Yeni ayakkabı markası HEY FEYB, 40–44 numara aralığında ayakkabı giyen kadınlar için geliştirdiği koleksiyonuyla moda algısını değiştirmeyi hedefliyor. Kurucusu Feyza Baltacı ile söyleşimiz sizlerle.
Moda tarihi, uzun süre belirli normların dikte ettiği kalıplar üzerinden ilerledi ve belki de bazı ihtiyaçları göz ardı etti. Sizin 43 numara ayakkabı giyen bir kadın olarak yaşadığınız kişisel arayış, HEY FEYB ile bir boşluğu dolduracak. Bir tasarımcı gözüyle baktığınızda; bireysel bir kırılma anını, modanın monokrom yapısına “meydan okuyan” sofistike bir marka vizyonuna dönüştürme süreciniz nasıl şekillendi?
Bazen çok kişisel ve uzun yıllar hayatınızın parçası olan bir ihtiyaç, bir noktadan sonra sizi onun üzerine düşünmenin ötesinde bir adım atmaya yönlendiriyor. HEY FEYB’in çıkışı da böyle gelişti. Yıllarca deneyimlediğim bir ihtiyaca, kendi imkânlarım ölçüsünde bir karşılık üretme isteğiyle.
Evet, moda tarihinin bazı bedenleri ve gündelik gerçeklikleri uzun süredir arka planda bıraktığını düşünüyorum. Ayakkabı sektörü de bunun en görünür olduğu alanlardan biri. Bunun elbette kendi içinde nedenleri var: ölçek ekonomisi, üretim süreçleri, ticari gerçekler… İşin içine girdikçe üretim tarafındaki dinamikleri daha farklı görmeye başlıyorsunuz. Ama yine de bütün bu gerçekliklerin içinde farklı ihtimallerin ve yaklaşımların mümkün olabileceğini düşünüyordum. Tasarım da aslında temelde bir problem çözme pratiği. Benim için bu süreç de, yıllardır karşılık bulamadığım ve bizzat deneyimlediğim bir ihtiyaca tasarım aracılığıyla cevap arama çabasıyla başladı.
Modayı ise en temelde insanın dış dünyayla kurduğu bağın bir uzantısı olarak ele alıyorum. Bir ayakkabının ya da gündelik bir nesnenin insanın hareketini, ruh halini ve kendini ifade etme biçimini nasıl etkilediği ilgimi çekiyor. Ama bir noktadan sonra bazı bedenlerin neden aynı estetik çeşitliliğe ve seçim özgürlüğüne sahip olmadığını da sorgulamaya başlıyorsunuz.
Neden “zarif”, “minimal” ya da “iyi tasarlanmış” olan şeylerin belli ölçüler arasında var olabileceği varsayılıyor? Neden büyük numaralar çoğu zaman hâlâ yalnızca çözülmesi gereken teknik bir problem olarak ele alınıyor? Bana göre büyük olanın da incelikli, modern, hatta şiirsel bir tarafı olabilir. Sanırım HEY FEYB de biraz bu ihtimal üzerine düşünürken şekillendi.
Tasarımlarınızda mimari sadelikten, doğanın dengesinden ve şehir hayatının ritminden beslenen siluetler öne çıkıyor. Büyük numara bir ayakkabıda form, hacim ve estetik dengeyi kurgularken bir tasarımcı olarak zihniniz nasıl çalışıyor?
Büyük numara bir ayakkabı tasarlarken en hassas meselelerden biri oran duygusu oluyor. Çünkü standart ölçüler için tasarlanmış bir formu yalnızca büyütmek çoğu zaman iyi sonuç vermiyor.
Ayağın üzerinde hacmin nasıl dağıldığı, burun formu, tabanın görünürlüğü ya da birkaç milimetrelik bir değişiklik bile bütün hissi etkileyebiliyor. Özellikle büyük numaralarda bunu çok daha net görüyorsunuz.

Benim için tasarım tarafında en önemli şey denge hissi. Büyük ölçekte fazla detay ya da agresif formlar ayakkabıyı olduğundan daha ağır gösterebiliyor. O yüzden genelde önce “gürültüyü azaltmaya” çalışıyorum. Daha sade ama karakterini kaybetmeyen formlar ilgimi çekiyor.
Mimarlık ve doğayla kurduğum ilişki de bunu etkiliyor sanırım. Güçlü ama bağırmayan şeyleri seviyorum. HEY FEYB’in estetik dili de biraz buradan besleniyor.
Diğer taraftan benim için önemli olan şey yalnızca vitrinde güzel duran bir obje yaratmak değil. Gün içinde gerçekten yaşayabilen, yürüyebilen ve şehir hayatının ritmine karışabilen bir zarafeti mümkün kılmayı önceliklendiriyorum.
Usta zanaatkarların el işçiliğiyle, küçük partiler halinde ve ön sipariş modeliyle üretim yapıyorsunuz. Günümüzün o “hızlı ve seri” üretim çılgınlığının karşısına, seçkin bir zanaatkarlık anlayışını yerleştirmek büyük bir kararlılık gerektiriyor. Bir kadın girişimci olarak, üretimin bu kontrollü ve özenli ritmini korumak markanızın sanatsal ve etik duruşunu nasıl besliyor?
Aslında bu üretim yaklaşımı benim kişisel değerlerimle çok örtüştüğü için, istesem de başka türlü başlayamazdım sanırım. İnsan emeğine ve malzemeye duyduğum saygı hayatın her alanında benim için çok önemli bir yere sahip. Markanın estetik tarafı da aynı değerlerden besleniyor. Bu yüzden HEY FEYB’in üretim modeli sonradan verilmiş stratejik bir karardan çok, markanın doğal ritminin bir parçası olarak şekillendi.
Ayakkabı üretimi hâlâ çok fazla el işçiliği barındıran bir alan. Sürecin içine girdikçe bir ayakkabının ne kadar fazla insan dokunuşundan geçtiğini görüyorsunuz. Derinin elde şekillenmesi, saya dikimi, monta süreci, formun elde oturtulması… bütün bunların içinde gerçekten fiziksel bir emek ve yıllar içinde oluşmuş bir zanaat bilgisi var.
Bugün bizi hızlı tüketime bu kadar alıştıran sistem içinde, o emeğin görünürlüğü giderek azalıyor. Ürünler sanki bir anda, kusursuz ve kimliksiz nesneler olarak ortaya çıkıyormuş gibi algılanıyor.
Benim güzel bulduğum şey ise tam tersine, insan elinin bıraktığı küçük izler. Bir ayakkabının tamamen fabrikasyon bir obje gibi görünmemesi. Çünkü elde şekillenen bir şeyin içinde ister istemez küçük farklılıklar oluyor; bazen derinin davranışı değişiyor, bazen form çok küçük şekilde farklı oturuyor. Kusursuzluk fikrinin biraz fazla steril bir yere gittiğini düşünüyorum. Bana göre bir objenin içinde insan emeğinin hissedilmesi onu daha değerli kılıyor.
Tabii bütün bunların yanında küçük üretim kendi zorluklarını da beraberinde getiriyor. Özellikle genç bir marka için maliyet ve üretim dengelerini yönetmek kolay değil. Ama yine de her şeyi hızlandırmaya çalışan bir dünyanın içinde biraz daha yavaş ilerleyebilmek, gerçekten ihtiyaç duyulan kadar üretmek ve üretimin doğal ritmine alan tanıyabilmek bana daha doğru geliyor.
HEY FEYB, modanın kime ait olduğuna dair o yerleşik kabulleri aslında çok kibar bir şekilde sorguluyor. Büyük numara ayakkabı giyen kadınların uzun süre seçenek bulamayarak bir anlamda modanın dışında bırakılmasına karşı, markanızın altını çizdiği en önemli detay nedir?
Bence en temel mesele, bazı kadınların yıllarca “seçen” değil, daha çok “idare eden” tarafta kalmış olması.
Büyük numara ayakkabı giyen birçok kadın için kendisini gerçekten temsil eden bir seçenek bulabilmek bile uzun süre lüks olarak görüldü. Çünkü büyük numaralar çoğu zaman yalnızca işlevsel bir ihtiyaç olarak ele alındı; estetik taraf o bedenlere çok taşınmadı.
Benim en çok sorguladığım şeylerden biri de bu. Neden bazı bedenler için seçim yapmak ve kendini ifade etmek daha zor olmak zorunda?
Diğer taraftan işin içine girdikçe bu alanın üretim tarafındaki zorluklarını ve sınırlarını tabi ki daha fazla görmeye başlıyorsunuz. Bir şeyi daha kapsayıcı hale getirmeye çalışırken siz de kendi sınırlarınızı yaratabiliyorsunuz. O yüzden tüm bu ihtiyaca kusursuz bir karşılık verdiğimizi söyleyemem. Ama HEY FEYB’in benim için önemli taraflarından biri kusursuz cevaplara sahip olduğunu iddia etmemesi. Öğrenen, dönüşen ve kendi sınırlarını da zaman zaman sorgulayabilen bir marka olarak kalabilmesi.
Sizin radarınızdaki kadın; sadece ne giydiğine değil, hangi sergiyi gezdiğine, hangi mimariyi incelediğine de önem veren bir profil. HEY FEYB’in bu niş ve entelektüel toplulukla kurduğu bağ, bir girişimci olarak size gelecekte tasarımı başka hangi disiplinlerle buluşturma ilhamı veriyor?
HEY FEYB’e yakın duran kadınların ortak taraflarından biri, hayatla kurdukları ilişkinin daha dikkatli olması olabilir. Yalnızca ne giydiğine değil; nasıl yaşadığına, neye baktığına ve hangi objelerle bağ kurduğuna da önem veren insanlar gibi geliyor bana.
Bazen bir sergide uzun süre oyalanan, bazen bir binanın oranlarına ya da bir filmin atmosferine gereğinden fazla dikkat eden insanlar… HEY FEYB’in doğal olarak temas ettiği insanlar biraz böyle insanlar gibi geliyor bana.
Benim dünyamda da mimarlık, ürün tasarımı, şehirler ve sosyal bilimler hep iç içe. O yüzden ileride HEY FEYB’i farklı disiplinlerle daha fazla yan yana düşünmek beni heyecanlandırıyor.
Özellikle mekân tasarımı, obje tasarımı ve farklı sanatsal üretimlerle doğal şekilde gelişen ortak üretim süreçleri ilgimi çekebilir. Umarım böyle karşılaşmalar zaman içinde kendiliğinden gelişir.
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!






