İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Dino Buzzati – Scala’da Korku Üzerine

20. yüzyıl İtalyan edebiyatının en özgün kalemlerinden Dino Buzzati (1906–1972), gazeteci, ressam ve yazar kimliğiyle modern edebiyat alegorisinin en incelikli ustalarından biri oldu. En çok Tatar Çölü ile bilinse de kısa öyküleri, gündelik hayatın sıradan yüzeyini yararak derinlerde gizlenen huzursuzlukları görünür kılma gücüyle dikkat çeker. Kafka’nın karanlık labirentleri, Camus’nün varoluşçu sorgulamaları ve Calvino’nun fabulist dünyalarıyla aynı akrabalığı taşır; ama her zaman kendine has ironik ve keskin bir bakış açısıyla.

    Türkçe’de ilk kez yayımlanan öykülerden oluşan Scala’da Korku, Buzzati’nin kısa anlatıdaki ustalığını bir kez daha kanıtlıyor. Kitap, Timas Yayınları etiketiyle yayımlandı. Kitaba adını veren Paura alla Scala (Scala’da Korku), Milano burjuvazisinin bir opera gecesinde kapalı salonun ihtişamlı duvarları arasında sıkışan korkularını sahneye taşıyor. Dışarıda devrim söylentileri dolaşırken, içeride seçkin bir topluluk kendi konfor alanını korumaya çalışır. Buzzati, bu karşıtlığı kullanarak toplumsal düzenin kırılganlığını ve bireysel kaygının kaçınılmazlığını aynı çerçevede görünür kılar.

    Öykülerin en belirgin gücü, belirsizliği bir gerilim unsuru olarak kullanması. Okur, bir şeylerin olmasını bekliyor ama emin de olamıyor: Gerçek bir tehdit mi var, yoksa yalnızca kolektif bir paranoya mı? İşte bu ikilik, hikâyeyi dönemin siyasal atmosferine göndermede bulunurken aynı zamanda evrensel bir varoluş kaygısına taşıyor. Buzzati, okuyucusunu cevapsız soruların ortasında bırakıyor; kesinlikten çok, kararsızlığın ve bekleyişin ağırlığını hissettiriyor.

    Buzzati’nin dili ise alegorik yoğunluk ile gündelik ayrıntıyı ustalıkla dengeleyen bir yapıya sahip. Bir yandan toplumsal sınıfların kırılganlığını ifşa ediyor, diğer yandan insanın bilinmeyene, değişime ve kayba karşı duyduğu köklü korkuyu dile getiriyor. Scala’da Korku, bu yönüyle “korku”yu yalnızca ürkütücü bir duygulanım değil; toplumsal düzenin, bireysel varoluşun ve hayal gücünün kırılganlığı üzerine kurulu bir deneyim olarak sunuyor.

    Sonuçta Buzzati, öykülerinde okuru asla rahatlatmıyor; tam tersine, huzursuzlukla, beklentiyle ve cevaplanmamış sorularla baş başa bırakıyor. Belki de onun asıl başarısı tam da burada: korkunun tek bir kaynağı olmadığını, insanın hem kendi içinden hem de çevresindeki dünyadan beslenen çok katmanlı bir duygu olduğunu gösterebilmek…

    Scala’da Korku, yalnızca bir öykü derlemesi değil; edebiyatın nasıl hem toplumsal hem bireysel derinlikleri görünür kılabileceğinin güçlü bir örneği. Buzzati’yi hiç okumamış olanlar için mükemmel bir başlangıç, sevenler içinse vazgeçilmez bir eser. Mutlaka okuyun.

    ⁠E-BÜLTEN ABONELİĞİ

    E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!

    ×