Türkiye’nin canlı müzik sahnesi son yıllarda güçlü bir ivme yakaladı. Bu ivmenin arkasında ise tutkusu, vizyonu ve bitmeyen enerjisiyle sektöre yön veren genç isimler var. Onlardan biri de, kariyerine tur menajerliğinden başlayıp bugün Epifoni Events ve Blind İstanbul’da booking & programlama yöneticisi olarak görev yapan Burak Çekiç…
2025 yılı, onun için sadece unutulmaz konserlerle değil, aynı zamanda uluslararası başarılarla da dolu geçti: ILMC bünyesindeki “Futures Forum” panelinde konuşmacı oldu ve IQ Magazine’in prestijli “New Bosses” listesine adını yazdırdı. Biz de hem bu yolculuğu, hem Türkiye’nin alternatif müzik sahnesindeki yükselişi, hem de sektördeki zorlukları konuştuk.
Söyleşi: Gizem Ertürk
2025 yılının ortasına geldik, senin için nasıl geçti? Bu yıl bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz en unutulmaz konser ya da etkinlik hangisiydi?
2025 benim için kesinlikle unutulmaz bir yıl oldu. Şubat ayında ILMC (International Live Music Conference) bünyesindeki “Futures Forum” panelinde konuşmacı olarak yer aldım. Ayrıca, 2004’ten bu yana IQ Magazine tarafından her yıl hazırlanan ve sektörün etkileyici genç liderlerini seçen “New Bosses” listesine girmeye hak kazandım.
Blind tarafında gerçekleştirdiğimiz Xiu Xiu, The Murder Capital, Machine Girl, Geordie Greep gibi konserlerimiz, enerjisi ve seyirciyle kurduğu bağ açısından gerçekten unutulmazdı. Bu yıl, mekanımızın kapasitesini zorlayan ve yeni kitlelere ulaşan projeler yapmak da bizim için büyük bir değer taşıdı. Gelecek konserlerimizden DIIV, Shame ve Deafheaven bunlardan bazıları.
Epifoni tarafında ise, yılın en çok beklenen etkinliklerinden biri olan Fontaines D.C. konserimiz başta olmak üzere, Aurora, Kings of Convenience ve Parcels gibi önemli isimlerle dolu, oldukça hareketli ve heyecan verici bir yıl geçiriyoruz. Uzun süredir ülkemizde sahne alması beklenen Fontaines D.C.’yi ağırlamak, üstelik sektörün neredeyse tüm isimlerinin konsere katıldığı bir atmosferde, benim için bu yılın en unutulmaz anı oldu diyebilirim.
Kariyerine tur menajerliğinden başlayıp, bugün Epifoni Events ve Blind İstanbul’da booking & programlama yöneticisi olarak devam ediyorsun. Bu yolculukta seni en çok motive eden ve öğreten deneyim ne oldu?

Tur menajerliğinden booking & programlama yöneticiliğine geçişim, sektörü çok farklı açılardan görmemi sağladı. Beni en çok motive eden şey ise sektörün ve müziğin kendisi oldu. Kendimi bildim bileli müziğin içindeyim; iki-üç yaşlarındayken yaşıtlarım oyuncak araba ya da bebek isterken, ben ailemden kaset ister, kaset koleksiyonu yapardım. Zamanla bu ilgim poster toplamaya, sevdiğim sanatçıların hayatlarını araştırmaya ve gitmek istediğim konserlerin listesini hazırlamaya dönüştü. 2011 yılında Moby ve Limp Bizkit’in sahne aldığı Rock’n Coke festivaline gitmeyi çok istemiştim ancak henüz 13 yaşında bir çocuk olduğum için bu mümkün olmamıştı. O yaşlarım hep bu tarz grupları dinlemek, araştırmak ve büyüdüğümde bu konserlere katılmayı hayal etmekle geçti. Arkadaşlarıma bu sanatçılarla ilgili ilginç bilgiler verip onları şaşırtmayı da çok severdim; onlar da sağ olsunlar, merakla beni dinlerlerdi. Yıllar sonra bu arkadaşlarımla konuştuğumda, “Biz senin kültür-sanat sektöründe olacağını biliyorduk, sadece hangi tarafında olacağını kestiremiyorduk” demeleri çok hoşuma gitmişti. Kısacası, beni motive eden şey sektörün ve müziğin kendisiydi ve o çocukluk tutkusu bugün kariyerime dönüşmüş durumda.
Öğreten deneyim ise sektörde edindiğim her türlü tecrübe diyebilirim. Araştırmacı kişiliğim ve müziğe olan sevgim sayesinde 7/24 yeni isimler keşfetme halindeyim. Keşfettiğim isimler için ülke pazarında potansiyel olduğunu düşünür, onları seyirciyle buluşturmayı hayal ederdim. Bu hayalime acele etmedim; tur menajerliği, marketing, promoting gibi alanlarda deneyim kazanarak, sahayı da iyi soluyarak bugün bulunduğum konuma geldim. Tüm bu tecrübeler şu an yaptığım işte bana büyük avantaj sağlıyor ve sektörü farklı açılardan görmemi mümkün kılıyor.
Türkiye’de alternatif müzik sahnesinin son dönemdeki yükselişini nasıl değerlendiriyorsun? Epifoni olarak bu sahnedeki hangi sanatçılara özellikle dikkat çekmek istersiniz?

Son yıllarda Türkiye, alternatif müzik sahnesinde öne çıkan benzersiz sanatçılara tanık oldu. Yangın, Mojave, Hedonutopia ve The Ringo Jets gibi dikkat çeken isimler, uluslararası arenada kendilerini kabul ettirme potansiyeline sahip. Türkiye’nin önemli sanatçılarından biri olan Gaye Su Akyol’un bu yıl İngiltere’de Wide Awake Festivali’nde sahne alması, ülkenin artan etkisini gözler önüne seriyor.
Uluslararası arenada Türkiye’ye getirdiğiniz/getireceğiniz isimler arasında Fontaines D.C., Kings of Convenience, DIIV gibi çok güçlü gruplar var. Sanatçı seçiminde nelere dikkat ediyorsun? Türkiye’deki dinleyici ile nasıl bir bağ kurmalarını hedefliyorsun?
Sanatçı seçiminde hem müzikal kalite hem de sahne duruşu çok önemli. Türkiye’deki dinleyicinin müzik zevkini göz önünde bulundurarak, sahne performansları ve enerjileriyle bağ kurabilecek isimleri tercih ediyoruz. Amacımız, dinleyicinin konser deneyimini unutulmaz kılmak.
Buraya gelen sanatçıların çoğu, insanların sanata ve müziğe olan güçlü bağını hemen fark ediyor ve konserlerinin onlar için ne kadar unutulmaz olduğunu sık sık dile getiriyor. Halkımız, kültür-sanat etkinliklerine gerçekten büyük önem veriyor; gideceği konsere günler öncesinden hazırlanıyor ve yerini büyük bir tutkuyla alıyor. Bu coşku ve bağlılık, sanatçılar tarafından da net bir şekilde hissediliyor.

Müzik sektöründe yeni nesil gençlere, kariyer yapmak isteyenlere ne gibi tavsiyelerde bulunursun?
Canlı müzik sektörü tutku, sabır ve adanmışlık gerektiren bir alan. Sahne arkasında çalışan herkes, sahnedeki sanatçılar kadar bu deneyimin bir parçası. Bu kariyeri hedefleyen gençlere tavsiyem: sabırlı olmaları, her yönüyle öğrenmeye açık kalmaları ve küçük gibi görünen rollerin önemini asla küçümsememeleri. Sektörde “insan ilişkileri” de çok kritik. Güven, samimiyet ve iletişim, bu işin sürdürülebilirliğini belirliyor. Aylar süren emeğin ardından bir sanatçının sahneye adım attığı ve ilk notanın çaldığı an, tüm çabayı anlamlı kılan tarif edilemez bir his.
Şu an kişisel olarak en çok ilham aldığın veya dinlediğin beş şarkı veya albüm hangileri?


Puma Blue – Holy Waters
Whipping Boy – Heartworm
Editors – In Dream
Fontaines D.C. – Skinty Fia
Elsiane – Hybrid
Müzik sektöründe geliştirilmesi gereken en önemli alanlar veya yaşadığın en büyük zorluklar nelerdir? Sen bu alanda nasıl bir değişim görmek istersin?
Ekonomik koşullar ve yükselen operasyon maliyetleri işimizi her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Bu yalnızca Türkiye’ye özgü bir durum değil; global ölçekte de ciddi bir sorun. Örneğin, geçtiğimiz yıl Birleşik Krallık’ta aynı sebeplerden tam 72 festival iptal edildi ve bu hafife alınamayacak kadar büyük bir sayı.
Konser organizasyonu mali açıdan bu kadar zorlaştığında, kaçınılmaz olarak bilet fiyatlarına da yansıyor ve dinleyiciler haklı olarak fiyatların yüksekliğinden şikâyet ediyor. Epifoni ve Blind olarak amacımız her bütçeye uygun etkinlikler sunmak, insanları müzikle buluşturmak. Ancak bu konuda sektörde daha kapsayıcı ve sürdürülebilir çözümler görebilmeyi isterdim.
Ayrıca birçok yetenekli müzisyen hâlâ müzikten geçimini sağlayamıyor; hatta sahne alabilmek için kendi cebinden para harcamak zorunda kalıyor. Benzer şekilde, organizatörler de artan maliyetler nedeniyle kâr etmekte zorlanıyor. Sektörün bu denli emek odaklı ancak gelir açısından dengesiz olması, mutlaka iyileştirilmesi gereken kritik bir alan olarak karşımıza çıkıyor.
Beş yıl sonra kendini nasıl konumlandırıyorsun? Hangi projelerde, hangi noktalarda olmak istiyorsun?
Hedeflerimi her zaman SMART çerçevesini kullanarak belirlemeye çalışıyorum. Spesifik, Ölçülebilir, Aksiyon odaklı, Gerçekçi ve Zaman sınırlı. Bu bakış açısı, eğitim tercihlerimden bulunduğum alanda yerimi bulmama kadar tüm yolculuğumda bana destek oldu.
Beş yıl sonra kendimi daha fazla arena ölçeğinde konser ve büyük festival düzenleyen, uluslararası projelerde yer alan ve sektörde **“game changer” olarak anılan birisi olarak görmek isterim.
**oyunun kurallarını değiştiren
Mentorluk ve sektör bağlantıları konusunda neler söylersin? Genç profesyoneller için kritik ilişkiler kurmanın önemi ve önerilerin neler?
Mentorluk, bir nevi sektörde ilerlemenin anahtarı. Doğru bağlantılar, deneyim paylaşımı ve destek, kariyer yolunu hızlandırıyor. Gençlere, etkinliklere aktif olarak katılmalarını, kendilerini tanıtmalarını ve varsa çevrelerinde mentorlarından öğrenmeye açık olmalarını tavsiye ederim.
Ben şahsen her zaman çevremdeki insanların fikirlerine kulak vermeye özen gösterdim, ister sektörden olsun, ister dinleyici. Bunun, gelişim ve doğru kararlar almak adına son derece değerli olduğuna inanıyorum. Ekip arkadaşlarım ve kurucumuz Oytun Alatay ile de sık sık bir araya gelerek, sektördeki güncel gelişmeleri, stratejilerimizi ve projelerimizi detaylı şekilde tartışıyor, birbirimizin bakış açılarını dinleyerek işimizi en iyi şekilde nasıl ileri taşıyabileceğimiz üzerine fikir alışverişinde bulunuyoruz.

E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!





