
Besteci ve piyanist Anjelika Akbar, yeni albümü “Aforizmalar 432” ile sözlü eserlerin, farklı vokallerin ve 432 Hz frekansının bir araya geldiği çok katmanlı bir müzik yolculuğu sunuyor. Albüm, bir yıl boyunca her ay yayımlanacak yeni şarkılarla dinleyiciyle buluşacak.
“Aforizmalar 432”, diskografinizde hem vokalli olması hem de farklı sanatçılarla yapılan iş birlikleriyle dikkat çeken bir proje. Bu albümde sözlü anlatıma yönelmek, besteci ve piyanist kimliğiniz açısından nasıl bir ifade alanı açtı?
Aslında bestecilik hayatımda ses ve sözü farklı dönemlerde hep kullandım. Besteler yapmaya dört yaşında başladım; profesyonel anlamda bestecilik eğitimine ise on yaşında. Piyano eğitimini önce annemden aldım, ardından dört yaşından itibaren profesyonel eğitimle sürdürdüm.
On yaşından beri sözlü birçok beste yaptım; hem kendi yazdığım şiirler üzerine hem de tanınmış şairlerin dizelerinden yola çıkarak. Romanslar, şarkılar, koro eserleri ve kantatlar besteledim. Bu çalışmaların büyük bölümü Rusça idi. Müziği sözle ve zaman zaman görsellikle harmanlamayı her zaman sevdim.
Türkiye’de daha önce iki farklı albümde sözlü bestelerim yer aldı. Bu eserleri birinde Haluk Bilginer, diğerinde Hakan Aysev seslendirdi. “Aforizmalar 432” ise benim için birçok açıdan ilkleri barındırıyor. İlk kez bir albümde bu kadar farklı ses sanatçısı bir araya geliyor ve her single farklı bir müzik tarzını temsil ediyor.
Türkiye’de sevdiğim pek çok sanatçıyı bu projeye davet ettik. Ortaya çok renkli, heyecan verici ve birleştirici bir çalışma çıktı. Her ay yayımlanacak yeni bir şarkı farklı dinleyici kitlelerine ulaşacak. Şarkıları seçerken hem müzikaliteye hem de sözlerin gücüne özellikle dikkat ettim. Tüm piyano uyarlamalarını kendim yaptım; bazı parçalarda vokal olarak ben de yer aldım.
Albümün adı ise menajerim ve yapımcımız sevgili Yeşim Doran’dan geldi. Albüm ya da kitap isimleri kolay bulunmaz. “Aforizmalar” kelimesini söylediği anda içimde yankı buldu ve doğru isim olduğunu hissettim.

Albümün 432 Hz frekansında kaydedilmiş olması projenin merkezindeki fikirlerden biri. Sizin için 432 Hz yalnızca teknik bir tercih mi, yoksa müziğin duygusal ve spiritüel etkisini de dönüştüren bir yaklaşım mı?
Benim için bu tercih, 432 Hz titreşiminin insan üzerindeki psikosomatik etkisiyle ilgili. Daha doğal, daha dengeli ve ahenkli bir titreşim olduğunu düşünüyorum. Böyle bir imkân varken dinleyicilere bu frekansta bir müzikal deneyim sunmak istedim.
Elbette teknik olarak müzik 440 Hz kaydedilip sonradan dijital olarak 432 Hz’e dönüştürülebilir. Ancak bunun gerçek bir faydası yoktur. Çünkü müzisyenlerin performansı doğrudan bu titreşimin içinde gerçekleşmelidir.
Öte yandan frekans tek başına her şeyi değiştirmez. İnsan sevgi, merhamet ve içsel bir denge taşımıyorsa kullanılan frekansın da büyük bir anlamı kalmaz. Müzikte asıl belirleyici olan insanın iç dünyasıdır.
Albümün açılış parçası olarak Borodin’in Prens İgor operasından “Uletay”ı seçtiniz ve eseri yarı Türkçe yarı Rusça bir düet olarak yorumladınız. Bu parçayı seçmenizin ve yeniden yorumlamanızın arkasındaki sanatsal motivasyon neydi?
Bu eser çocukluğumdan beri bildiğim bir müzikti. Ancak uzun yıllar onu ne çaldım ne de yorumladım. 2023 yılında Ahenk 432 albümünün ardından verdiğim ilk konser için repertuvar hazırlarken bu müzik birden içimde dönmeye başladı.
Piyanoya geçtim ve o anda eserin piyano uyarlamasını yaptım. Aynı anda vokal olarak da söylemeye başladım. Konserde bu şekilde seslendirdim ve çok olumlu tepkiler aldım.
Kaydı sevgili dostum Hakan Aysev’e gönderdiğimde o da fikri çok beğendi ve bana cesaret verdi. Daha sonra albümün yapımcısı Yeşim Doran, açılış parçasının bu eser olması gerektiğini söyledi.
Parçanın bir bölümünün Türkçe sözlerini ben yazdım. Rusça kısımları ise çok değer verdiğim müzisyen dostum Suren Maksutov seslendirdi; ben de bazı bölümlerde ona Rusça olarak eşlik ettim.
Aforizmalar 432 bir yıl boyunca her ay yeni bir şarkıyla dinleyiciyle buluşacak. Bu süreklilik fikri sizin için nasıl bir anlatı kuruyor ve dinleyicinin albümü deneyimleme biçimini sizce nasıl etkiliyor?
Aslında ben hâlâ klasik albüm anlayışına yakınım. Fiziksel albümler, kitapçıklar, metinler ve tüm eserlerin aynı anda yayımlanması benim alışık olduğum format.
Fakat müzik dünyası değişti. Günümüzde birçok albüm dijital platformlarda zamana yayılarak yayımlanıyor. Bu da farklı bir deneyim yaratıyor.
Her yeni şarkıyla yeniden bir albüm çıkışı heyecanı yaşıyorsunuz. Dinleyici için de bu süreç keşiflerle dolu bir yolculuğa dönüşüyor.
Kariyeriniz boyunca klasik müzik, çağdaş bestecilik ve farklı kültürlerin müzikal mirası arasında köprü kuran projeler ürettiniz. Aforizmalar 432 sizin sanatsal yolculuğunuzda nasıl bir yerde duruyor ve bundan sonraki üretimlerinize dair nasıl bir yön işaret ediyor?
Besteci ve yorumcu olarak hiçbir zaman kendimi tek bir alanla sınırlamadım. Klasik müzikten film müziklerine kadar farklı türlerde üretim yaptım.
Aforizmalar 432, Türkiye’deki yaşamım ve sanatsal faaliyetlerim doğrultusunda müzik tercihlerimi yansıtan bir albüm. Albümde ağırlıklı olarak sevdiğim ve bizzat uyarladığım Türkçe şarkılar yer alıyor.
Ayrıca bu projenin devam edebileceğini düşünüyorum. Çünkü albüme dahil edemediğim ama çok sevdiğim başka şarkılar da var. Zaman zaman Türkçe dışında İtalyanca, Fransızca ve Rusça şarkılar da yayımlayacağız. Her birinin benim için özel bir hikâyesi var; yayımlandıkça bunları da dinleyicilerle paylaşacağım.
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!





