1996’da gitarda Tuğrul Akyüz, klavyede Mert Koral ve vokalist Deniz Özbey tarafından kurulan Vega’dan Deniz Özbey ile bir araya geldik.

Vega’nın bugün hâlâ zamansız bulunmasının sebebini siz neye bağlıyorsunuz? Bu, bilinçli olarak inşa edilen bir duruş muydu, yoksa zamanla müziğinizin kendiliğinden kazandığı bir özellik mi?
Cevaplaması zor bir soru. Gelip geçiciyi, yapay hisleri filtreleyip almamak, bunu da şuur altından yapmak. Ama yeni ya da eski, önümüze çıkanları da körü körüne itmemek. Filtre bilinç seviyesine çıkarsa yapay olur seçimler gibi hissediyorum. Tuğrul’un da durumu aynı. Birbirimizle konuşmayız bu konuyu. Direkt yöneliyoruz. Kulvarımızda zamansız olduğumuzu iddia etmiyoruz ama söylendiğinde hoşa gidiyor.
Yola ilk çıktığınızda müzik dünyasına ve kendi kariyerinize dair nasıl hayalleriniz vardı? Bugün geriye dönüp baktığınızda, bu yolculuk size umduklarınızı verdi mi; yoksa bambaşka bir yere mi evrildi?
Olgun yaşlarda bir araya geldik. Hayal yoktu, beklenti yoktu. Şiddetli bi oluşturma, deneme aşkı vardı müzik için. O hisse aşk denilebilir anca. Etrafında olanları pek fark etmiyorsun. Yapıp, dinleyip eğleniyorsun, duygulanıyorsun. Murat Akad’ın uyandırması ile oluşturduklarımızı paylaşmaya yoğunlaştık. Mert ( Koral) ün şan vs. istiyordu gerçekten. İstemesi de öz be öz hakkıydı. Ama Tuğrul ile bende yoktu o hamur. Zaten o yüzden yollar ayrıldı. Her şey çooook yavaş ilerledi. Sonuçta şarkıları paylaşıma geçtikten sonra ve sahneye de çıkınca yani dış dünyaya açılınca kırılgan hale geliyorsun. Hep kırılgan ve sessiz ve yavaş gittik. Müzik zevkini hırstan, dedikodudan, ortamlardan koruduk. Yıllar geçti. Şanslıyız ki yol boyunca bizden kazanç amaçlamayan, gerçekten yaptıklarımızı çok seven, dönemlerimize hassasiyet gösteren dostlarımız, yardımcılarımız vardı. Başta Hadi Elazzi. Ağırlık vermeden eşlik etti hayatımıza, neşe getirdi. Onun aracılığı ile hayatımıza giren herkes harika. Hep mutlu ve beklentisiz bi müzikal aile olduk.

Dinleyicilerden gelen yorumlar ve konser sonrası geri dönüşler sizin için bugün hâlâ ilk yıllardaki kadar belirleyici mi? Zamanla bu ilişki nasıl dönüştü?
Ben yorumları neredeyse hiç okumuyorum. Belli çerçevede bakıp mutlu olduğum platformlar var. Az ve öz bir iletişimim var ama durumu takip edebiliyorum. Tuğrul da konser kayıtlarını dinler ki eksik tamamlasın, değişiklik yapsın. Detayda değil de yıllar grafiğinde hep dinleyicimiz olması devam etmemize olumlu etki etti. O kadar samimi ve tatlılar ki en küçük konseri bile yaptık gelenler için.
Bakkalı çakkalı karşılaması beni hep çok mutlu etti gelirin. Yetti. Kazancımızı hiç hor görmedik. Tuğrul çalıştı, kendi işine devam etti. Yoruldu ama bu şekilde müziğin tek geçim kaynağımız olması cenderesinden korudu bizi. Ülkemizde bu çok büyük bir sıkıntı. Çok müzisyeni kaybettik bu yüzden. Sebep olan sistem, sistemi besleyen yamyamlar utansın.
Canlı performanslara zaman zaman uzun aralar verdiğiniz dönemler oluyor. Tekrar sahneye çıkarken hiç kaygı hissediyor musunuz, yoksa sağlam bir diskografi ve dinleyici bağı bu duyguyu bastırıyor mu?
Uzun ara sonrası ilk konsere kadar tabii ki ekstra bir endişe oluyor. Provalar acayip yorucu oluyor. Şarkılar genelde uzun uzun ve performansları yorucu ama çok da tatmin edici. Bu da iyi şarkıymış ya diye diye, dediklerimize güle güle sonuna geliniyor provaların. Her konser öncesi biraz kaygı sağlıklı bir şey. Öncesinde en korktuğun konser genelde sonuçta en iyi geçen konser oluyor.
“Tamam! Sustum” albümünüz kısa süre önce 25. yılını kutladı. O zamana dönüp baktığınızda, sizde hangi duygu daha baskın? O albüme dair hâlâ çok net hatırladığınız bir anı var mı?

Sudan çıkmış balık gibiydik. Özellikle benim için çok zorlayıcı idi o albüm ve sonrası. Tecrübesiz girdim vokale. Analog kayıt olunca da o zamanki zorlanmalarımı pek gizleyemedik. Alışamadım Yokluğuna’da detonelerim var mesela ve başka bir sürü tecrübesizliğim. Ama iddialı da sunulduk. O zaman gelenek öyleydi. Büyük sponsorlar falan bulundu bize. Sağolsunlar tabii nr1 müzik emek verdi ama ittirmeyle olmuyor. Biz eksiklerimizi çok hissettik ve kaçacak delik aradık. Temelli kaçmak değilmiş maksat ama belli oldu. Daha iyi bir şeyler yapmak için eve kapandık yıllarca. Sonra Tatlı Sert ile döndük. Tamam Sustum albümünü revize etmek çok istiyoruz çünkü şarkılar iyi ama legal problemlerden dolayı edemedik.
Zaman içinde müzikle ilişkiniz nasıl değişti? Bugün müzik yapmak; ilk yıllara kıyasla size daha çok özgürlük mü, yoksa daha fazla sorumluluk mu hissettiriyor?
Hiçbir değişiklik yok da aslında, Tuğrul değil de ben yoruldum. Benim için fark o. Ama asıl özellikle son yıllarda olmak üzere dünyanın çığrından çıkması herkesi çökertti içten dıştan. Ne yazsam yalan geliyor. Bir şarkımız var çıkarmak istediğimiz yıllardır. Sözleri pozitif bir aşk şarkısı. Olmuyor yahu, elimiz çıkıp da çıkarmıyoruz bir türlü. Dediğim gibi, ağır bir her şey yalan hissi.
Vega bugün piyasaya çıkan bir grup olsaydı, yolu nasıl yürürdü?
Şartlar çok zor. Tahmin edemiyorum.
Sahneye çıktığınızda hâlâ kendinizi kanıtlama ihtiyacı hissediyor musunuz, yoksa artık sadece “orada olmak” yeterli mi?
O kadar gelmişler, sağ olsunlar, elimizden geleni yapalım, mutlu olsunlar hissi var. Büyük bir minnettarlık hissi içindeyiz Tuğrul ile. Hep gözler dolu dolu. Kanıtlama çabası yok. Hiç taşıyamayız öyle bir hırsı. Konser bittiği anda ben şalteri indiriyorum. Eve döndüğümde şokta oluyorum eğer çabucak unutmazsam konseri ve o kadar insanın bizi izlediğini vs. inanılmaz bir durum çünkü.
Geçmişte yazdığınız şarkılarla bugünkü hâliniz arasında bir mesafe var mı, yoksa hâlâ aynı yerden mi konuşuyorsunuz?
Nereye bıraktıysan oradayım. Sana bağlı 🙂
Bu sene yeni şarkılar, projeler ve konsere dair havadisler var mı?
Konserler var.
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!





