İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yılın Kısası: Yaşarım Bence (Müzisyen Olan Değil)

Ankara Film Festivali Ulusal Kısa Film Yarışması’nda Beste Yamalıoğlu, Can Merdan Doğan ve Ece Yaşar’dan oluşan jüri En İyi Kısa Film Ödülü’nü Toprak Işık’ın “Yaşarım Bence (Müzisyen Olan Değil)” filmine verdi. Film, “Muzır dili, başına buyruk tavrı ve cesaretiyle içimizi kıpır kıpır yapan, oyunculuk performanslarıyla ayrı bir renge kavuşturan” yapısıyla ödüle layık görüldü.

Ankara’dayım… Elimde hazırlanmış bavulumla gardan koştururken tıpkı şarkıdaki gibi aklım hala törende Toprak’ın söylediği cümlede: “20 Kasım’da ne olmuştu, hatırlıyor musunuz?” Filmi izlerken sanki hem geçmişteki hem bugünkü halimle aynı peronda buluştum. O yüzden ilk sorum, filmin hissettirdiklerinden yola çıkıyor.

Filmi izlerken kendimi 2000’lerin başında, o kafa karışıklığı ve ilk gençlik dönemimde buldum. Sen de filmi yaparken kendi geçmişinle böyle bir temas hissettin mi?

Sanırım 16–17 yaşımdan beri hayatımın akışı hep böyleydi ve o dönem hâlâ devam ediyor gibi hissediyorum. O temas zaten her gün benimle. Geçmişte yaşadığım ilişkilenmeler ve spesifik olaylar elbette aklıma geldi.

Peki seni bu hikâyeyi yazmaya, bu filmi çekmeye iten şey neydi?

Çok fazla çarpık ve toksik ilişkinin içinde bulunmak… Ve iyice kapana kısıldıktan sonra çıkmaya çalışma hissi.

Jüri ödülü sunarken “cesaretinden dolayı” dedi. Sence günümüzde ‘cesaret’ dediğimiz şey ne? Sen nasıl tanımlıyorsun?

Açıkçası pek bir fikrim yok. Sanırım yaşadıklarımızı olduğu gibi anlatmaya çalışmak? Belki kuir bir film yapmak? Gerçekten bilmiyorum. Ama çok tatlı ve müthiş insanlardan bunu duymak aşırı güç verici oldu.

Bir yaratıcı olarak hangi anlarda “evet, burada cesur davrandım” dediğini merak ediyorum.

Cesur ne demek hala bilmiyorum. Ama anladığım kadarıyla: yok denecek kadar az bir bütçeyle bu işe girişmek ve uygun bir oyuncu bulamadığım için “ben oynayayım ya” demek olabilir. Hiç böyle planlamamıştım.

Gece kulübü sahneleri bana Tove Lo’nun Habits (Stay High) klibini hatırlattı. Sana da ilham oldu mu?

Evet, kesinlikle. Hatta o sahneleri yeşil perdede çekip arka planları jump cut’layarak değiştirmek gibi bir planım vardı. Ama ne bütçe ne zaman el verdi. Görüntü yönetmenim de senin bahsettiğin klibi referans gösterip bu şekilde çekmeyi önerdi. Filmin tonuna uyduğu için kabul ettim.

Bir de Palmiyeler… O şarkıları duymak filme başka bir tat katmış. Sen aynı zamanda müzisyensin. Punk sana ne ifade ediyor?

Alt kültür ya da karşı kültür tüm türler bana evde hissettiriyor. Kendi filmlerime müzik yapmak da çok eğlenceli çünkü daha ucuz. (Gülüyor.) Padme’yle yaptıklarım da dahil olmak üzere DIY tarafı beni hep çok besledi.

Törende çok şaşırmış görünüyordun. Ankara’da En İyi Film ödülünü almak sende nasıl bir duygu bıraktı?

Festivalde edindiğim arkadaşları çok sevdim. Ama açıkçası sanatsal üretimde “ödül” zihniyetini pek sevmiyorum. Herkesin yaptığı iş biricik çünkü. Keşke yarışmaktansa sadece seçkiler oluşturulsa, işler alternatif biçimlerle desteklense — daha az kapitalist bir dayatma gibi hissederdim. Bunun yanında, zihninden kusup ortaya çıkardığın bir şeyin seninle benzer düşünen insanlara dokunması inanılmaz iyi hissettiren bir şey. Ayrıca “klasik” olmayan bir kısa filmin ödüllendirilmesi beni mutlu etti.

Sırada neler var? İstanbul Film Festivali’ne başvuruyor musun?

Evet, İFF’ye başvuracağız. Birçok festivale de gönderiyoruz. Seçerlerse çok güzel olur. Yarışmak için değil ama yeni yerlere gidip aynı kafada insanlarla tanışmak için festivaller çok iyi toplanma alanları. Sohbet muhabbet keyifli.

Eklemek istediğin bir şey var mı?

Canınızın sağlığı. Sevdiklerinizin de canının sağlığı.

⁠E-BÜLTEN ABONELİĞİ

E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!

×