İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Unutulmuş Bir Hikâyenin İzinde: 42 Yıl Sonra Gelen Grammy

1982 yılında İstanbul’da kaydedilen birkaç dakikalık bir darbuka partisyonu…
Ve bu kaydın, Chaka Khan’ın “Be Bop Medley” yorumu ile 1983 Grammy Ödülü kazanmış bir projeye dâhil olduğu gerçeğinin, tam 42 yıl boyunca kimse tarafından İhsan Apça’ya bildirilmemesi…

Bu sıra dışı hikâye, prodüktör ve A&R Orkun Tunç sayesinde Recording Academy’ye ulaşmış; Apça’nın hakkı olan Grammy sertifikası yıllar sonra kendisine teslim edilerek müzik tarihimizde eşi benzeri olmayan bir an yaratılmıştı.

Artistry of Good, bu iki nesli buluşturan eşsiz hikâyeyi bir araya getiriyor.

İHSAN APÇA İLE

1982’deki “Be Bop Medley” kaydına dönelim. O gün stüdyoda nasıl bir atmosfer vardı? Arif Mardin ve Chaka Khan gibi iki efsaneyle çalışmak sizde nasıl bir iz bıraktı?

Açıkçası üzerinden çok zaman geçti; bazı detayları bugün hâlâ hatırlamıyorum. Ama şunu net hatırlıyorum:
Arif Mardin bir gün stüdyoyu rezerve etti ve elinde dört kanala kaydedilmiş bir bantla içeri girdi. Türkiye’de o dönem en iyi çalışan makine Ampex 1-inch 8 kanaldı; AIS yok, dijital teknoloji yok.

Arif Bey, o sırada İstanbul’a keyif için gelmiş; “Madem buradayım, darbuka kayıtlarını burada yapayım” demiş. Çünkü bantta zaten altyapılar kayıtlıydı, Türkiye’de çaldırmak istediği bölümler vardı.

Benim için “dünyaca ünlü bir sanatçıyla çalışıyorum” gibi bir idrak yoktu. Chaka Khan’ın adını duymuştum ama müziğini o dönem bilmiyordum. Biz tek günde kayıt yaptık, bitti. O anın ne kadar büyük bir şey olduğunu yıllar sonra anlıyorum.

Orkun Tunç ve İhsan Apça

Bu kayıt 1983’te Grammy kazandı ama siz 42 yıl boyunca bundan habersiz yaşadınız. Bugün bunu duymak nasıl bir his?

“Şaşkınlık” kelimesi yetmez.
Orkun bana aylarca bunun peşinde olduğunu söylüyordu ama açıkçası ciddiye almıyordum.

O dönem kimse bana “Bu şarkı Grammy aldı” demedi. Basında da hiç yer almamış. Arif Mardin prodüktör olarak ödülü almış; geri kalan teknik ekibe sertifika verildiğini ise yıllar sonra öğreniyorum. Onların da kimseye bir bildirim gönderdiği yokmuş.

Sertifikayı görünce ilk söylediğim şey “Bunu sen mi bastırdın?” oldu. Çünkü gerçekten inanamadım.

O yıllarda Türkiye’de ses mühendisliği neredeyse yokken siz nasıl böyle bir prodüksiyona dâhil oldunuz? Bu süreç genç ses mühendisleri için ilham olabilir mi?

Açık söyleyeyim:
Bu hikâyenin ilham tarafı yok – tamamen dönemsel bir tesadüf.
Stüdyo yok, ekipman yok, eğitim yok… Biz Atilla Özdemiroğlu ile İstanbul Ses Kayıt Stüdyosu’nu kendi imkânlarımızla yenilemiştik; hoparlörleri düzeltmiş, oda akustiğini kulaktan iyileştirmiştik.

Arif Mardin’in buraya gelmesi tamamen o dönem İstanbul’da bulunan en iyi bant makinesinin bizde olması ile ilgili. Bu kadar.

Ama şunu söyleyebilirim:
O dönemde Sezen Aksu, Barış Manço, Ferdi Özbeğen, Müslüm Gürses kayıtları hep o stüdyodan geçti. Birlikte çalma kültürü vardı; herkes aynı anda çalardı, göz göze gelirdi. Bugün evden evlere bölünmüş kayıt yöntemi aynı tadı vermiyor.

Bugün Türkiye’deki müzikal üretimi nasıl buluyorsunuz?

Teknik olarak her şey değişti; bugün herkes evinde kayıt yapıyor, müzisyenler partisyonları evden gönderiyor. O “birlikte çalma” duygusu kayboldu.
Bazen eski kayıtlara baktığımda, o şartlara rağmen çıkan enerjinin bugün bile çok iyi olduğunu görüyorum.

Ama genel olarak yeni üretimlerin çoğunu dinleyemiyorum. Bana hitap etmiyor.

ORKUN TUNÇ İLE

İhsan Apça’nın Grammy Sertifikası

Podcast’i dinledikten sonra Recording Academy’ye başvurma fikri nasıl doğdu?

Bu fikrin kökü aslında 2002 yılına, “Rashit – Adam Olmak İstemiyorum”u kaydettiğimiz günlere uzanıyor.
İhsan Abi o dönem bize stüdyoda yaptığı işlerden bahsediyor, bir gün Chaka Khan’ın plağını çıkarıp “Biz burada böyle bir kayıt yapmıştık” diyordu. Açık söyleyeyim, o zaman tam kavrayamıyordum.

2024’te Questlove’ın Questlove Supreme programında Chaka Khan’lı bölümü dinlerken “Be Bop Medley” konuşuldu. Questlove şarkının perküsyonlarına bayıldığını söyledi. O an kafamda bir ışık yandı:
“Bir dakika… Bu kayıt buydu.”

Sonra araştırmaya başladım: Kayıt gerçekten Grammy almıştı. Grammy, teknik ekiplere sertifika gönderdiğini yazıyordu.
Dokümanları topladım, plak baskılarının kredilerini bulup screenshot’ladım, Akademi’ye gönderdim… Aylar süren bir süreçti.

Kimseye söylemeden yaptım bunu. Çünkü önce gerçekten mümkün olup olmadığını anlamak istedim.

Bu hikâye sizce Türkiye’de müzik emekçilerinin görünürlüğü açısından ne ifade ediyor?

Bence çok büyük bir şey.
Bugün herkes Grammy aday adayı olmak için uğraşırken, 42 yıl önce böyle bir başarıyı yaşamış ama bundan habersiz bir ses mühendisinin hikâyesi, gençlere başka bir perspektif veriyor.

Benim için mesaj şu:

“Ödül, başarı, liste birinciliği hayatın merkezine koyulmamalı. İyi iş, iyi enerji, doğru üretim en büyük değerdir.”

Oscar almamış büyük yönetmenler, Grammy almamış büyük prodüktörler var.
İhsan Abi’nin hikâyesi gençlere “başarı sandığınız şey aslında başka bir şey olabilir” demeli.

Ayrıca bu hikâye, eski kuşakların değerini yeniden hatırlatıyor.
Bizim sektörde bazen eski isimlerin artık “geri planda kalması” gerektiği düşünülür.
Ben buna katılmıyorum.
Ben İhsan Abi’den çok şey öğrendim.

Sertifikayı teslim ettiğiniz o an nasıldı?

İhsan Abi önce ne olduğunu anlamadı.
Gerçekten.
Hatta “Sen mi bastırdın bunu?” dedi. Çünkü bu tür şeylere hiç değer vermez; çok punk bir yanı vardır.

Ama sonra anladığında yüzündeki duygu her şeye değdi.
Benim için de “doğruyu yapmışım” hissi geldi.

Bu aynı zamanda genç jenerasyon için de güzel bir örnek olsun istiyorum:
Kayıt yapan biri, bir dosya taşıyan biri, bir edit yapan biri…
Bugün yaptığınız bir şey, yıllar sonra birinin hayatında çok büyük bir kapı açabilir.

İhsan Apça’nın, 1982’de müzisyen Seyhun Çelik’e çaldırdığı darbuka kaydının 42 yıl sonra yeniden hatırlanması; Orkun Tunç’un araştırmacı sezgisiyle birleşince, Türkiye müzik tarihinde çok özel bir sayfa açıldı.

Bu hikâye sadece bir “gecikmiş ödül” değil;
usta–çırak bağının, emeğin görünürlüğünün ve müzik tarihindeki boşlukların nasıl tamamlanabileceğinin gerçek bir örneği.

⁠E-BÜLTEN ABONELİĞİ

E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!

×