Türk sinemasının önemli isimlerinden Biket İlhan ile Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden Metin Belgin’in kızları Nihan Belgin, yeni şarkısı ‘Ruhuna Bi’ Kadeh Koy’ ile dinleyicilerin karşısında. Sanatçıyla Gizem Ertürk bir araya geldi ve bu yolculuğu konuştu.
Yönetmen, senarist, yapımcı ve müzisyen olarak çok yönlü bir kariyerin var. Sanata olan yolculuğun nasıl başladı ve bu farklı disiplinleri bir arada yürütmek senin için nasıl bir deneyim?
Sanat benim hayatıma sonradan dahil olan bir alan değil. Sanatçı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim; babam tiyatro sanatçısı, annem sinema yönetmeni. Evimiz hep yaratıcı insanların, hikâyelerin, provaların içindeydi. Sanatçıların gelip gittiği, oyunların, senaryoların konuşulduğu bir atmosferde büyüdüm. Benim için sanat çok küçük yaşlarda başladı. Dört yaşımdayken elimde kamera, bebeklerimle film çekiyordum. İlkokulda orkestraya girmiştim, blok flüt çalıyordum. Müzik de hep bu dünyanın içindeydi. Yani benim için sanat, oyunla başlayan ama zamanla yaşama biçimine dönüşen bir şeydi.
Müzik kariyerine dair özellikle seni etkileyen bir dönüm noktası oldu mu? Varsa, bizimle paylaşır mısın?
Müzik kariyerimdeki dönüm noktası kesinlikle ilk şarkımı yayınlamamdı. Sanatçı bir ailenin içinde büyümek bir yandan besleyici ama bir yandan da oldukça zorlayıcı diyebilirim. Hep içimde “en iyisini yapmam gerekiyor” hissi vardı. Bu yüzden uzun yıllar sinema öne geçti, orada ürettim, orada kendimi ifade ettim. Ama müzik hep sessizce benimleydi. Ne zaman ki “artık en iyisini değil, içimden geleni yapmam gerekiyor” dedim, o zaman gerçekten özgürleştim. O an anladım ki müzik ve sinema benim için bir hedef değil, bir varoluş biçimi.
Son tekliniz “Ruhuna Bi’ Kadeh Koy” synth-pop ve trip-hop dokularını bir araya getiriyor. Bu şarkının ortaya çıkış sürecinde seni en çok ne ilham verdi?
Şarkının çıkış fikri aslında prodüktörüm Yiğit Keven’den geldi. O, bu kez daha motive edici, pozitif bir şarkı yapalım demişti. Fikri ilk duyduğumda biraz yadırgadım çünkü genelde karanlıkla aydınlık arasındaki dengede duran şarkılar yazıyorum. Bu kadar doğrudan motive edici bir tona hiç girmemiştim. Ama sonra fark ettim ki, tam da böyle bir dönemdeyim aslında — kendimi yeniden ayağa kaldırdığım, üzerimdeki yüklerden sıyrılıp nefes almaya çalıştığım bir süreç. Bu şarkı bir anlamda benim de kendime söylediğim bir cümleye dönüştü. Müzikal olarak da farklı dokuları bir araya getirmeyi seviyorum. “Ruhuna Bi’ Kadeh Koy”da synth-pop’un parlak enerjisiyle trip-hop’un o derin, içsel tınısını buluşturmak istedim. Çünkü bazen bir şarkı sadece sözle değil, sound’uyla da anlatıyor içindeki dönüşümü. O yüzden “Ruhuna Bi’ Kadeh Koy” benim için sadece bir motivasyon şarkısı değil; insanın kendine iyi gelmeye çalıştığı, kendi ışığını yeniden yaktığı bir hatırlatma gibi.
Klipte hem geçmişi hem geleceği simgeleyen, dönüştürülmüş bir mekân kullanılmış. Bu konsepti seçme fikri nasıl doğdu ve senin için ne ifade ediyor?
Şarkı henüz yeni bitmişti ve klip fikri tamamen tesadüfen bir denk gelmeyle doğdu. Arkadaşım Taylan Mutafoğlu bana kendi yaptığı bir mimari müdahalenin sergi davetiyesini attı. Görselleri görünce çok etkilendim; belli ki gerçek bir mekândı ama başka bir ruha bürünmüştü. Meğer orası Taylan’ın babaannesinin, kentsel dönüşüme girmiş, yıkılmak üzere olan eviymiş. O evin geçmişle bağı, Taylan’ın oradaki kişisel hikâyesi ve mekânın dönüşmüş hâli beni çok etkiledi. Çünkü “Ruhuna Bi’ Kadeh Koy” bir yandan da geçmişte ne yaşarsak yaşayalım, kendimize kadeh kaldırabilmeyi ve devam edebilmeyi anlatıyor. Bir daha var olmayacak bir mekânda son kez bir şey çekme fikri beni çok heyecanlandırdı. O evde, geçmişe ve kırgınlıklara rağmen yeniden doğuşa kadeh kaldırdık. Ve bence o mekân, şarkıya yeni bir anlam kazandırdı.
Şarkı cesaret, kendine dürüstlük ve yeniden başlama temalarını işliyor. Bu temalar senin kişisel hayatına ne kadar dokundu?
Aslında bu temalar tam da benim son birkaç yıldır yaşadığım dönüşümle ilgili. İnsan bazen başkalarına değil, en çok kendine dürüst olmanın ne kadar zor olduğunu fark ediyor. Ben de gitgide kendime daha dürüst, daha açık hale geldim. “Ruhuna Bi’ Kadeh Koy” da o yüzden sadece bir şarkı değil; kendime verdiğim bir söz gibi. Cesur olmayı, hatalarımla barışmayı ve yeniden başlamayı hatırlatan bir cümle.
Prodüktör Yiğit Keven ile çalışmak nasıl bir deneyimdi? İşbirliğinizin şarkıya kattığı en önemli şey ne oldu?
Yiğit’le bu dördüncü şarkımız. Hem müzikal olarak çok iyi anlaşıyoruz hem de arkadaş olarak güzel bir enerjimiz var. Müzik yapmak ikimizi de heyecanlandırıyor. Yeni şeyler denemekten, birlikte üretmekten keyif alıyoruz. O yüzden onunla çalışmak benim için çok rahat, aynı zamanda güvenli bir alan. Kafamdaki fikirleri hiç filtrelemeden anlatabiliyorum. Bu da üretimin samimiyetini koruyor bence.
Çok yönlü bir sanatçı olarak gelecekte müzikte veya sinemada üzerinde çalışmayı düşündüğün yeni projeler var mı?
Müzikte elbette yeni şarkılar var; yazmaya devam ediyorum. Ama şu sıralar beni en çok heyecanlandıran şeylerden biri, müzisyen dostum Evren Arkman’la sahne provalarımıza başlamamız. Önümüzdeki yıl umarım dinleyiciyle harika buluşmalarımız olacak. Bunun yanında, senaryosunu yazdığım “Tatlı Maya” filmi Kasım ayında çekiliyor — yönetmeni Biket İlhan. Aynı zamanda kendi uzun metraj senaryom üzerinde de çalışıyorum. Önümde yapmak istediğim pek çok proje, anlatmak istediğim pek çok hikâye var. Hepsi zamanı geldiğinde bir şekilde izleyicisiyle ve dinleyicisiyle buluşacak diye umuyorum.
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!





