İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Dönüşüm Muhteşem Olacak || The Comeback

Lisa Kudrow’un HBO Max’te Yayınlanan Enfes Dizisi The Comeback’in Global Basın Toplantısından İzlenimlerimizi Keşfetmeye Var Mısınız?

Dizi camiasının küresel çapta en sevilen simalarını düşündüğümüzde akla gelen ilk isimlerden biri de Lisa Kudrow. Friends ertesinde boy gösterdiği en uzun soluklu proje olan The Comeback, iğneyi de çuvaldızı da sektöre batıran, kahkaha yüklü bir seyirlik olmayı son sezonunda da sürdürüyor.

HBO Max’in bu seneki iddialı projelerinden biri olan The Comeback’in şerefine 19 Mart’ta, Los Angeles’ta düzenlenen, sınırlı katılımlı çevrimiçi basın topalntısına ülkemizden katılım göstermenin de haklı gururunu yaşıyoruz.

Dizinin beyin takımının yer aldığı bu buluşmada, The Comeback’in 21 yıla yayılan yayın hayatına ve bu süreçte dramatik ölçekte değişen sektörel konjonktüre dair önemli saptamalar yapıldı.

Dizinin yaratıcısı Michael Patrick King, bir başka HBO Max efsanesi olan Sex and The City’nin ardındaki kalem. Camiayı içeriden tahlil edebilecek en kilit isimlerden biri.

Tabii diziyi salt bir Hollywood taşlamasından ibaret görmemek gerek; kameraların ardını gözler önüne seren ve seyirciyi ustaca tavlayan bu ilk adımın ardından tavşan deliğinin derinliği artıyor. The Comeback sadece kameranın önüne ve ardına değil, ziyadesiyle insani ve kişisel dertlere dümen kırıyor. Kudrow’un hayat verdiği Valerie Cherish karakterinin eşliğinde, kişinin fiziken beğenilme arzusuna, unutulma korkusuna ve onaylanma paniğine dair pek çok önemli psikolojik katmana seyahat ediyor ve karakterin zihninde beliren tüm sorulara (hatta sorularımıza) cevap arıyoruz.

The Comeback’in 2005 yılında yayın hayatına başladığı dünya birkaç kez evrim geçirdi. O yıllarda bir yıldızın hayatını reality şov marifetiyle erişilir kılması adeta travmatik bir olguyken bugünkü yaşamımızda hepimiz hayatlarımızı sosyal medya marifetiyle erişime açıyoruz. Üstelik tıpkı bir reality şov gibi, göstermek istediğimiz kadarının filtrelerinden geçirerek!

İşbu durumda The Comeback’in 21 yıl evvelden zamanın ruhunu yakaladığını söylememizde beis yok. Tabii zamanın ruhu demişken bir başka mesele daha var; odadaki sanal fil, The Comeback’in yeni sezonunun en önemli dişlisi.

Bir sabah uyandığımızda nur topu misali kucağımızda bulduğumuz yapay zeka, hepimizin “endişe dozu yüksek” onayına gark oldu! Oldu da bu işler bizi işimizden etme kıvamına hangi hızla gelecek? Valerie’nin penceresinden bu meseleyi irdelemek hem keyifli hem de zihin açıcı bir tecrübe.

Peki Lisa Kudrow ve Michael Patrick King, 12 sene sonra The Comeback’i ekranlara geri döndürmeye nasıl karar vermiş dersiniz?

Kudrow’a göre “Tıpkı reality şovların dizi dünyasına vurduğu darbe gibi, yapay zekâ da yaratıcılığa yıkıcı darbeyi vurabilir.”

Michael Patrick King, konuyu daha geniş çaplı değerlendirmeyi arzuluyor; “Mevzu bence Hollywood’un dışına taştı. Sanki Valerie’nin ilk sezonda yaşadığı umutsuz hale dünyaca ortak olduk. Tabii bunun sorumluluğunu salt yapay zekâya yükleyemeyiz. İnsanlar için iş sahibi olmak kadar işine sahip çıkmak da zorlaştı. Buna bir de yaş faktörünü ve teknolojiyle birlikte hayatımıza giren yeni anksiyete türlerini eklediğimizde umutsuzluğumuz sürpriz olmaktan çıkıyor.”

The Comeback’in üçüncü sezon haberi geldiğinde medyada sevinenler kadar homurdananlar da olmuştu. 12 senenin ardından bu dizi hâlâ yeni bir şeyler söyleyebilir miydi? Üstelik ikinci sezon finali kusursuz noktalanmışken.

Lisa Kudrow’un bu sorulara yanıtı yüreklere su serper nitelikte; “Bize göre de finalimiz muhteşemdi ve geri dönmek için yapay zekâ gibi sarsıcı bir konuya ihtiyacımız vardı. Valerie’nin macerasına, hayatına kameralar olmadan da devam edebileceğine dair ümitvar bir nokta koymuştuk. Peki şu an hangi dünyada yaşıyoruz? Herkes sosyal medyada kendi minyatür reality şovu için kamera karşısına geçiyor. Kameralar hayatımızın merkezinde, evimizin her odasında ve elimizde. Valerie’nin perspektifi tüm bu kaosun içinde her zamankinden daha fazla önem arz ediyor.”

Michael Patrick King’e göre bu sezonun alametifarikalarından biri de “kamerasız” bir şahitlik durumunun mümkün kılınması. “Artık kameralar bir parçamız, yaşadığımız gerçekliğin organik bir elementi. Bu defa elimizde bu özgürlük vardı ve bu sayede Valerie’yi stüdyo spot’larından, devasa setlerden ve milyon dolarlık kameralardan azade bir gözle seyirciyle buluşturduk. Güvenlik kameraları, akıllı telefon kameraları, gizli kamera açıları… Esas aradığımız etken Valerie’yi kamera ve set hafızasının ötesinde, seyirciye empati dozu yüksek bir dürüstlükle sunmaktı.”

Artistry of Good ekibi olarak sizi temin ederiz ki The Comeback final sezonuyla hedeflediği her şeyi kotarmış ve hatta üstüne de çıkmış. Sadece altı bölümle seyredenin zihnine attığı imzanın derinliğine hayran olmamak elde değil. Eğer Lisa Kudrow’u sadece Friends’le tanıyanlandansanız The Comeback’teki performansına bayılacaksınız! The Comeback’le henüz tanışmadıysanız hiç meraklanmayın, dizinin tüm bölümlerine HBO Max üzerinden ulaşabilirsiniz.

⁠E-BÜLTEN ABONELİĞİ

E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!

×