İstanbul’un yorucu temposundan uzaklaşmak bazen düşündüğünüzden çok daha kolay oluyor. Şehirden sadece kısa bir tekne yolculuğuyla ulaşabileceğiniz Büyükada’da, denizin sesi, rüzgarın serinliği ve tarihin zarafetiyle çevrelenen bir dünya sizi karşılıyor: Princess Palace Resort.
Burası sadece bir tatil rotası değil; üç kuşaktır süregelen bir ailenin tutkularının, hayallerinin ve kültürel mirasının yaşadığı bir yer. Deneyimlediğiniz her adımda bu hikâyeye dahil oluyorsunuz.
Üç Kuşaklık Bir Yolculuk
Her şey, 20. yüzyılın başında Anadolu’da ulaştırma sektörünün temellerini atan öncü isim Y. Bahri Akdağ ile şekillenmeye başlıyor. Onun vizyonunu devralan oğlu Dr. Erdoğan M. Akdağ, Türkiye’nin çimento ve inşaat endüstrisinde dönüştürücü bir liderlik sergiliyor. Sadece iş dünyasında değil, aynı zamanda toplumsal kalkınmada da iz bırakıyor; eğitime ve sanata verdiği destekle onlarca okul, fakülte ve bir üniversitenin hayata geçmesini sağlıyor. Eşi Serpil Akdağ ile birlikte ise misafirperverliği bir gelenek olmaktan çıkarıp, zarafetle örülmüş bir yaşam felsefesine dönüştürüyor.



Bugün bu mirası, Bahri Bey’in oğlu Dr. Bahri Akdağ, Büyükada’da yeni bir solukla yaşatmak için Almanya ve Avusturya’daki eğitimini, uluslararası iş deneyimiyle harmanlayarak, Princess palas Resort’ta yaşatıyor. Her detayına dokunduğu bu yapı, doğaya saygılı, estetikle bezenmiş bir yaşam alanına dönüşüyor.
Doğayla İç İçe, Şehre Bir Adım Uzakta
Princess Palace Resort, 30 dönümlük bakir bir araziye yayılıyor. 150 yaşını aşkın yüzlerce ağaç, gökyüzüne uzanıyor. Aralarında yükselen Sera, Bahri Bey’in eşi Sevgi Akdağ’ın doğaya ve çiçeklere olan tutkusunu yaşatıyor. Burada yetişen lavantalarla hazırlanan dondurmalar ve çiçeklerle bezenmiş tabaklar, mutfağa doğadan gelen bir şiirsellik katıyor.

Her detay, doğayla uyum içinde şekilleniyor. Resort’un sunduğu deneyim sadece konfor değil; aynı zamanda yavaşlamak, nefes almak ve yeniden bağ kurmak oluyor.
Zamana Direnen Büyük Köşk Yaşıyor
Tesisin kalbinde yer alan ve Zeynep Fadıllıoğlu’nun zarif dokunuşlarıyla yeniden hayat bulan Büyük Köşk, geçmişin görkemini bugünün inceliğiyle buluşturuyor. Osmanlı mimarisinden ilham alan bu yapı, yalnızca bir görsel merkez değil, aynı zamanda otelin ruhunu taşıyan bir başyapıt hâline geliyor.
İçerideki görkemli salonlar; özel davetlerden sessiz sohbetlere kadar her anı unutulmaz kılmaya hazır bir atmosfer sunuyor. Puro tutkunlarına özel içim salonu ise ayrıcalıklı bir deneyim sunuyor. Tüm bu tarihî atmosferin ortasında, zarifçe gizlenen yüzme havuzu, mekâna çağdaş bir dokunuş katıyor.
Yeni Kuşak Resort’a Renk Katıyor
Akdağ ailesinin genç kuşağından Mina Akdağ ise sanatı ve sağlıklı yaşamı birleştiriyor. Sotheby’s mezunu olarak seçtiği çağdaş sanat eserleri otelin dört bir yanını süslüyor. Floransa’da kurduğu wellness kulübünden aldığı ilhamla, spa merkezine bütünsel bir yaşam felsefesi yerleştiriyor. Burada beden, zihin ve ruh birlikte iyileşiyor.

Kreb’s Butik: Stil ve Ruhun Buluşma Noktası
Resort’un içinde 31 Ağustos’ta açılan Kreb’s Butik, modayı Büyükada’nın sade lüksüyle bir araya getiriyor. Melis Ağazat danışmanlığında hazırlanan özel seçkide; Asuman Dulun’dan Bluemint’e, Mehry Mu’dan Lug Von Siga’ya kadar birçok markanın imzası yer alıyor. Doğal dokular, zarif aksesuarlar ve karakter sahibi parçalar, konuklara zamansız bir şıklık sunuyor.
İtalyan parfümör Sileno Cheloni’nin özel kokuları da butiğin duyusal dünyasına eşlik ediyor. Kreb’s Butik, yalnızca alışveriş değil; otelin estetik ruhuna adım atmanın yeni bir yolu oluyor.
Burası Sadece Bir Otel Değil, Bir Hayat Tarzı Oluyor

Princess Palace Resort, İstanbul’a bu kadar yakın ama onun gürültüsüne bu denli uzak olmayı başarırken her köşesi, üç kuşaktır yaşayan bir mirasla şekilleniyor. Doğayla, mimariyle, sanatla ve zarafetle iç içe geçen bu yaşam alanı, misafirlerini sadece ağırlamıyor; onları ailenin bir parçası hâline getiriyor.
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!





