Röportaj: Gizem Ertürk
Gizem Ertürk, Adana Altın Koza Film Festivali’nde Cinema Jazireh’in yönetmeni Gözde Kural ve başrol oyuncusu Mazlum Sümer’le Artistry of Good için bir araya geldi.
Taliban yönetimindeki Afganistan’da kayıp oğlunu bulmak için erkek kılığına girerek yola çıkan Leyla’nın hikâyesini odağına alan Cinema Jazireh, kadın olmanın coğrafyadan bağımsız ortak mücadelelerini çarpıcı bir sinema diliyle aktarıyor.
https://mubi.com/tr/tr/films/cinema-jazireh
İlk filmi Toz ile festival ve vizyon yolculuğunda dikkat çeken Gözde Kural, ikinci uzun metrajında hem hikâyesi hem de oyuncu yönetimiyle güçlü bir sinema evreni kuruyor. Mazlum Sümer’in etkileyici performansı ise filme ayrı bir derinlik katıyor. Sümer, bu rolüyle 32. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde “Umut Veren Genç Erkek Oyuncu” ödülüne layık görüldü.
Cinema Jazireh nasıl doğdu?
Gözde Kural: İlk filmimi Afganistan’da çektim. Oraya gidişim kişisel bir arayıştı: Dünyayı anlamak, anlamlandırmak… Kafamda birçok soruyla çıktığım yol, bana hem insan hem de sinemacı olarak çok şey kattı. Döndüğümde dinlediğim ve gözlemlediğim gerçek hikâyeler zamanla birikti. Dünya da aynı süreçte bambaşka bir yere doğru evriliyordu. Tüm bu tanıklıkları bir araya getirip kurmaca bir evrene dönüştürdüm. Cinema Jazireh böyle doğdu.

Mazlum Sümer hikâyeye nasıl dahil oldu?
Mazlum Sümer: Bizi ortak bir arkadaşımız, senarist Serkan Bilge tanıştırdı. O gün gönülsüzdüm ama ısrar etti—iyi ki de etmiş. Gözde hikâyeyi anlattı, “Bu çok zor bir karakter; altından kalkabilir misin?” dedi. Henüz senaryoyu okumamıştım ama duyduklarımla bile hem korktum hem heyecanlandım.
O akşam senaryoyu okudum. Çok zorlayıcıydı ama daha çok mutluluk hissettim. “Ben bunu yapabilirim. Sen bana güveniyorsan, olur,” dedim. Dil, kültür, karakter… Her şey yabancıydı ama öğretici bir yolculuktu. Daha rol kesinleşmeden içimde bir his vardı: “Bu karakteri ben oynayacağım.”
Gözde Kural: Zabur’un içinde birçok insanın izi var. “Temiz” birine ihtiyacım vardı—henüz rol bagajlarıyla kirlenmemiş birine. “Karşıma çıkacak,” dedim ve çıktı. Mazlum’un gelişi benim için çok kıymetliydi.
Çocuk oyuncu süreci nasıl yönetildi?
Gözde Kural: Bizim ekip “çekelim, gidelim” mantığıyla çalışmaz. Herkes “Bu süreci daha iyi, daha sağlıklı nasıl yönetiriz?” diye düşünür. Ali’yi bulduğumuzda önce ailesiyle görüştük. Pedagojik süreç için İranlı oyuncu koçu Vahit’le çalıştık. Üç dil biliyor, yıllardır çocuk tiyatrosu yapıyor. Ali’nin audition’ını izlediğim an “Tamam, budur,” dedim.
Vahit hem Ali’yle hem ailesiyle vakit geçirdi; Türkiye’ye geldiklerinde zaten arkadaş olmuşlardı. Çekimlerde ortamı oyun alanına çevirdik. Hassas sahnelerde Ali hiç bulunmadı; açılarla çözdük. Film bittikten sonra da bağı koparmadık, hâlâ takip ediyoruz. Çok akıllı ve yetenekli bir çocuk; iyi yerlere geleceğini düşünüyorum.
Adana seyircisinin tepkisi nasıldı?
Gözde Kural: Adana’daki söyleşi çok enerjikti. Film ağır bir duygu taşısa da söyleşi boyunca atmosfer giderek pozitifleşti. Festival seyircisinin yaklaşımı her zaman başka oluyor. Çok iyi tepkiler aldık.
Çocuk oyuncuyla ilgili olası tartışmaları da düşünüyorduk. Ben hep şunu söylüyorum: Gerçek hayatta bundan çok daha ağır şeyler yaşanıyor. Sinema bazen gerçeği göstermeli; kaçarak hiçbir yere varamayız. Bu film bir “kaygı filmi.” Dünya ve ülkenin kaygılarına dair bir uyarı aslında.

Mazlum Sümer: Biz masaya yemeği koyduk; beğenip beğenmemek seyircinin. Film net bir şey söylüyor, gri alan bırakmıyor. Tartışma yaratması bizim için olumlu çünkü konuşmadığımız meseleleri konuşmaya başlarız. Her gün canlı yayında Filistin izliyorsak buna kayıtsız kalamayız. Toplumsal gerçekçi sinemanın yeri olmalı. Bizim için en önemli konu çocuk oyuncunun güvenliği ve bunu titizlikle sağladık.
Ağlayarak şarkı söylediğiniz sahne çok etkileyiciydi...
Mazlum Sümer: O bizim son sahnemizdi. Bir yıl boyunca karakterle yaşadım. O sahne çekildiğinde herkes tükendi. Kamera kapandıktan sonra “Paydos,” demek için döndüm; herkes ağlıyordu.
O an yalnızca Mazlum değildi; Zabur vardı ve bir de başka biri… Yılların yükü çıktı. Ağlamalar asla rol değildi. Kendi hayatımdan şeyler geldi aklıma: İstenmemek, hor görülmek, bir yere gönderilmek ama nereye gideceğini bilememek… Hâlâ izleyince gözlerim dolar.
Bundan sonrası için planlar neler?
Gözde Kural: Türkiye prömiyeriyle birlikte üzerimizdeki yük kalktı. “Bugün ne olur?” kaygısı yok. Hep aynı mottoyu tekrar ediyorum: Tadını çıkar. Cinema Jazireh şimdi güzel bir yolculuğa başlıyor. Henüz açıklanmayan birçok festival var. Türkiye’de bir gösterim daha olacak. Yaklaşık 7–8 ay sürecek bir festival turu öngörüyoruz; ardından platform süreci gelir.

Mazlum’un yakında başka bir filmi çıkacak. Yönetmenin tercihine saygı duyarım ama onu çok daha fazla göreceğimizi düşünüyorum.
Mazlum Sümer: Gözde’ye çok güveniyorum. Çok yönlü bir oyuncu olduğumu düşündüğünü söylemesi benim için çok kıymetli.



Gözde Kural: Artık Türkiye’ye dönüyorum. Yeni film kara komedi olacak. Afganistan’la ilgili iç tartışmam bitti; şimdi bu ülkenin sıkıntılarına bakıyorum. İlk taslak bitmek üzere.
Umut hâlâ var.
Gözde Kural: Artık herkes taraf. İkiye bölündük. Demokrasi talep ederken kendi hayatlarımızda ne kadar demokratız? Karşı fikre ne kadar tahammülümüz var? Bunları düşünmek gerekiyor. Birbirimize tutunmazsak çıkış yok. Film de umudunu buradan alıyor: Umut var. Tutunacak bir dal var.
Cinema Jazireh Hakkında Daha Fazla Haberimiz İçin Tıklayın
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!





