İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Şeffaflık Çağında Görünmezliği Seçmek: Ahmad Rafi ve “Against Transparency”

Günümüz dünyası bizi tuhaf bir paradoksun içine hapsediyor: Bir şeye ancak tamamen açık, net ve transparan olduğunda güvenebileceğimizi sanıyoruz. Görünürlük, bir tür maruz kalma ve “maruz bırakma” ekonomisine dönüşmüş durumda. İşte tam bu küresel illüzyonun ortasında, Shiva Zahed Gallery, ezber bozan bir duruşla kapılarını açıyor: Ahmad Rafi’nin “Against Transparency” sergisi, 22 Mayıs – 5 Temmuz tarihleri arasında bizi “görmenin sınırlarıyla” yüzleşmeye davet ediyor.

Ahmad Rafi

Sergi, sadece son yirmi yılın bir seçkisi değil. Küratör Shiva Zahed’in de belirttiği gibi, bu eserlerin bugün bir araya gelmesi sanatsal bir “acil durum” taşıyor. Çünkü her şeyin anında tüketilmesini bekleyen dijital hıza karşı bu resimler; perdeler, katmanlar ve opaklık yoluyla izleyiciyle arasına bilinçli bir mesafe koyuyor.

Galeride bir araya geldiğimiz sanatçı Ahmad Rafi ve küratör Shiva Zahed ile serginin felsefesini, tuvallerin arkasındaki gizemi ve modern dünyanın şeffaflık takıntısını üzerine sohbet ettik.

Dünyaya Açılan Bir Pencere Değil, Bir Engel Olarak Tuval

Geleneksel sanat tarihi, resmin dünyaya açılan net bir pencere olduğunu söyler. Ahmad Rafi ise bu pencereyi kasten bulandırıyor, görünmezliği seçiyor. Sanatçıya yöneltilen doğu-batı kültürü ve transparanlık ilişkisi üzerine yöneltilen soruya cevaben Rafi, konuyu coğrafi bir indirgemenin ötesine taşıyor:

“Mesele sadece Doğu ya da Batı kültürü değil. Elbette İranlı bir insan olarak geçmişimin ve şu an Almanya’da yaşıyor oluşumun pratikle kaçınılmaz bir bağı var. Ancak 1999 yılında bu tuval serisine başlarken kendime sorduğum ilk soru şuydu: Önümüzde en az 3000 yıllık bir resim geçmişi var. Bugün, bu modern çağda ben yeni olarak ne yapabilirim? Resmin üç temel unsuru vardır: Tuval, fırça ve renkler. Ben tuvalin kendisini bir özneye, performatif bir eyleme dönüştürmek istedim .”

Rafi’nin resimlerine baktığınızda, bir şeylerin saklandığı hissine kapılıyorsunuz. Ancak bu klişe bir “gizleme” eylemi değil. Tuvaller, izleyicinin “her şeyi anında anlama ve tüketme” beklentisini sabote ediyor.

“O Kumaşların, Perdelerin Arkasında Ne Var?”

Sergiyi gezerken herkesin aklına düşen o kaçınılmaz soruyu yöneltiyoruz: O örtülerin, katmanların arkasında tam olarak neyi gizliyorsunuz?

Ahmad Rafi, bu soruya gülümseyerek sinematografik bir yanıt veriyor:

“1999 ve 2000 yıllarında bu seriye başlarken, o stüdyoda tuvalin arkasındaki eylemi gerçekleştiren kişi bendim; yani o örtülerin arkasındaki özne benim. Ama aslında sanatçının kişisel olarak hiçbir önemi yok. 10 ya da 100 yıl sonra sanatçı ölüp gidecek, geriye sadece tuvalin kendisi ve eserin varlığı kalacak. Dolayısıyla o katmanlar bir şeyi saklamıyor; aksine resmin kendi maddeselliğini ve zamana karşı direnişini kutsuyor.”

Dekorasyona Karşı Bir Konsept Manifestosu

Shiva Zahed

Küratör Shiva Zahed, sergiyi kurgularken piyasa dinamiklerinin ve “salonda güzel duracak dekoratif işler” mantığının tamamen karşısında durduğunu vurguluyor. İki ayda 200’den fazla sanatçının işini inceledikten sonra neden Ahmad Rafi’de karar kıldığını ise şu sözlerle özetliyor:

“Ahmad’ın işlerini ilk gördüğümde beni zihnen terk etmediğini fark ettim, sürekli o resimlere geri döndüm. Çünkü bu resimler bakışınızı kesintiye uğratıyor. Tümüyle görememek, netleştirememek insana tuhaf, tekinsiz bir his veriyor. İnsanların düşünmesini seviyorum, ben de düşünmeyi seviyorum. Bu sergi, Édouard Glissant’ın ‘Opaklık Hakkı’ kavramıyla kusursuz bir diyalog kurarak, her şeyin gözetlendiği ve maruz bırakıldığı bu çağda izleyiciye entelektüel bir sığınak sunuyor.”

“Against Transparency”, resmin sadece estetik bir nesne değil, aynı zamanda felsefi bir bariyer olabileceğini kanıtlayan, sezonun en güçlü ve cesur sergilerinden biri. Görmek ve daha da önemlisi, “göremediğimiz şeylerle yüzleşmek” için 5 Temmuz’a kadar Shiva Zahed Gallery’yi mutlaka ziyaret edin.

Shiva Zahed Gallery hakkında:

Shiva Zahed Gallery, İstanbul’un kalbi Beyoğlu’nda konumlanan bir çağdaş sanat galerisi olarak, İran çağdaş sanatının anlatılarını küresel bir perspektif içinde keşfetmeye ve görünür kılmaya adanmıştır. 2026 kışında Shiva Zahed tarafından kurulan galeri; kurucusunun tıp alanındaki eğitimi, yıllara yayılan sanat koleksiyonerliği deneyimi ve Tahran ile Paris’te moda ve görsel kültür üzerine yürüttüğü çalışmaların kesişiminden doğmuştur.

Zahed’in çok katmanlı geçmişi ve son iki yıldır İstanbul’daki yaşamı, galeriye özgün bir bakış kazandırır. Tıp eğitiminden gelen teşhis hassasiyeti, burada çağdaş estetiğin incelikli kürasyonuna dönüşür; sanat eserleri yalnızca sergilenmez, titizlikle okunur, çözümlenir ve yeniden anlamlandırılır.

İranlı çağdaş sanatçıların seslerini İstanbul’un tarihî sanat bölgesinin merkezine yerleştiren galeri, sınırları aşan bir diyaloğun odak noktası olmayı amaçlar. En temel hedefi ise sanatçıların üretimlerine coğrafi sınırların ötesinde kalıcı bir görünürlük kazandırmaktır.

Programı İran deneyiminden beslenmekle birlikte, galeri özünde uluslararasıdır. İranlı ve farklı ülkelerden sanatçılar arasında kurulan iş birlikleri aracılığıyla, geleneksel sınıflandırmaları aşan, sanatı devingen ve evrensel bir dil olarak ele alan sınırsız bir diyalog alanı yaratmayı hedefler.

Websitesi: https://shivazahed.art 

Instagram: https://www.instagram.com/shivazahedgallery

https://www.instagram.com/shaqayeqearabi

⁠E-BÜLTEN ABONELİĞİ

E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!

Yorumlar kapatıldı.

×