Yazan: Gökçe Duman
Park Chan-wook’un “hayat projesi” dediği filmi nihayet izleyebiliyoruz. 2009’da Busan’da Costa-Gavras ile birlikte sahneye çıkıp Donald Westlake’in “The Ax” romanını uyarlayacağını açıkladığında, kimse bunun 16 yıl süreceğini tahmin etmemişti. Ama beklemeye değdi: “No Other Choice”, yönetmenin tüm stilistik ustalığını kapitalizmin acımasızlığıyla harmanlayan bir film.
Kâğıttan Adam, Demir İrade
Lee Byung-hun’un canlandırdığı You Man-soo, 25 yıldır çalıştığı kâğıt fabrikasından aniden işten çıkarılan bir uzman. Banliyö cennetinde eşi Mi-ri (Son Ye-jin), iki çocuğu ve köpeğiyle mutlu yaşarken, bir anda kendini işsizlik cehenneminde buluyor. Park Chan-wook, Man-soo’nun düşüşünü öyle ustalıkla anlatıyor ki, izleyici karakterin radikal kararına varmasını neredeyse mantıklı buluyor: Rakipleri ortadan kaldırmak.
Filmin dahice yanı, Man-soo’nun planını sıradan bir seri katil hikayesi olarak sunmaması. Adam önce potansiyel işverenin (Moon Paper) formenini araştırıyor, ardından aynı pozisyona başvuracak diğer adayları tespit edip sistemli bir şekilde eliyor. Park ve ekibinin senaryoya eklediği kâğıt üretimi detayları – banknotlardan ped üretimine kadar – karakterin mesleğine olan tutkusunu ve kaybettiği kimliğin derinliğini gösteriyor.
Görsel Şölen, Ahlaki Kâbus
Park Chan-wook’un, görüntü yönetmeni Kim Woo-hyung ile birlikte yarattığı her kare, bir resim gibi düşünülmüş. Bir takip sahnesi iki dışbükey trafik aynasından gösteriliyor. Man-soo’nun kızı bahçe salıncağında sallanırken sadece sarı çizmeleri kadrajda belirip kayboluyor. Gece yol kenarında gerçekleşen karanlık işler, terracotta asfaltın koyu yeşil denizle kontrast oluşturduğu geniş plandan izleniyor.
Özellikle unutulmaz bir sahne var: Cho Yong Pil’in “Red Dragonfly” şarkısı o kadar yüksek sesle çalıyor ki, Man-soo ile rakibi Gu Bummo (Lee Sung-min) arasındaki diyalog duyulmuyor. Park burada sesi bir silah gibi kullanıyor – müzik ritmi, kurgunun temposunu belirliyor ve gerilim katlanarak artıyor.
Lee Byung-hun’un Kariyer Performansı
“Squid Game”deki soğukkanlı kötü adam imajını tamamen tersine çeviren Lee Byung-hun, Man-soo’yu hem acınası hem tehlikeli, hem komik hem trajik kılıyor. Özellikle iş görüşmesi
sahnesinde – gökdelenden yansıyan güneş ışığı gözlerine vururken, gölge silüetlere gülümsemeye çalışması – karakterin çaresizliğini mükemmel özetliyor.
Son Ye-jin ise Mi-ri rolünde sessiz ama güçlü bir performans sergiliyor. Kocasının gizli planını keşfettiği sahnedeki tepkisi, filmin duygusal zirvelerinden biri. İki oyuncunun kimyası, “Joint Security Area”dan 25 yıl sonra bile bozulmamış.
Kara Mizahın Dorukları
Park Chan-wook kariyeri boyunca hep mizahla oynamıştı ama hiç bu kadar geniş bir yelpazede değil. Film, Hitchcock tarzı kara mizahdan slapstick komediye kadar uzanıyor. Man-soo’nun ilk cinayet girişimi – birinin kafasına saksı düşürme planı – Wile E. Coyote’yi andırıyor. Gu Bummo’nun alkolik eşi Ara’yı canlandıran Yeom Hye-ran’ın teatral performansı, filme beklenmedik kahkaha anları katıyor.
Ama mizah hiçbir zaman eleştiriyi yumuşatmıyor. “Başka yolum yok” cümlesi film boyunca bir mantra gibi tekrarlanıyor – hem Man-soo’nun kendini haklı çıkarma çabası, hem de sistemin acımasızlığının ironik bir yansıması.
Parasite’tan Farklı, Ama Aynı Derecede Keskin
Bong Joon-ho’nun “Parasite”ıyla karşılaştırmalar kaçınılmaz ama Park Chan-wook’un yaklaşımı farklı. Film yarı umutlu bir notla değil, acı ve acil bir uyarıyla bitiyor. Man-soo’nun rekabeti ortadan kaldırma planı baştan itibaren boşuna; film ilerledikçe daha da anlamsızlaşıyor.
Final sahnesi – ki tamamen görsellerle anlatılıyor – muhteşem bir darbe. Man-soo zafer kazanmış gibi görünse de, aslında hem kendisi hem gezegen için nihai ölüm cezasını imzalıyor. Park, karakterini başarıya koşullanmış ama aslında zamanını çalan ve karşılığında hiçbir şey vermeyen bir sistemin kurbanı olarak resmediyor.
Teknik Mükemmellik
139 dakikalık süresine rağmen film hiç sıkmıyor. Kurgu (Kim Sang-beom ve Kim Ho-bin) o kadar keskin ki, her sahne bir sonrakiyle organik olarak birleşiyor. Cho Young-wuk’un müziği, özellikle tekrar eden “Red Dragonfly” motifi, filmin ritmini belirliyor.
Filmin estetiğinden sorumlu Ryu Seong-hie’nin yarattığı dünya – steril ofislerden sıcak ev ortamlarına, endüstriyel fabrikalardan banliyö sokaklarına – karakterlerin psikolojik yolculuğunu yansıtıyor.
Beklenmeye Değen Bir Başyapıt
“No Other Choice”, Park Chan-wook’un 20 yıl beklediği projesi ve sonuç beklemeye fazlasıyla değmiş. Film sadece işsizlik ve ekonomik çöküş üzerine bir hikaye değil; kimlik, aile, toplumsal baskı ve insan onuru üzerine derin bir meditasyon.
Time Out’un “Park’ın başyapıtı olabilir” değerlendirmesi abartılı değil. “The Handmaiden”ın görsel şıklığı, “Oldboy”un şiddeti, “Decision to Leave”in gizemini harmanlayan film, yönetmenin tüm yeteneklerini sergiliyor.
Filmekimi’nde kaçırılmaması gereken, yılın en önemli filmlerinden biri. Özellikle ekonomik krizler ve işsizliğin arttığı günümüzde, “No Other Choice” sadece Güney Kore’nin değil, tüm dünyanın hikayesini anlatıyor.
Puan: 4/5
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!






