Fransa’nın En Çalışkan Ve En Sevilen Yönetmenlerinden François Ozon’la, Camus Uyarlaması L’Étranger’ın (Yabancı) Londra Özel Gösteriminde Bir Araya Geldik.
Söyleşi: Erdem Tatar
Londra’nın iklimine takla attıran, bahardan farksız bir Mart gecesinde L’Étranger’ı izledikten sonra Ozon’la tanışma ve söyleşme fırsatı buldum. Albert Camus imzalı Yabancı’yı, öz vatanında “yabancı” olmaya zorlanmış bir halka saygı duruşunda bulunarak yorumlayan Ozon tüm alkışları hak ediyor.

Yabancı, Camus imzalı yapıtlar arasında küresel ölçekte en çok okunan eser diyebiliriz. Bu metni uyarlama öykünüzü merak ediyorum.
Tüm mesele, üzerinde çalıştığım bir film için yaşanan ödenek sorunlarından doğdu. Üç perdeli, antoloji ruhuna sahip bir senaryoydu ve ne yazık ki yatırımcı bulamadık. Bu süreçte yapımcım o senaryodaki bir bölümü genişletip, uzun metraj haline getirmemi önerdi. Bir anda aklıma Yabancı’yı yeniden okumak geldi. Okudukça kafamda fikirler oluşmaya başladı ve eserin haklarını alıp alamayacağımızı sordum. Kısa bir iletişim trafiğinin ardından sete çıkmak için gün saymaya başladık.

Yabancı sadece içeriğiyle değil popülerliğiyle de uyarlamak isteyen yönetmen üzerinde baskı kurabilecek bir eser. Bu baskıyı proje süresince hissettiniz mi?
Bugüne dek Yabancı kadar bilinen bir eser uyarlamadığım için projeye biraz çekinerek giriştim, ne var ki bu tip eserler herkeste farklı anlam ve tat bırakır. Zaten bu algı çeşitliliği sayesinde böyle metinler başyapıt olarak anılıyor. Amacım kendi perspektifimi paylaşmak ve bu esere dair güncel bir iz bırakmaktı.
Yabancı’yı ilk ne zaman okudunuz?
Sanırım 16 yaşındaydım ve hiçbir şey anlamamıştım. Bugün de halen tüm detaylarına vakıfım diyemem. Tabii bu uyarlamadan evvel pek çok akademisyenle bir araya geldik. Camus uzmanları bile esere dair pek çok analiz yapıldığından bahsetti. Yabancı, zamana meydan okuyan tüm eserler gibi üzerinde çokça tartışılan ve tek bir perspektiften okunamayan bir roman.
Peki seneler sonra yeniden okuduğunuzda hissettikleriniz neydi?
Kitapta beni en sarsan hadise Arap karakterlerin silikliği oldu. Her eser yazıldığı koşullar özelinde değerlendirilmeli elbette, buna rağmen bu eksiklik günümüzde kabul edilebilir bir durum değil. Şunu da unutmamak lâzım, romanın yazıldığı yıllar Cezayir’in Fransa’nın bir parçası olarak görüldüğü yıllar fakat artık o dünya geçmişte kaldı. Filmde Arap karakterlere bir ses vermeye, iade-i itibar etmeye çalıştım.
Yabancı çok okunan bir eser olsa da yolu sinemayla pek kesişmemiş.
Visconti’nin uyarlaması kitaba çok sadık olsa da oyuncu seçimi yüzünden arzulanan etkiyi vermekten uzaktı. Visconti, Meursault rolü için Alain Delon’u istemiş ancak Marcello Mastroianni ile anlaşmak zorunda kalmışlar. Tarihi bir fırsat kaçmış olabilir, asla bilemeyeceğiz. Bir diğer uyarlama da sizin ülkenizden.
Zeki Demirkubuz’un Yazgı’sından bahsediyorsunuz. Seyredebildiniz mi?
Maalesef izlemedim. Yine de sinemanın Camus ile farklı coğrafyalarda buluşması çok önemli. İnsana dair en yerel sorun bile küresel temellere dayanıyor.
Yabancı’nın kadrosu sinemanıza aşina olanların tanıyacağı simalardan oluşuyor. Oyuncu seçme süreci nasıldı?
Benjamin Voisin, Rebecca Marder, Swann Arlaud ve Pierre Lottin’le yeniden bir araya gelmek harikaydı. Bütçemiz ve çekim takvimimiz belli olunca kadroyu bir araya toplamak kolaylaştı. Sıkı bir programa kolayca uyum sağlayacak ve setteki çalışma disiplinine hakim olduğum isimlerle çalışmaya özen gösterdim.

Filmde erotizm de önemli bir element ve ziyadesiyle akışkan bir seksüel palet seyirciye sunulmuş, biraz bu tercihlerden bahsedelim.
Benim sinemama aşina olan hiç kimse için sürpriz olduğunu düşünmüyorum. Karakterlerin yönelimlerine dair bir taraf tutmaktan ziyade Meursault karakterinin hayat algısındaki sezgisel coşkuyu ortaya koyma niyetindeydim. Duygularını sıradan insanlardan çok daha üst perdede yaşayan bir karakter. Her türlü tahrik ve uyarılmanın kendisindeki karşılığı “sıradanın” çok ötesinde oluyor. Bunu yansıtmak adına dünyasına pek çok uyarıcı etken kattım.
Nefes kesen final anlarından bahsetmenizi isteyeceğim, filmin kitaptan taştığı bu yürek burkan sekansı nasıl kurguladınız?
Daha önce de dediğim gibi Arap halkına günümüzün aklıyla bir selam vermek istedim. Bugüne dek yaptığım söyleşi ve gösterim organizasyonlarında hep çok olumlu tepkiler aldım. Amacım Camus adına özür dilemek ya da metni hırpalamak değil; kendimce doğru olan, bana doğru yaptığımı hissettiren bir perspektifi izleyicime sunmaktı.
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!











