Dünya’da sahne sanatları dendiğinde akla gelen ilk ülkenin İngiltere, ilk şehrin Londra olması tesadüf değil. 2026 yazı Londra sahnelerinde tatil yok, perde daima açık!
Yazı: Erdem Tatar
Londra’ya gelip de bir oyun ya da müzikal izlemeden dönmek olmaz. West End’in tılsımlı sahnelerinde her zevke uyan bir temsil muhakkak seyirciyle buluşuyor. Şatafatlı bir müzikalin neşesi ya da jilet keskinliğinde bir metnin zihne kazınan derinliği; bu şehirde alternatiflerin sonu yok. Sizler için yaz sezonu boyunca temsillerine devam eden gösterilerden tam on oyun seçtik.

Paddington The Musical: Londra’nın en sevimli simgelerinden ayıcık Paddington’un maceralarını konu edinen bu müzikal sadece genç tiyatroseverleri değil yetişkinleri de memnun edecek. İngiltere’nin en prestijli sahne sanatları ödülü Olivier Awards’ta toplam yedi kategoride mükafatlandırılmış bir gösteriden bahsediyoruz. Broadway’e transfer olmadan önce Paddington’u “evinde” görme fırsatını kaçırmayın.

My Neighbour Totoro: Sahne serüvenine Barbican’da başlayan bu olağanüstü Studio Ghibli uyarlaması, son üç yıldır farklı salonlarda Londra’yı kasıp kavurmaya devam ediyor. Anime sinemanın babası Hayao Miyazaki’nin aynı adlı filminden uyarlanan bu benzersiz temsil, sizi düşlerinizin ötesinde bir yolculuğa çıkaracak.

Operation Mincemeat: Son yılların ödüllü West End fenomenlerinden Operation Mincemeat, Londra’da seyri en keyifli tiyatro deneyimlerinden birini sunuyor. Fortune Theatre’ın mütevazı ölçeği sizi yanıltmasın; tam tersine, oyunun kaotik enerjisi ve seyirciyle kurduğu yakın temas bu tarihi salonda daha da parlıyor. Üstelik burada “kötü koltuk” ihtimali neredeyse yok: Salonun neresinde oturursanız oturun, kendinizi oyunun tam ortasında bulmanız işten bile değil.

Hamilton: Okyanusun iki yakasında da teveccühle karşılanmış, kazanmadık ödül bırakmamış, Hollywood’a bile taşınmış bu modern klasiği Londra’da izlemenin en kıymetli yanı, Leslie Odom Jr. enerjisine çıplak gözle şahit olma fırsatı. Sadece bu yaz süresince oyunun Londra temsillerine katılacak olan Leslie Odom Jr. bilet fiyatlarını bir miktar etkilemiş olabilir ancak paranızın karşılığını alacağınız da garanti!

Stranger Things – The First Shadow: Netflix’in dünyayı kasıp kavuran dizisi Stranger Things son yıllarda tiyatro sahnelerinin de en beğenilen yapımlarından. Gösterişli prodüksiyonu ve seyircilerini Upside Down’a ışınlayan sanat yönetimiyle parlayan oyun bu sene sonunda sahnelere veda edecek. Dizinin çok kilit bir karakterinin geçmişine odaklanan bu şahane gösteriyi görmeden Londra’ya veda etmeyin.

Cabaret: West End klasikleri genellikle zamanı donduran ve izleyenlere bir kapsül deneyimi yaşatan oyunlardır. Ne var ki kimi oyunlar kendilerini yenilemekten, çağın nabzını tutmaktan asla çekinmez. Müzikal dendiğinde akla ilk gelen yapımlardan biri olan Cabaret, 2026 yılında sahnelerin en seksi oyunlarından biri olmayı sürdürüyor. Londra’nın ülke tarihine geçen sıcakları yetmediyse, sizi bir gece de Cabaret izlemeye davet edelim.

Hadestown: Londra’nın West End adı verilen tiyatrolar bölgesine yolu düşenleri son birkaç yıldır hep benzer tişörtler giyen insanlar karşılıyor. Hadestown gotik bir jazz şahikası olmakla birlikte, salon fuayesinde satılan lisanslı ürünlerinin satış rekorları kırmasıyla da adından söz ettiriyor. İç gıcıklayan bir müzikal deneyime hazır mısınız?

Avenue Q: West End bu yaz yalnızca yeni yapımlarla değil, eski dostların sahneye dönüşüyle de hareketleniyor. Broadway’de ortalığı birbirine katan, kuklalarıyla masum görünüp yetişkin hayatının en çirkin gerçeklerini seyircinin yüzüne kahkahalar eşliğinde çarpan Avenue Q, Londra sahnelerinde yeniden arzıendam ediyor. Çocukluğun renkli dünyasıyla yetişkinliğin varoluş sancılarını aynı potada eriten bu kült müzikal, “tatlı tatlı güleyim” diye girip “hayat beni ne ara buraya getirdi?” diye çıkacağınız türden bir deneyim vaat ediyor.

The Misanthrope: Thames kıyısında şahane bir gün geçirip, National Theatre’da ayakları yerden kesecek bir Molière temsili izlemek gibisi var mı? Hele ki sahnede Sandra Oh gibi bir yetenek varsa, bu deneyimin muadilini bulmak zordur. Londra entelijansiyası bilet fiyatlarını bir miktar “insafsız” bulmuş olsa da hayatta bir kez yaşanacak keyifler için cepte akrep taşımaya lüzum görmüyoruz. Bir de ipucu; sakın 30 pound’luk sahne önü biletlerine fiyatlarına kanıp hücum etmeyin, oyun boyunca sahneyi göreceksiniz diye boynunuz tutulur.

Trainspotting: Renton, Sick Boy, Begbie, Spud, Tommy & Kelly. Irvine Welsh’in kült romanından uyarlanan Trainspotting filmi hayatlarımıza gireli 30 sene olmuş! Bir West End mucizesine dönüşmek için bu kadar beklemeleri çok mu lâzımdı bilinmez ancak Temmuz ayından itibaren Londra’da Trainspotting: The Musical fırtınası esecek! Irvine Welsh’in bizzat kaleme aldığı uyarlama eminiz Trainspotting’e yepyeni katmanlar ekleyecek. Bu yaz Londra’daysanız bir gösteri seçin ve tadını çıkarın!
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!






