Türkiye’de seramiğin modern hafızasını yazan birkaç isim vardır; Mehmet Tüzüm Kızılcan o listenin ön sıralarında. 1941’de İzmir’de doğan Kızılcan, 1959’da Füreya Koral Atölyesi’nde seramiğe adım atar; 1960–61’de Eczacıbaşı Seramik Fabrikası Sanat Atölyesi deneyimi gelir; 1965’te Almanya Werkkunstschule Offenbach’ta seramik ana sanat dalını tamamlar. Bu erken dönem, ustanın teknik hassasiyetini ve malzeme etiğini kurar.
Uluslararası görünürlüğü ise genç yaşta tescillenir: 1961 Prag Uluslararası Seramik Akademisi yarışmalı sergisinde duvar uygulamasıyla gümüş madalya onuru—bugün hâlâ kuşaklara anlatılan bir anekdot. 60+ yıllık üretim çizgisi, 2021–2023’teki kapsamlı retrospektif ve seçki yazılarıyla yeniden haritalandı.
Son on iki yılda Kızılcan, MN Göçen Vakfı desteğiyle Kuşadası’ndaki Pine Bay Hotels & Resorts’ta gerçekleşen uluslararası seramik çalıştaylarının küratörü ve ruhu; “birlikte üretim”i yöntem değil, kültür olarak kodlayan kişi. 2024–2025 edisyonlarında da atölyelerin omurgasını kuran Hoca, bu buluşmayı “Türkiye’nin çağdaş seramik mirası için sürdürülebilir bir okul”a dönüştürdü.

2025 sonbaharında Kuşadası’ndaki kapanış sergisinde Tüzüm Hoca ile konuşma şansını yakaladık ve onore olduk. İşte portreyi tamamlayan, özlü ama derinlikli satırlar:
“Bizim dilimiz zarafet; birlikte üretmek onun en doğru cümlesi.”
— Mehmet Tüzüm Kızılcan
Bu yılki çalışma ortamını nasıl tarif edersiniz?
Farklı ülkelerden, birbirini tanımayan insanlar bir araya geliyor. Gençler, profesyoneller ve yabancı sanatçılar aynı masada. Lisan bilmek elbette kıymetli; ama asıl dilimiz ‘zarafet’. Birlikte çalışınca, paylaşım açık olunca herkes bir şeyleri yerine koyuyor.
Gençler bu şansa nasıl erişiyor—seçkiyi ne belirliyor?
Paylaşımcı olanı seçiyorum. Bize yeni bir şey getirecek olanı… Coğrafyanın, kimliğin üretime gölge etmesi değil vizyon katması önemli. Eğitim sisteminde dertler var; ama vazgeçmek yok.
‘Sanat–para’ ilişkisi sizi neden düşündürüyor?
Para için sanatı araçsallaştıran eğilim ilerlemeyi durduruyor. Sanat paravan olunca öz kayboluyor. Biz burada paylaşım süreçleri kuruyoruz; kalıcı olan bu kültür.

Kendi başlangıcınız…
Seramiğe heves, çalışmaya ısrar… Füreya Hanım’ın disiplini, Hasan Usta’yla tornada öğrenme, sonra Almanya’da eğitim. Hiç ‘yapabilir miyim’ demedim; ‘nasıl yaparım’ diye düşündüm. 84 yaşındayım; hâlâ paylaşacak bir şeyim var.
Neden “duayen”? Kısa fakat dolu dolu bir zaman çizgisi
- 1959 — Füreya Koral Atölyesi (İstanbul): Türkiye’de modern seramiğin kurucu geleneğiyle temas.
- 1960–61 — Eczacıbaşı Seramik, Sanat Atölyesi: Endüstri–sanat kesişiminde teknik yetkinlik.
- 1965 — Werkkunstschule Offenbach (Almanya) mezuniyeti: Malzeme ve form bilgisinde Avrupa disiplini.
- 1961 — IAC Prag, yarışmalı sergi Gümüş Madalya: Erken yaşta uluslararası onay.
- 1961–2023 — 60+ yıllık üretimin retrospektifleri; yazın ve eleştiride “usta anlatısı”na dönüş.–
- 2013–2025 — Kuşadası Uluslararası Seramik Çalıştayı’nın küratörü: sürdürülebilir okul modeli.
Bu çizgi, Kızılcan’ı yalnızca teknik ustalıkla değil, kurucu pedagojisi ve ekosistem kurma kabiliyetiyle “duayen” yapıyor: atölyeyi üretim alanı olduğu kadar paylaşım diline dönüştürüyor.
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!





