İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Fantastik Bir Kaos: “Platonik: Mavi Dolunay Otel”

Yazı: İlayda Özcan

Hayat bazen, kendimizi kaybettiğimiz yerde başlar. Gupse Özay’ın kaleminden çıkan bu dizi, izleyiciyi tam da böyle bir yerde karşılıyor: Zıt karakterler, anlam yüklediğimiz değerler ve kaybolmuş ruhların hikâyesi… Hırsların, ruhâni arayışların ve kişisel çatışmaların olduğu bir macera Tolstoy’a göz kırparak başlıyor ve bu sefer şehre bir yabancı geliyor. Bu yabancı yıllar önce eşini kaybetmiş bir anne ve birbirinden zıt iki kız kardeşin hayatlarını kesiştiriyor. Amaçları ve beklentileri farklı bu karakterler üzerinden dizi hem aile bağlarını hem de bireysel arayışları sorguluyor.

Dizinin temel teması, değer ve anlam yüklemenin getirdiği çelişkiler üzerine kurulu. Bir tarafta ticaret hırsıyla hareket edenler, diğer tarafta ruhani bir arayış içinde olanlar ve hiç bitmeyen, standartlaştırılmış “güzellik kaygısıyla” boğuşan bir kız kardeş ile etrafında gördüklerimiz yer alıyor. Ancak karakterler öylesine aşırı uçlarda çizilmiş ki… Uzaylılara kafayı takmış bir adam, büyücüler, falcılar ve dolandırıcılar gibi figürler sahnede dikkat dağıtıcı bir şekilde boy gösteriyor; bu da hikâyenin özünü sık sık gölgede bırakıyor. Bölümlerin uzunluğu da dizinin temposunu düşürüyor ve izleyiciyi zaman zaman kaybolmuş hissettiriyor. Oyunculuklar ise çok şaşırtacak türden değil, Gupse Özay bildiğimiz tip komedisiyle sahnede, Kerem Bursin her zamanki gibi donuk ve havalı. Bu yorumun dışında tutabileceğim tek isim Öykü Çelik. Çünkü kendisi dizide alışılmışın dışında bir rolü tamamen sahiplenerek fark yaratan tek karakter.

Diziyi izlerken beklentiye girmemek en doğrusu. Eğer amaç kafa dağıtmak ve izlerken hafif bir yolculuğa çıkmaksa keyif alınabilir. O yüzden tüm izleyiciyi ikiye bölerek ya çok sevenler ya da hiç sevmeyenler olarak kafaları karıştıran bu yapım aslında beklentilerinizin deneyimlerinizi de belirleyeceğini açıkça gösteriyor.

Tüm bu kaotik ve dikkat dağıtıcı öğelere rağmen dizinin en unutulmaz ve güçlü noktası finali oluyor. Uzun uzadıya işlenen mesaj, finalde etkili bir şekilde bağlanıyor: Kendimizden fazla değer verdiğimiz ve anlam yüklediğimiz her şey, aslında biz var oldukça var olur; fakat bu aşırı değer hem kendimizin hem başkalarının dengesini bozabilir. Dizi, narsist bir karakter üzerinden bu mesajı ustalıkla tamamlıyor ve final, tüm eksiklikleri biraz olsun affettiriyor.

Sonuç olarak, dizi bir Gupse Özay denemesi: Karakterler aşırı, mesajlar zaman zaman çiğ ve bölümler uzun olsa da izleyiciyi düşündürmeyi başaran bir finalle noktalanıyor. Beklentiye girmeden, farklı bir şeyler izlemeye hazır olanlar için bu yolculuk düşündüğünden fazla şey fısıldayabilir.

⁠E-BÜLTEN ABONELİĞİ

E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!

×