QUEENZ OF PIANO, “Piano Cosmos” ile Klasik ile Pop Arasında Yeni Bir Ses Galaksisi Kuruyor.

İki kadın, iki piyano ve sınır tanımayan bir vizyon. Almanya çıkışlı ikili QUEENZ OF PIANO, klasik müziğin rafine zarafetini popun ve elektronik müziğin elektrik yüklü enerjisiyle buluşturarak kendi ses evrenini inşa ediyor. Bach’tan Daft Punk’a, Beethoven’dan Hans Zimmer’e uzanan repertuvarları; nostaljiyle değil dönüşümle ilgileniyor.
13 Haziran 2025’te EDEL KULTUR etiketiyle yayımlanacak yeni albümleri Piano Cosmos, yalnızca bir kayıt değil; piyanonun sonsuz ihtimallerini keşfe çıkan sinematik bir yolculuk. İkili, ikinci albümleri ve 50’den fazla şehri kapsayan turneleriyle, klasik müziğin gelecek nesiller için nasıl yeniden hayal edilebileceğini gösteriyor.
Böylesine uzak müzikal dünyaları yeniden yorumlarken, bir eserin gerçek kimliğini bulduğunu nasıl anlıyorsunuz?
Bir eserin gerçek kimliğini bulduğunu, “kaçınılmaz” hissettirmeye başladığında anlıyoruz. Artık “beat eklenmiş Bach” ya da “piyanoda Daft Punk” gibi duyulmadığında… Sanki başka bir biçimde var olamazmış gibi geldiğinde.
Orijinal versiyonu düşünmeyi bırakıp yeni versiyona duygusal olarak tepki vermeye başladığımız an, doğru yolda olduğumuzu hissediyoruz. Eğer bizi eskisinden farklı bir şekilde etkiliyorsa, müziğin içinde saklı bir şeyi görünür kılıyorsa, bu artık bir süsleme değil; bir dönüşümdür.

Piano Cosmos bir albümden çok bir evren gibi. Başından beri ses dünyasını yönlendiren belirli bir duygusal ya da görsel fikir var mıydı?
Kesinlikle vardı. En başından itibaren piyanonun evrenini göstermek istedik: Ne kadar çok yönlü, renkli ve sınırsız olabileceğini… Piano Cosmos, enstrümanın tüm boyutlarını keşfetmekle ilgili — klasikten elektroniğe, içe dönük olandan sinematik olana kadar.
Uzay ve kozmik atmosferlerle doğrudan ilişkili müziklerden ilham aldık. Örneğin Hans Zimmer’in Interstellar film müziği ve Debussy’nin Clair de Lune’u bizim için önemli referanslardı. Zamansız eserleri küresel, “spherical” sesler ve synthesizer’larla birleştirerek hem tanıdık hem de başka bir dünyaya ait hissettiren bir ses manzarası yarattık — adeta müzikal galaksiler arasında yolculuk gibi.
Piyano müziğini sevmediğini düşünen bir izleyiciden aldığınız en şaşırtıcı tepki neydi?
En dokunaklı anlardan biri bir konser sonrası yaşandı. Biri bize şöyle dedi:
“Buraya partnerim klasik müziği sevdiği için geldim. Sıkılacağımı düşünüyordum — ama iki saat boyunca ağladım, dans ettim ve telefonumu unuttum.”
Piyano müziğinin kendilerine hitap etmediğini düşünen insanların bir anda bu müziğin içinde kendilerini görmesi ve dahil hissetmesi… İşte tam da bunun için yapıyoruz bu işi.

Dikkat sürelerinin kısaldığı bir çağda, canlı müziğin dijitalin asla yerini dolduramayacağı tarafı sizce nedir?
Canlı müzik yalnızca bir kez var olan, paylaşılan bir an yaratır. Salonun havası, sahneyle seyirci arasındaki enerji, küçük kusurlar… Bunların hepsi deneyimi gerçek ve insani kılar.
Bir şarkıyı bin kez dinleyebilirsiniz; ama tüylerin diken diken oluşunu ya da kolektif sessizliği “stream” edemezsiniz. Konserde insanlar birlikte nefes alır, birlikte hisseder ve birlikte zamanı unutur. O bağ indirilemez.
Bach’tan Daft Punk’a: Sürprizlerle Dolu Bir Sound
QUEENZ OF PIANO’nun müziği, iki dünyanın karşılaşma anında doğuyor. Bach’ın barok matematiği, Daft Punk’ın Aerodynamic ritimleriyle; Beethoven’ın Ayışığı Sonatı, Hans Zimmer’in epik Interstellar temalarıyla buluşuyor. Für Elise atmosferik bir yeniden doğuş yaşıyor.
Albümde ayrıca Robert Miles’ın 90’lar klasiği Children’ın güçlü bir yorumu ve Amerikan grup The Hooters ile Satellite için özel bir iş birliği yer alıyor.
Lady Gaga’nın Rain on Me ve Harry Styles’ın As It Was gibi çağdaş hitleri de repertuvarlarında; ancak farkları bu parçaları çalmak değil, onları dönüştürmek.
“‘Piano Cosmos’ ile göstermek istiyoruz ki piyano müziği her şey olabilir: özgün, hafif, modern ve en önemlisi eğlenceli.”
— Jennifer Rüth
Klasik Sahnelerden Pop Arenalarına
2008’de kurulan QUEENZ OF PIANO, piyanoyu yeniden tanımlıyor. Kurucu Jennifer Rüth, klasik piyanistliğinin yanı sıra uluslararası müzikallerde solist olarak da tanınıyor; Ronan Keating ve Chris de Burgh gibi isimlerle çalıştı. İkilinin klasik ve popu birleştiren vizyonu Alman Pazarlama Derneği tarafından İnovasyon Ödülü’ne layık görüldü.
Sahne performansları ise bir konserden çok bir “deneyim”. Özel tasarlanmış piyanolar, synthesizer’lar ve çarpıcı kostümler; resital ile pop şovu arasında hibrit bir alan yaratıyor.
Avrupa festivallerinden Tayvan ve Çin’e uzanan konserler, Dubai çöllerinden İzlanda’nın siyah kumlu plajlarına uzanan klip çekimleri… Bu sinematik atmosfer, müziklerinin görsel karakterini pekiştiriyor.
Türkiye’de ilk kez sahne alacak olan ikili, Piano Cosmos turnesi kapsamında İstanbul ve Ankara’da konser verecek.
Konser Bilgisi
AKM – Türk Telekom Opera Salonu
14 Şubat Cumartesi
21:00
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!











