lider olarak özellikle siyah müzik topluluğuna verdiği destek ve yeni yetenekleri keşfetmedeki rolüyle bu yıl ödüle layık görüldü. 

Bu ödüller de Grammy Haftası kapsamında, 31 Ocak Cumartesi akşamı Los Angeles’taki Wilshire Ebell Theatre’da gerçekleştirilen Special Merit Awards (Özel Takdir Ödülleri) töreninde takdim edildi. Recording Academy yetkilileri, özellikle Recording Academy CEO’su Harvey Mason Jr., ödül sahiplerinin müzik endüstrisine yaptığı kalıcı hizmeti vurgulayan konuşmalar yaptı ve sahiplerine bireysel takdirlerle ödülleri sunuldu.

‘Harry Belafonte En İyi Toplumsal Değişim Şarkısı Ödülü’ 

(Harry Belafonte Best Song for Social Change Award)

2026 ‘Harry Belafonte En İyi Toplumsal Değişim Şarkısı Ödülü’ (Harry Belafonte Best Song for Social Change Award), RAYE’nin “Ice Cream Man” şarkısına verildi.

Recording Academy’nin sosyal değişim temalı müzikleri tanımak için verdiği bu özel onur ödülü, 1956 çıkışlı “Calypso” albümü ilk milyon satan albüm olarak tarihe geçen ‘Calipso Kralı’ Harry Belafonte’nin sosyal adalet için müzik aracılığıyla yaptığı ömür boyu katkıyı anmak üzere adlandırılmış bir ödül.

Rachel Keen (RAYE), Michael Tucker (BloodPop) ve Mike Sabath tarafından yazılan “Ice Cream Man.”, derin kişisel travmayı toplumsal bir amaca dönüştüren; cinsel saldırı mağdurlarının sesini yükselten ve hesap verebilirlik ile adalet çağrısı yapan mesajı nedeniyle bu onura layık görüldü. Ödül, 31 Ocak Cumartesi günü Los Angeles’taki Wilshire Ebell Theatre’da gerçekleşen Recording Academy’s Special Merit Awards töreninde takdim edilen bir diğer onur ödülü oldu. RAYE, şarkıyı birlikte yazdığı BloodPop ile Mike Sabath ile birlikte sahnede ödüllerini alırken, Recording Academy CEO’su Harvey Mason Jr. müziğin farkındalık yaratma ve toplumsal değişimi teşvik etme gücünü vurgulayan bir konuşma yaptı ve parçanın cesaretinin bu ödülün anlamını yansıttığını belirtti. RAYE’nin eleştirmenlerce beğenilen “My 21st Century Blues” albümünde yer alan “Ice Cream Man.”e verilen ödül, parçanın hem sanatsal değerini hem de toplumsal etki gücünü resmiyetle onurlandırılmış oldu.

Teknik Grammy Ödülü (Technical Grammy Award)

2026 ‘Teknik Grammy Ödülü’ (Technical Grammy Award), John Chowning’e takdim edildi. Teknik Grammy Ödülü, kayıt teknolojisi alanında olağanüstü katkılarda bulunan birey veya kurumları onurlandırmak için tasarlanmış özel bir takdir. Performans veya şarkı temelli yarışma ödüllerinin dışında kalan bu ödül synthesizer’lar, dijital ses üretimi ve kayıt teknolojileri gibi müziğin teknik altyapısını doğrudan şekillendiren buluş ve mühendislik ilerlemelerini tanımak için verilir ve müzik endüstrisinde saygın bir takdir olarak kabul ediliyor. 

Öncü bir besteci ve müzik teknolojisi mucidi olan John Chowning, 1967’de FM (frekans modülasyonu) sentezini keşfetti ve bu buluş, Yamaha tarafından lisanslanarak elektronik enstrümanlarda en başarılı sentez motorlarından birine dönüştü. FM sentezi, elektronik müzik seslerini üretme biçimini kökten değiştirdi ve günümüz synthesizer seslerinin temelini oluşturdu. 1934 doğumlu Chowning, 2026 itibarıyla 91 yaşında ve müziğin teknik altyapısına yaptığı bu katkılar, onu Teknik Grammy Ödülü (Technical Grammy Award) ile onurlandırılmaya değer kıldı.

Müzik üretiminin görünmeyen ama temel yönlerini ve teknolojik ilerlemelerin kayıt sanatının evrimindeki kritik rolünü tanımayı amaçlaması sebeiyle çok büyük değeri olan ödül, 31 Ocak 2026 Cumartesi gecesi Los Angeles’taki Wilshire Ebell Theatre’da düzenlenen Special Merit Awards galasında takdim edildi; Chowning sahnede bu onurun önemini ve müzik ile teknolojinin buluşmasının yaratıcı ifade üzerindeki etkisini vurgulayan bir konuşma yaparak, kariyerini ve bu keşfin müzik dünyasına katkılarını paylaştı. 

68. Grammy Ödülleri Kazananları

68. Grammy Ödülleri, kazananların yanı sıra sahne performansları, prodüksiyon kalitesi ve temsil ettiği müzikal çeşitlilikle 2025 yılının müzik panoramasına dair güçlü bir özet sunarken, önümüzdeki dönemin müzik trendlerine dair de ipuçları verdi.

Yılın Albümü:

“Debí Tirar Más Fotos” – Bad Bunny

(Prodüktörler: Big Jay, La Paciencia, Mag & Tainy, Mühendisler/Mikserler:Antonio Caraballo, Josh Gudwin, Luis Amed Irizarry & Roberto José Rosado Torres,  Söz Yazarları: Benito Antonio Martínez Ocasio, Roberto José Rosado Torres, Marco Daniel Borrero, Jay Anthony Nuñez ve Marco Efrain Masis, Mastering Mühendisi: Colin Leonard) 

Yılın Kaydı:

“Luther” – Kendrick Lamar & SZA 

(Prodüktörler: Jack Antonoff, Scott Bridgeway, M-Tech, Roselilah, Sounwave & Kamasi Washington, Mühendisler/Mikserler: Jack Antonoff, Ray Charles Brown Jr., Hector Castro, Oli Jacobs, Jack Manning, Sean Matsukawa, Dani Perez, Tony Shepperd, Laura Sisk & Johnathan Turner, Mastering Mühendisi: Ruairi O’Flaherty)

Yılın Şarkısı:

“Wildflower” – Billie Eilish

(Söz Yazarları: Billie Eilish O’Connell & Finneas O’Connell)

En İyi Yeni Sanatçı:

Olivia Dean

Yılın Prodüktörü (Non-Classical):

Cirkut

(“Abracadabra” (Lady Gaga), “AEOMG” (Coco Jones), “APT.” (Rosé and Bruno Mars), “Big Sleep” (The Weeknd feat. Giorgio Moroder), “Disease” (Lady Gaga) , “It Girl” (Jade) 

“A Little More” (Ed Sheeran), “Mayhem” (Lady Gaga), “Red Terror” (The Weeknd))

Yılın Söz Yazarı (Non-Classical):

Amy Allen

(“APT.” (Rosé and Bruno Mars), “Bad as the Rest” (Jessie Murph), “Hail Mary” (Shaboozey and Sierra Ferrell), “Handlebars” (Jennie featuring Dua Lipa), “Just Keep Watching” (Tate McRae), “Lost In Translation” (Carín León & Kacey Musgraves), “Manchild” (Sabrina Carpenter), “Tears” (Sabrina Carpenter), “Why” (Jon Bellion featuring Luke Combs) (S)

En İyi Solo Pop Performansı:

“Messy” – Lola Young

En İyi Pop İkilisi / Pop Grubu Performansı:

“Defying Gravity” – Cynthia Erivo & Ariana Grande

En İyi Pop Vokal Albümü:

“Mayhem” – Lady Gaga

En İyi Dans Müziği / Elektronik Müzik Albümü:

Eusexua – FKA twigs

En İyi Dans Pop Kaydı:

“Abracadabra” – Lady Gaga

(Prodüktörler:Cirkut, Lady Gaga & Andrew Watt, Mikserler: Serban Ghenea)

En İyi Dans Müziği / Elektronik Müzik Kaydı:

“End of Summer” – Tame Impala

(Prodüktör: Kevin Parker, Mikserler: Kevin Parker)

En İyi Remixed Kaydı (Non-Classical)

“Abracadabra” (Gesaffelstein Remix) 

(Remixer: Gesaffelstein / Lady Gaga and Gesaffelstein)

En İyi Rock Performansı:

“Changes (Live From Villa Park) Back to the Beginning” – Yungblud feat. Nuno Bettencourt, Frank Bello ve Adam Wakeman ve II of Sleep Token

En İyi Metal Performansı:

“Birds” Turnstile

En İyi Rock Şarkısı:

“As Alive as You Need Me to Be” – Nine Inch Nails

(Söz Yazarları: Trent Reznor & Atticus Ross / Nine Inch Nails) 

En İyi Rock Albümü:

“Never Enough” – Turnstile

En İyi Alternatif Müzik Performansı:

“Alone” – The Cure

En İyi Alternatif Müzik Albümü:

“Songs of a Lost World” – The Cure

En İyi R&B Performansı:

“Folded” – Kehlani

En İyi Geleneksel R&B Performansı:

“Vibes Don’t Lie” – Leon Thomas

En İyi R&B Şarkısı:

“Folded” – Kehlani Parrish, Andre Harris

(Söz Yazarları: Donovan Knight, Miloš Angelov, Khristopher Riddick-Tynes, Darius Scott & Dawit Wilson)

En İyi Progressive R&B Albümü:

“Bloom” – Durand Bernarr

En İyi R&B Albümü:

Mutt – Leon Thomas

En İyi Rap Performansı:

Chains & Whips – Clipse, Pusha T ve Malice (feat. Kendrick Lamar & Pharrell Williams)

En İyi Melodik Rap Performansı:

“Luther” – Kendrick Lamar & SZA

En İyi Rap Şarkısı:

“TV Off” – Kendrick Lamar feat. Lefty Gunplay

(Söz Yazarları: Jack Antonoff, Larry Jayy, Kendrick Lamar, Dijon McFarlane, Sean Momberger, Mark Anthony Spears & Kamasi Washington)

En İyi Rap Albümü:

“GNX” – Kendrick Lamar

En İyi Sözlü Şiir Albümü:

“Words for Days Vol. 1” – Mad Skillz

En İyi Caz Performansı:

“Windows – Live” – Chick Corea, Christian McBride & Brian Blade

En İyi Caz Vokal Albümü:

“Portrait” – Samara Joy

En İyi Enstrümental Caz Albümü:

“Southern Nights” – Sullivan Fortner feat. Peter Washington & Marcus Gilmore

En İyi Büyük Caz Topluluğu Albümü:

“Without Further Ado, Vol 1” – Christian McBride Big Band

En İyi Latin Caz Albümü:

“A Tribute to Benny Moré and Nat King Cole” – Gonzalo Rubalcaba, Yainer Horta & Joey Calveiro

En İyi Alternatif Caz Albümü:

Live-Action – Nate Smith

En İyi Geleneksel Pop Vokal Albümü:

“A Matter of Time” – Laufey

En İyi Çağdaş Enstrümantal Albüm:

“Brightside” – Arkai

En İyi Müzikal Tiyatro Albümü:

“Buena Vista Social Club” – (Original Broadway Cast)

Prodüktörler: Marco Paguia, Dean Sharenow & David Yazbek)

En İyi Solo Country Performansı:

“Bad as I Used to Be” (“F1 The Movie”) – Chris Stapleton

En İyi Country İkili/Grup Performansı:

“Amen” – Shaboozey and Jelly Roll

En İyi Çağdaş Country Albümü:

“Beautifully Broken” – Jelly Roll

En İyi Geleneksel Country Albümü:

“Ain’t in It for My Health” – Zach Top

En İyi Country Şarkısı:

“Bitin’ List” – Tyler Childers

(Söz Yazarı:Tyler Childers)

En İyi Amerikan Kökenli (Roots) Performans:

“Beautiful Strangers” – Mavis Staples

En İyi Amerikan Kökenli (Roots) Şarkı:

“Ancient Light” – I’m With Her 

(Söz Yazarları: Sarah Jarosz, Aoife O’Donovan & Sara Watkins)

En İyi Bölgesel Kökenli (Regional Roots) Müzik Albümü:

“A Tribute to the King of Zydeco” – Various Artists

En İyi Americana Performansı:

“Godspeed” – Mavis Staples

En İyi  Americana Albümü:

“Big Money” – Jon Batiste

En İyi  Bluegrass Albümü:

“Highway Prayers” – Billy Strings

En İyi  Geleneksel Blues Albümü:

“Ain’t Done with the Blues” – Buddy Guy

En İyi  Çağdaş Blues Albümü:

“Preacher Kids” – Robert Randolph

En İyi Folk Albümü:

“Wild and Clear and Blue” – I’m With Her

En İyi Gospel Performansı/Şarkısı:

“Come Jesus Come” – CeCe Winans feat. Shirley Caesar

En İyi Çağdaş Hristiyan Müzik (Christian Music) Performansı/Şarkısı

“Hard Fought Hallelujah” – Brandon Lake with Jelly Roll

(Söz Yazarları: Chris Brown, Jason Bradley Deford, Steven Furtick, Benjamin William Hastings & Brandon Lake)

En İyi Çağdaş Hristiyan Müzik (Christian Music) Albümü:

Coritos Vol. 1 – Israel & New Breed

En İyi Gospel Albümü:

“Heart of Mine” – Darrel Walls and PJ Morton

En İyi Roots Gospel Albümü:

“I Will Not Be Moved”-Live – The Brooklyn Tabernacle Choir

En İyi Latin Pop Albümü:

“Cancionera” – Natalia Lafourcade

En İyi Música Urbana Albümü:

“DeBÍ TiRAR MáS FOToS” – Bad Bunny

En İyi Latin Rock veya Alternatif Albüm:

“Papota” – Ca7riel & Paco Amoroso

En İyi Tropikal Latin Albümü:

“Raíces” – Gloria Estefan

En İyi Música Mexicana/Tejano Albümü:

“Palabra de To’s (Seca)” – Carín León

En İyi Reggae Albümü:

“Blxxd & Fyah” – Keznamdi

En İyi Global Müzik Performansı:

“Eoo” – Bad Bunny

Best Global Muzik Albümü:

“Caetano e Bethânia Ao Vivo” – Caetano Veloso and Maria Bethânia

En İyi Afrika Müziği Performansı:

“Push 2 Start” – Tyla

En İyi New Age, Ambient veya İlahi (Chant) Albümü:

“Nomadica” – Carla Patullo feat. The Scorchio Quartet & Tonality

En İyi Çocuk Müziği (Children’s Music) Albümü:

“Harmony“- Fyütch & Aura V

En İyi Komedi Albümü:

“Your Friend, Nate Bargatze” – Nate Bargatze

En İyi Sesli Kitap, Anlatım ve Hikaye Anlatımı:

“Dalai Lama – Meditations: Reflections of His Holiness the Dalai Lama” (“Meditasyonlar: Kutsal Dalai Lama’nın Düşünceleri”) – Tenzin Gyatso, The Dalai Lama

Görsel Medya İçin En İyi Derleme Film Müziği:

“Sinners” – Çeşitli Sanatçılar 

(Derleme Prodüktörleri: Ryan Coogler, Ludwig Göransson & Serena Göransson, Müzik Süpervizörü: Nikki Sherod)

Görsel Medya İçin En İyi Film Müziği Albümü:

“Sinners” – Ludwig Göransson

Video Oyunları ve Diğer İnteraktif Medya İçin En İyi Film Müziği:

“Sword of the Sea” – Austin Wintory

Görsel Medya İçin Yazılmış En İyi Şarkı:

“Golden” from KPop Demon Hunters –  Huntrix: Ejae, Audrey Nuna, Rei Ami

(Söz Yazarları: Ejae, Teddy Park, Joong Gyu Kwak, Yu Han Lee, Hee Dong Nam, Jeong Hoon Seo & Mark Sonnenblick)

En İyi Müzik Videosu:

“Anxiety – Doechii”

(Yönetmen: James Mackel, Prodüktörler: Pablo Feldman, Jolene Mendes ve Sophia Sabella)

En İyi Müzik Filmi:

“Music by John Williams” – John Williams

(Yönetmen: Laurent Bouzereau, Prodüktörler: Sara Bernstein, Laurent Bouzereau, Justin Falvey, Darryl Frank, Brian Grazer, Ron Howard, Meredith Kaulfers, Kathleen Kennedy, Frank Marshall, Steven Spielberg & Justin Wilkes)

En İyi Tarihi Albüm:

“Joni Mitchell Archives – Vol. 4: The Asylum Years (1976–1980)” –  Joni Mitchell

(Derleme Prodüktörleri: Patrick Milligan & Joni Mitchell, Mastering Mühendisi: Bernie Grundman)

En İyi Kayıt Paketi (Recording Package)

“Tracks II: The Lost Albums” –  Bruce Springsteen

(Art Direktörler: Meghan Foley & Michelle Holme)

En İyi Albüm Kapağı:

“Chromakopia – Tyler, The Creator

(Art Direktör:Tyler Okonma) 

En İyi Albüm Notları (Album Notes):

“Miles 55: The Prestige Recordings” –  Miles Davis

(Not Yazarı: Ashley Kahn)

En İyi Klasik Müzik Prodüktörü:

Elaine Martone

(Berlioz: “Symphonie Fantastique” – Franz Welser-Möst & The Cleveland Orchestra, Chopin & Rachmaninoff: “Cello Sonatas” – Brian Thornton & Spencer Myer, “Dear Mrs. Kennedy” – Ryan Townsend Strand, Eastman: “Symphony No. 2” / Tchaikovsky: Symphony No. 2 – Franz Welser-Möst & The Cleveland Orchestra, LeFrak: “Romántico – Sharon Isbin, Lopez-Yañez & Orchestra Of St. Luke’s, Mozart: “Piano Concerto No. 27” & “Symphony No. 29” – Garrick Ohlsson, Franz Welser-Möst & The Cleveland Orchestrea, “The Poet & The Prodigy” – Debra Nagy & Mark Edwards, “Shapes In Collective Space” – Tallā Rouge, “Songs Of Orpheus” – Kelley O’Connor) 

En İyi Klasik Müzik Ses Mühendisliği Albümü: 

“Cerrone: Don’t Look Down” –  Sandbox Percussion

(Ses Mühendisi: Mike Tierney, Mastering Mühendisi: Alan Silverman)

En İyi Immersive Ses Albümü:

“Immersed” –  Justin Gray

(Immersive Mix Mühendisi: Justin Gray, Immersive Mastering Mühendisi: Michael Romanowski, Immersive Prodüktörler: Justin Gray, Drew Jurecka & Morten Lindberg)

En İyi Enstrümantal Beste:

“First Snow” –  Nordkraft Big Band, Remy Le Boeuf & Danielle Wertz

(Besteci: Remy Le Boeuf)

En İyi Enstrümantal veya A Capella Düzenlemesi:

“Super Mario Praise Break” –  The 8-Bit Big Band

(Aranjörler: Bryan Carter, Charlie Rosen & Matthew Whitaker)

En İyi Enstrümantal ve Vokal Düzenleme:

“Big Fish” – Nate Smith feat. säje

(Aranjörler: Erin Bentlage, Sara Gazarek, Johnaye Kendrick, Nate Smith & Amanda Taylor)

En İyi Orkestra Performansı:

“Messiaen: Turangalîla-Symphonie” –  Boston Symphony Orchestra

(Şef: Andris Nelsons)

En İyi Opera Kaydı:

“Heggie: Intelligence” –  Houston Grand Opera; Gene Scheer

Şef: Kwamé Ryan, conductor, Prodüktörler: Jamie Barton, J’Nai Bridges & Janai Brugger; Blanton Alspaugh)

En İyi Koro Performansı

Ortiz: “Yanga” –  Los Angeles Philharmonic / Los Angeles Master Chorale

8Şef: Gustavo Dudamel, Koro Şefi Grant Gershon)

En İyi Oda Müziği/Küçük Topluluk Performansı:

Dennehy: “Land of Winter” – Alan Pierson & Alarm Will Sound

En İyi Klasik Enstrümantal Solo:

Shostakovich: “The Cello Concertos” – Yo-Yo Ma / Boston Symphony Orchestra

(Şef: Andris Nelsons)

En İyi Klasik Vokal Solo

Telemann:” Ino – Opera Arias for Soprano” – Boston Early Music Festival Orchestra

(Solo: Amanda Forsythe, Şefler: Robert Mealy, Paul O’Dette & Stephen Stubbs)

En İyi Klasik Eserler Derlemesi:

Ortiz: “Yanga”

(Şef: Gustavo Dudamel,Prodüktör: Dmitriy Lipay)

En İyi Çağdaş Klasik Beste:

Ortiz: “Dzonot” –  Alisa Weilerstein, Gustavo Dudamel & Los Angeles Philharmonic

(Besteci: Gabriela Ortiz)

Özel Başarı Ödülleri (Special Merit Awards):

MusiCares Yılın Kişisi (MusiCares Person of the Year):

Mariah Carey

Dr Dre Küresel Etki Ödülü (Dr Dre Global Impact Award):

Pharrell Williams 

Siyah Müzik İkonu Ödülü (Black Music Icon Award):

Brandy

Kirk Franklin

Yaşam Boyu Başarı Ödülü (Lifetime Achievement Award):

Carlos Santana

Chaka Khan

Cher

Fela Kuti

Paul Simon

Whitney Houston

Mütevelli Heyeti Ödülü (Trustees Award)

Bernie Taupin

Eddie Palmieri

Sylvia Rhone

Harry Belafonte En İyi Toplumsal Değişim Şarkısı Ödülü (Harry Belafonte Best Song for Social Change Award)

“Ice Cream Man” – Raye

(Yazanlar: Rachel Keen, Michael Tucker and Mike Sabath)

Teknik Grammy Ödülü (Technical Grammy Award)

John Chowning

⁠E-BÜLTEN ABONELİĞİ

E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!

×