İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Türk Tiyatrosunun Yaşayan Hafızası Haldun Dormen’e Veda


Türk tiyatrosuna modern sahne dilini kazandıran, güldürü ve vodvil geleneğini çağdaş bir yapıyla buluşturan, Dormen Tiyatrosu aracılığıyla kuşaklar yetiştiren usta sanatçı Haldun Dormen 97 yaşında hayata veda etti. Bir asrı aşan sanat yolculuğu, ardında yalnızca oyunlar değil, kurumsal bir tiyatro kültürü bıraktı.

Haldun Dormen

Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com

Türk tiyatrosunun kilometre taşlarından, Dormen Tiyatrosu’nun kurucusu; oyuncu, yönetmen, eğitmen, oyun yazarı ve çevirmen kimlikleriyle modern tiyatro anlayışının mimarlarından Ahmet Haldun Dormen, 21 Ocak 2026’da İstanbul’da 97 yaşında yaşamını yitirdi. Sanat dünyası, Cumhuriyet dönemi tiyatrosunun hem kurucu hem tanıklık eden en önemli isimlerinden birini kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyor.

Haldun Dormen’in vefatını oğlu Ömer Dormen, sosyal medya hesabından yaptığı duyuruyla kamuoyuna iletti. Açıklamada, “Sevgili babam Haldun Dormen’i ebediyete uğurlamanın tarifsiz üzüntüsü içindeyim. Onu tanıyan, seven ve hayatına dokunduğu herkese başsağlığı diliyorum. Mekânı cennet olsun,” ifadelerine yer verildi. Cenaze törenine ilişkin detayların daha sonra paylaşılacağı bildirildi.

Bir süredir İstanbul’daki özel bir hastanede enfeksiyon nedeniyle tedavi gören Dormen’in durumu son günlerde kritikleşmişti. Yoğun bakımda entübe edilen sanatçı, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Sahneden hayata uzanan bir yolculuk

Bir tiyatro insanından fazlasıydı; kurduğu yapılar, yetiştirdiği isimler ve bıraktığı estetik mirasla Türk tiyatrosunun yönünü belirledi.

Ahmet Haldun Dormen, 5 Nisan 1928’de Mersin’de dünyaya geldi. Babası Kıbrıslı bir iş insanı olan Sait Ömer Bey, annesi ise İstanbullu bir paşa kızı olan Nimet Rüştü Hanım’dı. Ailenin soyadı başlangıçta Önder iken, babasının bu soyadını fazla iddialı bulması nedeniyle anlamı olmayan ‘Dormen’ soyadı tercih edildi. Henüz bir yaşına basmadan ailesiyle birlikte İstanbul Şişli’ye taşınan Dormen, 20 yaşına kadar Atatürk Evi’nin karşısındaki Ömer Bey Apartmanı’nda yaşadı. Sekiz yaşında geçirdiği bir kaza sonucu sol ayağında kalıcı bir sakatlık oluştu.

Haldun Dorman

Sahneyle ilk teması, Galatasaray Lisesi’nde ortaokul öğrencisiyken “Demirbank” adlı oyunda yirmi beş kuruşluk bir rolle oldu. Orta öğrenimini Galatasaray Lisesi’nde, lise eğitimini Robert Kolej’de tamamladı. Tiyatro eğitimini Amerika Birleşik Devletleri’nde, Yale Üniversitesi’nde aldı ve tiyatro yönetmenliği üzerine yüksek lisans derecesiyle mezun oldu. İki yıl boyunca ABD’de çeşitli tiyatrolarda oyunculuk ve yönetmenlik yaptı; Hollywood’daki Pasadena Playhouse’da dört oyunda sahne aldı. Bu süreçte New York ve Paris’te de tiyatro çalışmalarına katıldı.

Türkiye’ye döndüğünde, Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Küçük Sahne’ye girdi ve “Cinayet Var” adlı oyunda canlandırdığı dedektif rolüyle ilk kez Türk seyircisinin karşısına çıktı. Aynı dönemde Beyoğlu Parmakkapı Sokak’ta genç amatörlerle birlikte 60 kişilik bir cep tiyatrosu kurarak, kendi tiyatro anlayışının temellerini attı.

Bir okul, bir ekol: Dormen Tiyatrosu

Dormen Tiyatrosu yalnızca oyun sahnelemedi; bir tiyatro disiplini, oyunculuk geleneği ve sahne estetiği yarattı.

22 Ağustos 1955 gecesi Süreyya Sineması’nda sahnelediği ilk oyunla Dormen Tiyatrosu’nun perdesini açan Haldun Dormen, 1957’de “Papaz Kaçtı” komedisiyle topluluğunu resmen kurdu. 1957-1972 yılları arasında en parlak dönemini yaşayan Dormen Tiyatrosu, Türk tiyatrosunda güldürü ve vodvil türünün en güçlü temsilcisi hâline geldi.

Dormen Tiyatrosu

1961 yılında Türkiye’de sahnelenen ilk batılı müzikal olan “Sokak Kızı İrma”yı yönetti. Gülriz Sururi’nin başroldeki performansıyla efsaneleşen bu yapım, hem müzikal türünün Türkiye’deki seyrini değiştirdi hem de Dormen Tiyatrosu’nun öncü konumunu pekiştirdi. Topluluk 1962’de Beyoğlu’ndaki tarihî Ses Tiyatrosu’na taşındı ve on yıl boyunca faaliyetlerini burada sürdürdü.

Bu süreçte “Bit Yeniği”, “Şahane Züğürtler”, Erol Günaydın ile Cemal Reşit Rey’in birlikte yazdığı “Yaygara 70” gibi oyunları sahneleyen Dormen Tiyatrosu; Erol Günaydın, Altan Erbulak, Metin Serezli, Nisa Serezli, Erol Keskin, İzzet Günay, Yılmaz Köksal, Ayfer Feray başta olmak üzere onlarca sanatçıyı Türk tiyatrosuna kazandırdı.

1980’li yıllarda organizatör Egemen Bostancı’nın ısrarıyla Feriköy’deki 637 koltuklu İdil Sineması’nı devralarak ‘Komedi Tiyatrosu’ adıyla yeniden tiyatro kurdu. 17 yıl sürecek olan bu tiyatronun adı da hep Dormen Tiyatrosu olarak anıldı. Bostancı’yla yaptığı iş birlikleriyle “Hisseli Harikalar Kumpanyası” ve “Şen Sazın Bülbülleri” gibi müzikalleri sahneye koydu. 1985’te İstanbul Şehir Tiyatroları’nda, Gencay Gürün’ün yapımcılığında sahnelediği “Lüküs Hayat”, 30 yıla yakın bir süre boyunca aralıksız ve çoğunlukla kapalı gişe oynayarak tiyatro tarihine geçti. Bu yapım daha sonra İzmir ve Mersin operalarında ve Eskişehir Şehir Tiyatroları’nda da sahnelendi.

Sinema, televizyon ve yazıyla genişleyen üretim

Tiyatro merkezdeydi; ancak Dormen’in anlatısı perdeyle sınırlı kalmadı.

Dormen, “Bozuk Düzen” ve “Güzel Bir Gün İçin” adlı iki sinema filmi yönetti. Bu filmlerde Belgin Doruk, Ekrem Bora, Nurhan Nur, Müşfik Kenter ve Nedret Güvenç gibi isimler yer aldı. Her iki film de 1966 ve 1967 yıllarında Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde toplam yedi ödül kazandı; ancak gişede beklenen başarıyı elde edemedi. 1987 yılında Müjdat Gezen’in yapımcılığını üstlendiği ve başrolünde oynadığı “Felekten Bir Gün” adlı video filmini de yönetti.

Televizyonda “Unutulanlar”, “Anılarla Söyleşi”, “Kamera Arkası” ve “Popstar Türkiye” gibi programlarla uzun yıllar yer aldı. ABD yapımı sitcom “Nanny” dizisinin Türkiye uyarlaması olan ve başrollerinde Gülben Ergen, Kenan Işık, Seray Sever, Sinem Kobala, İlkay Saran, Yaşar Abravaya (Tolga Giritli) ve Gökçe Uzuner gibi isimlerin yer aldı “Dadı”da canlandırdığı ‘Uşak Pertev’ karakteriyle geniş kitlelerce tanındı. “Dadı”, bu oyuncu kadrosuyla 3 sezon boyunca izleyiciyle buluştu.

Eğitmen, yazar ve kültürel aktarıcı

1972’de borçları nedeniyle tiyatrosunu kapatmak zorunda kalan Dormen, bu dönemde televizyona, yazarlığa ve eğitmenliğe ağırlık verdi. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzikal Bölümü’nde sahne dersleri verdi. Milliyet gazetesinde sekiz yıl boyunca “Çeşitlemeler” başlıklı köşesiyle yazarlık yaptı.

“Sürç-ü Lisan Ettikse”, “Antrakt”, “İkinci Perde” ve “Nerede Kalmıştık” adlı otobiyografik eserlerin de aralarında bulunduğu beş kitap ve on iki oyun yazdı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında kadın sahne sanatçılarının yaşamlarını konu alan “Kantocu” eseri, İstanbul, Eskişehir ve Ankara’da sahnelendi.

Bir unvanın ötesinde bir miras

1997’de Yapı Kredi Bankası adına ‘Afife Tiyatro Ödülleri’ni başlattı ve bu organizasyonun sanat danışmanlığını üstlendi. Ödüllerin yirminci yılında, onun adına verilen ‘Haldun Dormen Özel Ödülü’, ‘Afife Ödülleri’ arasına eklendi.

‘Devlet Sanatçısı’ unvanına layık görülen, Hacettepe Üniversitesi tarafından fahrî doktora ile onurlandırılan ve yaşamı boyunca iki yüz ellinin üzerinde ödül kazanan Dormen, 2009’da Kedi Sahne Sanatları’nın sahnelediği Moliere’in ikonik komedyası “Kibarlık Budalası”nda ‘Mösyö Jourdain’ rolüyle sekiz yıl aradan sonra yeniden sahneye çıktı; oyun on yılda 600 kez sahnelendi.

İzmir Sahne Tozu Tiyatrosu’nun sanat danışmanlığını üstlenen Dormen’in adına İzmir’de bir sahne açıldı. 2019’da İstanbul Ataşehir’de kurulan Dormen Akademi’nin onursal başkanı oldu ve burada dersler verdi.

Alametifarikası Yaparsın Şekerim

“Yaparsın Şekerim”, Haldun Dormen’in yalnızca sıkça tekrarladığı bir söz değil; öğrencilerine, oyuncularına ve birlikte çalıştığı herkese aktardığı temel bir yaklaşımın ifadesiydi. Cesaret vermeyi, güven aşılamayı ve sahne üzerindeki potansiyeli açığa çıkarmayı merkezine alan bu cümle, Dormen’in eğitmenliğinin ve insan ilişkilerinin alametifarikası hâline geldi. Zorlanan, tereddüt eden ya da kendine inancı kırılan bir oyuncuya söylenen bu iki kelime, çoğu zaman bir prova notundan çok daha fazlasını temsil ediyor; sahnede ve hayatta ‘deneme cesareti’ni teşvik eden bir rehber işlevi görüyordu.

Bu ifade, aynı zamanda Dormen’in yaşam felsefesini de özetliyordu. Disiplini elden bırakmadan, korkuyu küçümsemeden ama onu felce dönüştürmeden ilerlemeyi öğütleyen bu yaklaşım, yetiştirdiği kuşakların belleğinde kalıcı bir iz bıraktı. Haldun Dormen’in hayatı ve tiyatro yolculuğu, Selçuk Metin’in yönetmenliğini üstlendiği ve Zeynep Miraç’ın senaryosunu kaleme aldığı “Yaparsın Şekerim” (2022) adlı belgeselde bu söz etrafında örülen bir anlatıyla ele alındı. Belgesel, Dormen’in sahnedeki estetik tercihlerini, eğitmenliğini, özel hayatındaki kırılma anlarını ve tiyatroya yaklaşımındaki sürekliliği, kendi sesi ve tanıklıklarla bir araya getirerek kayda geçirdi.

“Ben Buyum İşte”

Haldun Dormen’in kendi sesinden kaleme aldığı “Ben Buyum İşte”, uzun sanat yaşamının içsel bir yol haritası olarak okura sunuldu. Masa Kitap tarafından İstanbul’da yayımlanan kitap, 2024 yılında ilk baskısını gerçekleştirdi. Dormen’in sahneyle kurduğu ilişkiyi, yaşam felsefesini ve mesleki yaklaşımını bizzat kendi anlatımıyla bir araya getiren kitapta, başlığında olduğu gibi metnin dili de doğrudan, samimi ve kararlı; “Ben buyum işte” ifadesi hem kişisel duruşunu hem de sanata bakışını özetleyen açık bir beyan niteliği taşıyor. Kitap, Dormen’in disiplinini, sahne sevgisini ve nesiller boyunca biriktirdiği anekdotları bir araya getirirken, tiyatroya bakışını da nesnel bir biyografik düzlemden çok, kişisel bir manifesto olarak sunuyor. “Ben Buyum İşte”, sahnede ve sahne arkasında geçen yılları okura aktaran içerden bir tanıklık niteliği taşıyor.

aynı tutkuyla”

Haldun Dormen’in 70. sanat yılı, “aynı tutkuyla” başlığı altında 10 Aralık 2024 Salı akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu  (CRR)’nde görkemli ve yoğun katılımlı bir programla kutlandı. Gece, usta sanatçının çocukluk hayallerinden başlayıp 70 yıllık sahne yolculuğuna uzanan bir retrospektif niteliğindeydi ve sahnede birlikte çalıştığı, yetiştirdiği birçok isimle birlikte anılar, gösteriler, müzikaller, video kolajları ve sürpriz performanslar yer aldı.

Kutlama, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı, CRR ve Vehbi Koç Vakfı iş birliğiyle gerçekleştirildi. Önemli tiyatro, sinema ve televizyon sanatçılarının yanı sıra Dormen’in yakın aile üyeleri de geceye katıldı. Programda sahnede Göksel Kortay, İzzet Günay, Erol Evgin, Suna Keskin, Mustafa Alabora, Banu Zeytinoğlu, Halit Ergenç, Ayça Varlıer, Ayça Bingöl, Gürkan Uygun, Nebi Birgi gibi pek çok isim hem anılarını paylaştı hem de performanslar sundu; Dormen Akademisi öğrencileri de yer aldı. 

Etkinlik, Dormen’in “aynı tutkuyla” sürdürdüğü sanat hayatına tanıklık olmanın ötesinde, tiyatro tarihine ve Türk sahne sanatlarının şekillenmesine yaptığı katkıların topluca kutlandığı bir minnet gecesi olarak kayda geçti. 

Perde arkasında 

Haldun Dormen, özel hayatında tek evliliğini 1959 yılında halkla ilişkiler alanında uluslararası tanınırlığa sahip Betül Mardin ile gerçekleştirdi; bu birliktelik sekiz yıl sürdü ve 1967’de medeni bir şekilde sona erdi. Bu evlilikten Ömer Dormen adında bir oğlu dünyaya geldi. Dormen ve Mardin yollarını ayırmış olsalar da, yaşamları boyunca dostane bir ilişkiyi sürdürdüler ve aile bağlarını karşılıklı saygı çerçevesinde korudular. 

Haldun Dorman & Betül Mardin

Arif Mardin gibi dünya müzik endüstrisinin en önemli figürleriyle yakın akrabalık bağları bulunan Ömer Dormen, kültür ve sanatla iç içe bir çevrede büyümesine rağmen mesleki yönelimini sahne sanatları yerine uluslararası iş dünyasında şekillendirdi. İlk evliliğinden Yasemin adında bir kızı olan Ömer Dormen, ikinci evliliğini gazeteci ve yazar Ayşe Arman ile yaptı; bu evlilikten Alya adında bir kızı yani Haldun Dormen’in ikinci torunu dünyaya geldi. Ailenin yeni kuşakları sahnede yer almasa da Yasemin Dormen profesyonel kariyerini iş dünyasında sürdürürken, Alya Dormen dans alanında yürüttüğü çalışmalar ve sosyal sorumluluk projeleriyle sanatla bağ kuran bir çizgide ilerledi.

Sanat camiasından vedalar

Haldun Dormen’in vefatı, yalnızca tiyatro çevrelerinde değil, kültür politikalarından siyasal aktörlere uzanan geniş bir alanda yankı buldu. Usta sanatçının yetiştirdiği kuşaklar, sahneye kazandırdığı estetik dil ve kurumsallaştırdığı tiyatro anlayışı, paylaşılan taziye mesajlarında ortak bir hafıza olarak öne çıktı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, resmî sosyal medya hesabı üzerinden yayımladığı mesajla Haldun Dormen’in Türk tiyatrosundaki tarihsel konumuna dikkat çekti. Bakanlığın açıklamasında, “Türk tiyatrosuna yön veren, sahne sanatlarımızın gelişiminde unutulmaz katkılar sunan Haldun Dormen’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Yetiştirdiği kuşaklarla ve eserleriyle daima yaşayacak. Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve tüm sanat camiamıza başsağlığı diliyoruz,” ifadelerine yer verildi.

Siyasi isimlerden de taziye mesajları geldi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, X (Twitter) hesabından yaptığı paylaşımda Dormen’i yalnızca bir sanatçı değil, kuşaklar yetiştirmiş bir kültür insanı olarak andı. Özel mesajında, “Türk tiyatrosunun büyük ustası, kıymetli sanatçımız Haldun Dormen’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum. Ailesine, sevenlerine ve tüm sanat camiasına başsağlığı dilerim. Sahneyi büyüten, sanatla yaşayan, kuşaklar yetiştiren çok büyük bir çınardı. Işıklar içinde uyusun,” ifadelerini kullandı.

Kültür-sanat çevresinin dışından da resmî tepkiler geldi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Türk tiyatro tarihinde eşsiz izler bırakan Haldun Dormen’e Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sanat camiasına başsağlığı diliyorum,” sözleriyle usta sanatçıyı andı.

Usta tiyatrocunun vefatının ardından, farklı kuşaklardan çok sayıda sanatçı ve öğrencisi de paylaşımlarıyla Haldun Dormen’i saygı ve minnetle andı. 

İstanbul Valisi Davut Gül

“Türk Tiyatrosu’nun usta ismi, yönetmen, oyuncu, eğitmen ve oyun yazarı Haldun Dormen’in vefat haberini üzüntüyle aldık. Usta sanatçımıza Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, sanat camiamıza ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.”

Şehir Tiyatrosu

“Değerli hocamız Haldun Dormen’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Tiyatroya kattığı çağdaş bakış, sahneye taşıdığı zarafet ve yetiştirdiği sayısız sanatçıyla; yalnızca bir döneme değil, kültürümüze iz bıraktı. Ustamıza Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve tüm tiyatro camiasına başsağlığı diliyoruz.”

Mansur Yavaş

“Türk Tiyatrosu’nun usta ismi Haldun Dormen’in vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim. Sanata adanmış ömrüyle kuşaklar yetiştiren, sahnelerimize değer katan Haldun Dormen, ardında silinmeyecek bir iz bıraktı. Başta ailesi olmak üzere, tüm sanat camiasına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.”

Ayşe Arman

“Hocaların hocası Haldun Dormen‘i az evvel kaybettik. Derin bir üzüntü içindeyiz.” 

Türkan Şoray

Çok büyük bir değeri Haldun Dormen’i kaybettik, yeri doldurulmayacak. Allah rahmet eylesin. Yakınlarına baş sağlığı diliyorum.”

Murat Evgin

“Çok çok üzgünüm, başımız sağ olsun Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Çok büyük bir sanatçı , büyül bir öğretmen ve örnek bir insanı kaybettik.“ 

Zerrin Tekindor

“Canım Haldun Abiciğim güle güle… Sizin kadar mükemmel birini tanımak ne büyük şans. En güzel çiçeklerin, en güzel renklerin, en güzel günlerin içinden gidin. Sizi çok seviyorum. Tüm sevenlerine, ailesine başsağlığı dilerim…”

Ayşem Sunal Savaşkurt

“Cumhuriyet tarihinin en büyük en kıymetli sanatçılarından birini kaybettik, başınız sağ olsun sabırlar diliyorum!” 

Füsun Önal

“Ah canım Haldun. Güle güle, yolun daima ışıklarla dolu olsun. Seni çok seviyorum. Çok üzgünüm çok…” 

Cem Yılmaz

“Kıymetli büyüğümüz Haldun Hocamızın mekânı cennet olsun. Ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum. Enerjisi ve tutkusuyla örnek bir sanat insanıydı. Allah rahmet eylesin.”

Oya Demirtok

“Türkiye bir değerini sonsuzluğa unutmamak üzere yolcu ediyor. Ailesine sanat dünyasına ve yaşam gurusu, değerli Haldun öğretmenin bir şekilde yolundan geçen yolunda giden herkesin başı sağ olsun.”

Melek Baykal

“Türk tiyatrosu çok önemli koca duayenini kaybetti maalesef, acımız üzüntümüz büyük. Sabırlar diliyorum.” 

Fazıl Say

“Sevgili Haldun Dormen’i kaybettik. Türkiye’nin Kültür Sanat hayatı için tiyatro için en önemli figürlerden biriydi. 100 yıla yakın hayatının tamamını sanata adamış büyük yürekli bir insandı Dormen. Tüm ülkeye tiyatroyu ve müzikli sahne eserlerini sevdirtti. Üzüntüm derin. Kaybımız büyük. Tüm ailesine sabırlar dilerim. Işıklarda uyusun. Rahmetle…”

Refik Anadol

“Tüm ailenizin ve ülkemizin duayen bir aydını, büyük ustanın tüm sevenlerinin başı sağolsun.”  

Neslihan Yargıcı

“Sanat ile dopdolu güzel bir devrin sonu. Galalar, anılar ve perde… Başımız sağolsun, nurlarda yatsın!”  

Sunay Akın

“Cumhuriyet tarihimizin en değerli, en büyük sanatçılarından birini kaybettik… Çok üzgünüm, sabırlar diliyorum…” 

Gülsin Onay

“Haldun Dormen’i kaybetmişiz.. Allah rahmet eylesin.. Mekanı cennet olsun.. Ailesine, sevenlerine ve tiyatro dünyamıza baş sağlığı ve sabırlar dilerim.”

Derya Baykal

“Ustamızı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Tüm aileye sabırlar dilerim, ışıklarda uyusun.” 

Tarkan

“Türk Tiyatrosu’nun öncü ustası, duayeni, yönetmen, eğitmen, oyuncu, oyun yazarı çok değerli sayın Haldun Dormen’i kaybetmenin üzüntüsü içindeyim. Türk tiyatrosuna olan büyük katkılarının yanında, kişiliğinin zerafeti, asaleti ve beyefendiliği ile de saygıyla, sevgiyle anacağız kendisini.   Tüm sevenleri, ailesi ve yakınlarına başsağlığı dilerim.”

Ajda Pekkan

“Türk Tiyatrosu’nun mimarlarından, sahne sanatlarının usta yönetmeni Haldun Dormen’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum. O, yalnızca oyunlar sahneleyen bir yönetmen değil; tiyatroya disiplin, zarafet, çağdaş bir bakış ve evrensel bir vizyon kazandıran büyük bir ustaydı. Sanata adanmış bu benzersiz ömür için saygı ve minnetle…”

Gülben Ergen

“Ustam. Ağabeyim. Hocam. Dostum. Canım Haldun Abim benim. Oyunculuğu, dürüstlüğü, çalışkanlığı, iş disiplinin, mütevaziliğin bir yaşam biçimi olduğunu yıllarca kendisinden öğrendiğim. İyi ki hayatıma, sanata, ülkemize, tiyatroya, öğrencilerinize, sevenlerinize bunca güzellikler kattınız. Mekanınız cennet olsun. Değerli ailesine sabırlar dilerim. Başımız sağ olsun.”

Bu mesajlar, Haldun Dormen’in yalnızca sahne üzerinde değil, Türkiye’nin kültürel belleğinde ve kamusal hafızasında bıraktığı derin izin bir yansıması olarak kayda geçti.

Türk tiyatrosunun belleğinde bir iz

Haldun Dormen’in kaybı, Türk tiyatrosunun tarihsel belleğinde önemli bir dönemin kapanışını simgeliyor. Kurduğu tiyatrolar, yetiştirdiği oyuncular, sahnelediği müzikaller ve yazdığı eserlerle Dormen, tiyatroyu yalnızca bir sahne sanatı değil; bir disiplin, kültür ve yaşam biçimi olarak tanımladı.

Haldun Dormen

Bir asırlık sanat yaşamı boyunca hem sahnede hem perde arkasında Türk tiyatrosuna yön veren Haldun Dormen’in vefatı, kültür-sanat dünyasında derin bir boşluk bıraktı. Mirası, sahnelerde ve yetiştirdiği kuşakların belleğinde yaşamaya devam edecek.

⁠E-BÜLTEN ABONELİĞİ

E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!

×