İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Modern Kadın Neden Bu Kadar Çok Sevildi?

artistry of good

Yazı: İlayda Özcan


Yayınlandığı ilk günden bu yana büyük ilgi gören Modern Kadın, özellikle son bölümleriyle yılın en çok konuşulan yapımlarından biri oldu. Bunun en önemli sebeplerinden biri, şüphesiz İrem Sak’ın yalnızca başrolde yer almakla kalmayıp aynı zamanda kalemiyle de dizinin yaratıcı sürecine dâhil olması. Seyirci, daha tanıtım aşamasında bile bu birleşimin nasıl bir iş çıkaracağını merakla bekliyordu.

İtiraf etmek gerekirse, hikâye ilk bölümlerde klişe bir çerçeveden açılıyor. 30’lu yaşlarında, kendi ayakları üzerinde duran ama bir yandan da hayatının aşkını ve anneliği hayal eden bir kadın… Bu başlangıç bana “yine aynı hikâye” dedirtmişti. Ancak dizi ilerledikçe asıl gücünü göstermeye başlıyor. Modern Kadın, sadece aşk arayışına sıkışmayan; mizahı zekice kullanan, duygusal yoğunluğu ustalıkla harmanlayan bir anlatı sunarak klişe görünen bir başlangıcı çok daha güçlü bir yere taşıyor.


Pınar’ın hikâyesi, modern toplumda kadın olmanın çelişkilerini görünür kılıyor. Onun asıl mücadelesi aile baskısı, iş hayatındaki eşitsizlikler ve kendi kimliğini inşa etme çabasıyla geçen çok yönlü bir savaş. Pınar, geleneksel bir aileden gelmesinin yarattığı yükle, özgürleşme arzusunun arasında sıkışıyor. Ne bütünüyle kopabiliyor ne de tamamen uyum sağlayabiliyor. İşte bu “arada kalmışlık” hâli, günümüz kadınlarının deneyimlerine dokunduğu için bu kadar yankı buluyor.

Dizi, bu arayışı yalnızca bireysel düzeyde de bırakmayıp toplumsal bir boyuta taşıyor. Eril düzenin içinde kadın olmanın ağırlığını; aile baskısından iş hayatındaki eşitsizliklere, toplumsal normlardan bireysel hayallere kadar farklı cephelerden gösteriyor. Pınar’ın her sahnesinde, seyirciye şu soru fısıldanıyor: “Kendi hayatında nerede duruyorsun? Sana biçilen rolün neresindesin?”

Elbette dizinin bazı zayıf anları var. Genelinde mesajlarını incelikle yedirmişken, marketten ped alma sahnesinde ya da arkadaşının çocuğuna bakmak için gittiği parkta başka bir ebeveynle karşılaşıp tartışmaya girdiği sahnelerde mesajını fazlasıyla didaktikleştiriyor. Bu sahneler, dizinin bütünündeki dengeli ve katmanlı anlatımla kıyaslandığında daha kaba duruyor. Ayrıca Pınar’ın iç dünyasında verdiği mücadele de kimi zaman arka planda kalıyor. Onun ruh hâline, hissettiklerine, arzuladıklarına, yaptığı veya yapamadıklarına derinlikli bir şekilde tanık olamıyoruz. Bu yüzden Pınar’ın aslında cesur mu, kırılgan mı yoksa kararsız mı olduğuna dair net bir izlenim edinmek zorlaşıyor. İşte tam da bu nedenle, vapurda Özgür Çevik’le olan son sahne aslında yalnızca bir ayrılık değil Pınar’ın ilk kez kendi sözünü
söylemesi, kendi duruşunu göstermesi açısından da önemli bir kırılma noktası hâline geliyor.

Sonuçta Modern Kadın, klişe bir başlangıçtan çıkıp derinleşen bir hikâye anlatmayı başarıyor. Pınar’ın çelişkileri, sıkışmışlıkları ve arayışları, günümüz kadınlarının gündelik hayatlarında hissettikleriyle örtüşüyor. Diziyi bu kadar sevilir kılan da tam olarak bu: seyirci yalnızca bir karakteri izlemiyor, kendi hayatının aynasına bakıyor.

Oyuncular

İrem Sak

Hakan Salınmış

Durul Bazan

Özlem Toksalan

Mecra: Gain

⁠E-BÜLTEN ABONELİĞİ

E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!

×