Türkiye’nin en köklü caz festivali olan Akbank Caz Festivali, 1991’den bu yana İstanbul’un kültür sanat takviminde aralıksız yer alarak bu yıl 35. yaşını kutluyor. Festivalin yolculuğunu, sürprizlerle dolu programını ve gelecek hedeflerini Akbank Caz Festivali Direktörü Gözde Sivişoğlu ile konuştuk.
Söyleşi: Gizem Ertürk
Türkiye’nin ilk caz temalı festivali olarak 35. yıla gelmek, sizin için ne ifade ediyor?
Türkiye’nin en köklü caz festivali olan Akbank Caz Festivali, 1991 yılında İstanbul’da düzenlenen konserler ile başlayan yıllar içinde dünyanın en önemli caz müzisyenlerinin yanı sıra gelecek vadeden genç kuşaktan yeni isimleri de programında barındıran; bugün paneller, atölyeler, film gösterimleri, dinletiler ve sosyal sorumluluk projeleriyle çok yönlü bir organizasyon haline gelmiş bulunmakta. 35. yılımızı kutlamak bizler için hem heyecan verici hem de gurur kaynağı.
35 yılın özetini tek bir kelimeyle tanımlasanız o kelime ne olurdu?
Heyecan! Heyecanını hiç kaybetmeyen 35 yıllık bir festival.

35. yıl için özel bir tema, proje veya iş birliği belirlediniz mi?
Her sene festivalimizde özel projelerimiz, iş birliklerimiz oluyor. Farklı kültür kurumları, farklı topluluklar ile beraber festivalimizi zenginleştirmek ve gerçekleştirmek bizim için çok kıymetli. Bu sene özel projelerimiz mevcut. Festival olarak ülkemizde üretim ve yaratım alanları desteklemeyi, sanatçılarımıza alan açmayı ve sanatçılarımızla birlikte projeler üretmeyi çok önemsiyoruz.
Bu sene “Jazz Meets Rap” adlı bir konserimiz olacak. 35. Akbank Caz Festivali’ne özel, sınırları aşan bir buluşma olacağına eminiz ve çok heyecanlıyız. Üç nefesli düzenlemenin taşıdığı güçlü caz armonileri; trompette Barış Doğukan Yazıcı, tenor saksafonda Engin Recepoğulları ve trombonda Bulut Gülen’in ustalığıyla hayat buluyor. Gökhan Sürer ve Adem Gülşen’in klavyeleri, Orhan Deniz’in bas gitarı ve Ediz Hafızoğlu’nun davulu ile birleşerek derin ve akışkan bir groove yaratıyor. Sahnenin enerjisini Da Poet’in turntable performansı ve vokalleri ateşlerken; Ayben, Melis Karaduman, Spade427 ve 3pillie’nin sözleri ritmi söze, sözü ritme dönüştürüyor. 3pillie’nin gitarı ise parçaların dokusuna güçlü bir renk katıyor. 3 Ekim’de Alan Kadıköy’de sahnelenecek Jazz Meets Rap, cazın doğaçlamacı ruhunu rap’in keskin sözleriyle harmanlayan, özgün ve dinamik bir proje. Köklerinden aldığı gücü çağdaş bir yorumla birleştirerek dinleyicileri müzikal bir yolculuğa davet ediyor.
Türkiye’nin ilk kadın müzik kolektifi Sista Sound, Akbank Caz Festivali’nin davetiyle sahnede yeni ve benzersiz bir projeye imza atıyor. Özge Ürer, Deniz Taşar, Kamucan Yalçın ve Ana Flávia gibi farklı müzikal geçmişlere sahip dört güçlü kadın sanatçı, ilk kez festival için bir araya geliyor. Bu özel buluşmada, dünya müziğinin farklı renkleri cazın doğaçlama geleneğiyle buluşuyor; alternatif janrlar, elektronik tınılar, Latin ve Brezilya ritimleri, çağdaş caz esintileri gibi unsurlar geniş bir müzikal yelpazede, sanatçıların kendi besteleri ve orijinal kompozisyonlarıyla harmanlanıyor. 30 Eylül’de Bant Mag. Havuz / Bina’da gerçekleşecek.
Bu yılın programında cazseverleri bekleyen en büyük sürprizler neler?
Bütün konserlerimiz ve etkinliklerimiz sürprizlerle dolu. Hepsi gerçekten çok büyük emeklerle tasarlanıyor. Dünyadan ve Türkiye’den çok önemli isimleri ağırlıyoruz. Türkiye’ye ilk kez gelen, The Brandee Younger Trio modern müzikte arpın rolünü devrimsel bir şekilde yeniden tanımlıyor.
Eliane Elias gibi bir divayı ağırlıyoruz, Grammy ödüllü Brezilyalı piyanist ve vokalist Eliane Elias, Brezilya müziğini ve cazı etkileyici sesi ve virtüözlüğüyle buluşturacağı bir performansla sahnede olacak.
Mehmet Uluğ’u ve şehrin müzik hayatına bıraktığı derin izleri, aramızdan ayrılışının 12. yılında anmak için Akbank Caz Festivali’nin her edisyonunda düzenlediği Mehmet Uluğ Gecesi’nde bu yıl sahne Adam Rudolf liderliğinde çok değerli isimlerle beraber Görünmeyen Bağlar projesine ev sahipliği yapacak.
Piyanist Joel Lyssarides ve buzuki ustası Georgios Prokopiou, caz ile buzukiyi olağanüstü bir doğallıkla buluşturan yorumlarıyla sahne alacak. Moğol müzikal geleneklerini folk ve cazla bir araya getiren şarkıcı Enji, etkileyici vokaliyle festivalin dikkat çeken isimlerinden biri olacak. Klasik Kuzey Hindistan müziği, modal caz ve hip hop estetikleri arasında özgürce dolaşan Jaubi, Avrupa caz sahnesinin yükselen yıldızı, “Polonya cazının yeni umudu” olarak anılan bas virtüözü Kinga Głyk...
Bol danslı All Night Jazz buluşması için Grup Ses gecenin ateşini yakacak. Jitwam’ın hip-hop, house ve soul etkili seçkilerinden oluşan DJ seti ve ardından deep house’un önemli figüreleri arasında anılan Chicago çıkışlı DJ Chez Damier ile bol bol dans edeceğiz.
Genç izleyicileri cazla tanıştırmak ve çekmek için ne tür yenilikçi etkinlikler tasarladınız?
Genç caz müzisyenlerimizi her zaman destekliyoruz. Sahnelerimizde onların enerjilerine yer vermekten büyük keyif alıyoruz. 35. Akbank Caz Festivali kapsamında BAU Konservatuvar ve Zuhal Müzik iş birliğiyle yeni yeteneklere alan açmayı ve genç müzisyenlerin desteklenmesini hedefleyen JAmZZ Masterclass programı gerçekleştiriyoruz.
Doğaçlama Caz Ustalık Sınıfı’ndan bir katılımcı eğitmenlerin performans değerlendirmesi sonucunda 36. Akbank Caz Festivali sahnesinde yer almaya hak kazanırken, iki katılımcı da 2026’da gerçekleşecek Berklee At Umbria Jazz Clinics yaz programına katılım hakkı kazanacaktır.
Yerli caz müzisyenleri için festival nasıl bir platform oluşturuyor?
Her sene programımızda yer alan Caz Kulupleri Gecesi bu yıl 2 gece ve 6 konserle yer alıyor.
Nardis, Pera 77, Bova önemli caz kulüplerimiz ve Berkay Sümbül Quintet, Yeşim Pekiner Quintet, Batu Şallıel and İstanbul Swing Cats,
Dilan Balkay, Ömercan Şakar ve Sinem İslamoğlu Group bu gecenin ev sahipliğini gerçekleştirecek sanatçılarımız.
Festivalimizde projelerinin ilk lansmanını gerçekleştiren usta isimlerimizden Ali Perret Octopus Band’i ağırlıyoruz. Önder Focan olacak. Verdi Trio “Playing Tunes for Peace” ile bizlerle.
Ücretsiz bir konserle festivalin açılışını yapacak olan doğu-batı arasında köprüler kuran İlhan Erşahin’s İstanbul Sessions… Ahmet Ali Arslan, doğa ile içe kaydettiği son albümü Manastır’ın pastoral tınılarını; spiritüel bir atmosferle buluşturarak dinleyicisine sunacak. Geleceğin usta müzisyenleri, olacağına inandığımız genç isimler 20. Nardis Genç Caz Müzisyen kazananların oluşturduğu Kind of Six grubu gibi beraber olacak. Ülkemizin sanatçıları her zaman festivalimizin olmazsa olmazları bu sene de birçok önemli ismi ağırlayacağımız için çok mutluyuz.
Festival tarihinde en çok iz bırakan performanslardan hangilerini bugün hâlâ hatırlıyorsunuz?
Festivalde 15.yılımı kutluyorum, o anılar o kadar sayısız ki bende, her konseri bugün hala hatırlıyorum. İçinden gerçekten seçemem fakat koltuklarda başlayan ama konser sonuna doğru herkesin ayakta olduğu, tüm salonun dans ederek bitirdiği konserler beni her zaman biraz daha farklı etkiliyor.
35 yılda festivalin müzikal yelpazesi nasıl evrildi? Sizce caz müziğinin Türkiye’deki algısı 35 yılda nasıl değişti?
Festivalin yelpazesi 35 yıl içinde farklı coğrafyalardan ve farklı janrlardan Türkiye’den ve dünyadan örneklerle gerçekten oldukça genişledi. Farklı sanat dallarıyla iç içe geçmiş bir program ortaya çıkarmaya çalışıyoruz her sene. Klasik cazdan modern ritimlere, elektronik ve hiphop gibi farklı müzik türleriyle harmanlanan çeşitlenen bir yelpazemiz var. Festivallerin bir denge içinde kurduğu bu çeşitlilik bence herkesin caz algısını da değiştiriyor. Herkes festivallerde mutlaka takip edecek bir içerik buluyor ve kendine yakın hissediyor.

Teknoloji ve sosyal medyanın yaygınlaşması festival deneyimini nasıl dönüştürdü?
Teknoloji ve sosyal medya tabii ki festivaller ve kültür-sanat alanı için her zaman çok yardımcı ve kolaylaştırıcı araçlar. Festivali daha genç ve geniş kitlelere tanıtmaya çok yardımcı oluyor. Bu araçların doğru, dozunda ve güvenilir kullanılması gerektiğinin de çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Türkiye’de kültürel etkinliklerin gelenekselleşmesi zor. Bir dönem blues festivalleri, farklı müzik serileri vardı; çoğu devam edemedi. Yurt dışında ise 100 yıllık dergiler, opera salonları, sinemalar var. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Festivalin bu anlamda “istikrar” ve “devamlılık” mesajı nedir?
Festivalimiz her zaman “merak eden” bir festival. Bence devamlılık ve istikrar, meraktan besleniyor. Heyecanla üretime destek veren, dünyadaki tüm gelişmeleri inceleyen, onları potasında eritip köklü mirasına sahip çıkan gelecekle köprü kurmaya devam eden bir festival yapmaya devam edeceğiz. 35 yıldır İstanbul’un kültürel hayatına ve turizmine sağladığı katkı da bizim için ayrı bir gurur kaynağı.

Önümüzdeki yıllarda festivalin hedefleri neler?
Eğitim programlarımızla, çocuk atölyelerimizle büyümüş, konserlerimizle bizleri tanımış olan izleyicilerimizle festivali kutlayabilmek ve uzun yıllar sürecek festivalimizin devamını sağlamak için çok çalışmak ve üretmeye devam etmek en büyük hedefimiz.
Sizce caz festivalleri gelecekte nasıl bir evrim geçirecek?
Caz gerçekten bir çekim alanı yaratıyor, farklı programlamalar, farklı içeriklerle devam ediyor. Her festival bence kendi içinde dinamiklerine bağlı olarak evrim geçiriyor. Gelişebilmesi ve genişleyebilmesi için festivallerin değişime açık olmasının önemli olduğunu düşünüyorum.
“35 yıl sonra” festival sahnesinde hayaliniz nedir?
Festival 70. yılını kutlarken ben de festivaldeki tüm konserlere gidebilmek ve festivalin mirasına sahip çıkarken ülkemizdeki yaratım gücüyle, dünyadaki yeniliklerle beraber bir seçki hazırlayacak olan yeni, genç festival ekibini gururla kutlamak istiyorum.
Eğer festivalin bir “all-time” melodisi olsaydı, bu hangi parça olurdu ve neden?
Zor bir soru ama sanırım Nina Simone “Feeling Good” olurdu. Melodinin adı ve sözleri her şeyi anlatıyor.
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!





