İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yiğit Kaya: “Hayatımın Soundtrack’ini Yazıyorum”

Yeni teklisi “Söyle” üzerine bir portre

Modern tınılarla örülü şarkıları ve kendine özgü anlatım diliyle son yılların dikkat çeken isimlerinden Yiğit Kaya, yeni teklisi “Söyle” ile dinleyici karşısında. İlk anda sadeliğiyle yakalayan parça, yalın melodisi ve içsel bir yerden süzülen sözleriyle sanatçının hem olgunlaşan müzikal kimliğini hem de kendine has hikâye anlatıcılığını yeniden görünür kılıyor.

Aslında Yiğit Kaya’nın müzikle ilişkisi “başlangıcı olan” bir hikâye değil. Kendi sözleriyle, “ben biraz müziğin içine doğdum”. Altı yaşında davulla başladığı yolculuğa kısa süre sonra gitar, ardından da kendi kendine öğrendiği enstrümanlar eklenmiş. Farklı orkestralarda çalmak, okulları yarışmalarda temsil etmek, bir başkasının müziğini yorumlamaktan kendi sesini aramaya doğru evrilmek… Zamanla, “ben olsam ne anlatırdım?” sorusu içindeki yerini büyütmüş.

Bugün geldigi noktada Yiğit Kaya, sadece söz yazarı ya da yorumcu değil; kendi dünyasını baştan sona kuran bir müzisyen. “Artık her hece, her nota, her detay bana ait,” diyor. Bu tutum, yeni parçasının ruhuna da yansıyor.

Sözcüklerin Yetmediği Yere Şarkılar Konuşur

“Söyle”, sanatçının uzun zaman önce yazdığı ama zamanla kendi anlamını bulan bir şarkı. Dışarıdan bakıldığında birine yazılmış gibi dursa da, Yiğit Kaya’nın bunun ötesinde bir yerden konuştuğu açık:
“Bence ‘Söyle’, bugünün ilişkilerine dair bir iç dökme. Bazen insan ne hissediyorsa anlatamaz; kelimeler bir yerde eksik kalır. Bu şarkı, o eksik yerleri müzikle tamamlayan bir yankı gibi.”

Belki bu yüzden parça, dinleyenin zihninde özel bir alan açıyor — herkesin bir köşesine dokunan ama kimsenin tam olarak adını koyamadığı şeylerden yapılmış bir duyguyla.

“Hayatımın Soundtrack’ini Yapıyorum”

Yiğit Kaya kendi müziğini tarif ederken söze çekingen başlıyor ama sonra çok basit, çok net bir cümle dökülüyor ağzından:
“Hayatımın soundtrack’ini yapıyorum.”

Böyle bir cümle ancak gerçekten kendi hikâyesini yazan bir müzisyenden çıkabilir. Pop sularına yakın ama kolay tüketilen değil; duyguyu saklamayan ama bağırmayan bir müzik bu. Kendi sesi, kendi ritmi, kendi duruşu var. “Müzik benim için bir günlük gibi,” diyor. “Bazen de bir kara kutu. Kendime bile söyleyemediklerimi orada saklıyorum.”

Sahnenin Gerçekliği

Yiğit Kaya için gelecek hedefleri çok gösterişli değil ama çok yalın: Daha çok insana ulaşmak. Bir ekranın arkasından değil; sahnede, nefes nefese, göz göze…

“Müziğin en gerçek hâli sahnede yaşanıyor,” diyor. “Yazarken çok içtenim ama asıl paylaşım o anda başlıyor. Şarkı benimle başlıyor ama dinleyenin kalbinde tamamlanıyor.”

Tam da bu cümle, onun müziğe bakışını özetliyor:
Kendinden çıkan ama kendinde bitmeyen bir yolculuk.

Söyle, bu yolculuğun yeni durağı. Sade, kırılgan ama güçlü bir yerden konuşuyor; tıpkı Yiğit Kaya’nın kendisi gibi.

⁠E-BÜLTEN ABONELİĞİ

E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!

×