Sakıp Sabancı Müzesi’nin, Sabancı Vakfı’nın desteğiyle hayata geçirdiği Müzede Sahne, bu yıl 10. yaşını “Oyunlarla Dönüşüm” temasıyla kutluyor. 27–30 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek etkinlik; tiyatro, dans, performans ve katılımcı deneyimleri bir araya getiren programıyla izleyicilerini birlikte görmeye, duymaya, düşünmeye ve dönüşmeye davet ediyor. Müzenin bahçesine ve farklı mekanlarına yayılan seçki, ödüllü tiyatro yapımlarından uluslararası performanslara uzanan zengin içeriğiyle dikkat çekiyor. Müzede Sahne’nin 10. yılı vesilesiyle, etkinliğin sanat yönetmeni Ayşe Draz ile bu yılın temasını, programın öne çıkanlarını ve ziyaretçileri nasıl bir deneyimin beklediğini konuştuk.

Müzede Sahne bu yıl 10. yaşını kutluyor. Geriye dönüp baktığınızda, bu on yılı nasıl tanımlıyorsunuz? Sizce Müzede Sahne bugün İstanbul’un kültür-sanat takviminde nasıl bir yere sahip?
Emre Koyuncuoğlu’ndan devraldığım bayrakla son dört yılına eşlik ettiğim Müzede Sahne’yi bir “alan açma” pratiği olarak tanımlayabilirim. Müzede Sahne, on yıl boyunca müze ve seyirci arasındaki klasik mesafeyi bilinçli ve oyunsu bir şekilde dönüştürdü; sahneyi Fıstıklı Teras’tan, bahçeye, fuayeye, hatta bir merdiven basamağına taşıyarak performansın yaşayabileceği alanların sandığımızdan çok daha geniş olduğunu, üstelik bu alanın seyirciyle birlikte kurulan bir seyir alanı olduğunu hatırlattı. Sabancı Müzesi’nin, Marina Abramović, Suzanne Lacy ve Yoko Ono gibi pratiklerinde performansı kullanan sanatçılara alan açan genel program politikasını ve Sabancı Vakfı’nın on yıldır kesintisiz sürdürdüğü desteği düşününce Müzede Sahne’nin bu zeminde filizlenmesi tesadüf değil. Müzede Sahne, İstanbul’un kültür-sanat takviminde umarım sadece mevcut tiyatro oyunlarından boğaza karşı bir seçki sunan bir etkinlik olarak değil, bunun ötesinde, canlı sanatı bir kurumun hafızasına kalıcı bir katman olarak ekleyen, performansın müzeyle ve kamusal alanla kurduğu ilişkinin yeniden tanımlandığı bir buluşma zemini yaratan ve sadece tiyatro değil, dans ve çeşitli performansların her türlü paydaşını bazen küçük bir farkındalık bazen ise büyük bir sarsılmayla dönüştürebildiği şenlik tadında bir festival olarak yer edindi.

Bu yılın teması “Oyunlarla Dönüşüm”. Siz bu dönüşümü nasıl tarif ediyorsunuz? İzleyicinin festivalden ayrılırken yanında götürmesini umduğunuz duygu ya da soru nedir?
Benim için dönüşüm, her sanatsal performansın doğasında olan bir şey; performans yalnızca icracısını değil, kimi zaman katılmaya kimi zaman tanıklık etmeye davet ettiği seyircisini de dönüştürür. Bazen büyük bir sarsılmayla, bazen çok küçük bir farkındalıkla, ama her seferinde. Bu yıl benim yapmak istediğim şey de, zamanı tüketilen değil hep birlikte kurulan bir şeye dönüştürmek; ve bunun “seyirci”siz mümkün olmadığını hatırlamak ve hatırlatmaktı. Zaten ben “izleyici” demektense “seyirci” demeyi tercih ediyorum; birlikte seyre çıkan, seyri birlikte kuran anlamında. Performans müzeye taşınırken aslında müze de performansın alanına taşınıyor; bu karşılıklı geçişte seyircinin bedeni de salt bakan bir konumdan çıkıp seyrin içinde konumlanan, eş eylemci bir unsura dönüşüyor. Seyircinin yanında götürmesini en çok umduğum şey de kendini sanatsal eylemin bir parçası, tamamlayıcısı hissetmesi; performansın bizi sadece gözle değil, kulakla, kokuyla, bedenle alımlamaya davet etmesi. Bir de zorluklarla mücadele etmek zorunda kaldığımızda bile ‘oyunsu’ kalabilmenin elimizde bir
direniş aracı olduğunu hatırlamalarını isterim.
Programa baktığımızda tiyatro, performans, dans, atölyeler ve katılımcı deneyimlerin iç içe geçtiğini görüyoruz. Bu yılki seçkiyi oluştururken sizin için en belirleyici kriter neydi?
Benim için en belirleyici kriter, seçilen eserlerin hangi disiplinden ya da “ödüllü” olup olmaması değil, dönüşüm izleğiyle nasıl ilişkilendiğiydi. Dünyaya baktığımızda tiyatro, dans ve performansın bugün birbirini reddetmek yerine besleyen, sürekli bir diyalog içinde var olan pratiklerle yeniden canlı sanat (Live Art) şemsiyesi altında buluştuğunu görüyoruz; benim seçkim de bu geçişkenliği bilinçli biçimde kucaklıyor. Bedenin geçirdiği dönüşümlerden sesin dönüştürücü etkisine, oradan hayatın içindeki dönüşüme ve birlikte dönüşebilmenin olanaklarına uzanan bir izlek kurmak istedim. Bir yanda Fıstıklı Teras’ta daha klasik yapıda güçlü işlere yer verirken, diğer yanda sahnenin dışına taşan, seyirciyi doğrudan sürece dahil eden işleri de programa aldım; çünkü “birlikte dönüşmek” benim için lafta kalan bir şey değil. Disiplinlerarası üretimlerin ve farklı alanlardan gelen sanatçılarla kurulan işbirliklerinin mevcut tanımları esnetme ve alanı dönüştürme potansiyeline olan inancım, bu seçkinin de temelini oluşturdu. Koku atölyeleri, ses yürüyüşü, çocuk oyunları derken oyunsu bir dönüşüm fikrini programın her anına ve bahçenin her köşesine yaymayı önemsedim. Çünkü benim için program oluşturmak yalnızca bir seçki yapmak değil; mekanın bedensel akışını, zamanın ritmini ve seyir deneyiminin dramaturjisini birlikte kurgulamak.
| Gün | Saat | Tür | Etkinlik | Mekan |
|---|---|---|---|---|
| 27 Ağustos | 20.15 | Söyleşi | Fuayede Karşılaşmalar: Ayberk Erkay | Orta Bahçe |
| 21.15 | Ana Oyun | Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri | Fıstıklı Teras | |
| 28 Ağustos | 14.00 | Kukla Tiyatrosu | Mitolojik Hikayeler | Sera Atölye Önü |
| 18.00 | Atölye | Atlı Köşk’ün Ses Manzaraları | Sera Atölye | |
| 18.15 | Atölye | Kuş Kolektifi ile Kuş Gözlemi ve Dijital Müzik Üretimi Atölyesi | Konferans Salonu | |
| 20.15 | Söyleşi | Fuayede Karşılaşmalar (Doç. Dr. Zeynep Günsür Yüceil) | Orta Bahçe | |
| 21.15 | Ana Oyun | Yıldız | Fıstıklı Teras | |
| 22.45 | Performans | Şâzân Meclisi | Orta Bahçe | |
| 29 Ağustos | 11.00 | Atölye | Dönüştüren Kokular | Sera Atölye |
| 14.00 | Kukla Tiyatrosu | Mitolojik Hikâyeler | Sera Atölye Önü | |
| 16.00 | Performans | Yakın Zamanın Kaybı | Müzenin Çeşitli Yerleri | |
| 17.00–19.00 | Katılımcı Performans | Attika’dan Mektuplar (Letters from Attica) | Sera Atölye ve Bahçe | |
| 20.15 | Söyleşi | Fuayede Karşılaşmalar (Dr. Özlem Hemiş) | Orta Bahçe | |
| 21.15 | Ana Oyun | Şatonun Altında | Fıstıklı Teras | |
| 30 Ağustos | 11.00 | Atölye | Öz Koku Tasarım Atölyesi | Sera Atölye |
| 16.00 | Performans | Yakın Zamanın Kaybı | Müzenin Çeşitli Yerleri | |
| 17.00–19.00 | Katılımcı Performans | Attika’dan Mektuplar (Letters from Attica) | Sera Atölye ve Bahçe | |
| 20.15 | Söyleşi | Fuayede Karşılaşmalar (Gülin Dede) | Orta Bahçe | |
| 21.15 | Ana Oyun | 9/8’lik Kıyamet | Fıstıklı Teras |
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!






