İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ali Güreli: “Büyürken, Niteliksel Çizgimizden ve Seçki Kriterlerimizden Ödün Vermemeye Dikkat Ediyoruz.”

İstanbul’da eylül ayının sanat takvimini uzun zamandır belirleyen Contemporary Istanbul, 21. edisyonunu geride bırakırken bu kez yalnızca fuarın içinde gösterilenlere değil, İstanbul’un giderek genişleyen uluslararası sanat trafiğine de bakmak için bir neden verdi.

21. edisyonunu tamamlayan Contemporary Istanbul, bu yıl tam da bu soruların etrafında şekillendi. İlk kez katılan galerilerin dikkat çekici ağırlığı, Focus: Asia ile İstanbul’dan Asya’ya uzanan yeni hat ve New Grounds’un genç galerilere açtığı alan, fuarın yalnızca ölçeğini büyütmekten çok etki alanını genişletme arayışına işaret etti.

    Fuarın ardından Contemporary Istanbul Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli ile değişen sanat piyasasını ve İstanbul’un bu dönüşüm içindeki yerini konuştuk: Asya neden şimdi önemli, yeni kuşak koleksiyonerler oyunu nasıl değiştiriyor ve ekonomik koşullar zorlaşırken genç galeriler için nasıl bir gelecek mümkün?

    Bu yıl katılımcı galeri sayısında belirgin bir artış ve %25 oranında yeni isim görüyoruz. Büyüme ivmesini korurken fuarın niteliksel çizgisini ve küratöryel kalitesini nasıl dengeliyorsunuz?

    Bu yıl 24 ülkeden 70 galeri İstanbul’da bir araya geliyor. Bu galerilerin yaklaşık dörtte birinin Contemporary Istanbul’a ilk kez katılıyor olması, bizim için yalnızca sayısal bir büyümeyi değil, programımızın çeşitliliğini ve uluslararası bağlantılarını güçlendiren önemli bir gelişme.

    Yeni katılan galerileri seçerken bizim için önemli kriterlerden biri, güncel sanatın farklı ve nitelikli yaklaşımlarını temsil etmeleri. Bununla birlikte, fuar büyürken niteliksel çizgimizden ve seçki kriterlerimizden ödün vermemeye özellikle dikkat ediyoruz.

    Galerileri değerlendirirken sanatçı programlarına, üretimlerinin niteliğine, programlarının güncelliğine ve Contemporary Istanbul’un genel yapısına nasıl bir katkı sağlayabileceklerine bakıyoruz. Yeni galerilerin farklı perspektifler getirmesi kadar, uzun süredir bizimle olan güçlü galerilerin devamlılığını da önemsiyoruz. Çünkü bizim için sürdürülebilir büyüme, hem yeni isimlere alan açmak hem de uzun vadeli iş birliklerini güçlendirmek anlamına geliyor.

    Bu yaklaşımımız, farklı coğrafyalardan ve farklı jenerasyonlardan galerileri bir araya getiren Focus bölümü gibi platformlarda da kendini gösteriyor. Buradaki amacımız yalnızca daha fazla galerinin İstanbul’a gelmesi değil; farklı sanat sahnelerinin burada karşılaşmasını, yeni sanatçıların keşfedilmesini ve bu karşılaşmaların izleyici için anlamlı bir bütünlük oluşturmasını sağlamak. 

    CIF Dialogues ve fuar programında bu yıl “Focus: Asia” odağı ve “The Long and Winding Road” teması öne çıktı. Asya pazarıyla kurulan bu bağ, İstanbul’un küresel sanat haritasındaki konumunu nasıl şekillendiriyor?

    Son 10 yıldır Asya’daki sanat dünyasının gelişimini yakından takip ediyoruz. Bu süreçte yeni sanat kurumlarının ve önemli müzelerin açıldığını gözlemledik. Gözlemlerimiz yalnızca Uzak Doğu’daki sanat merkezleriyle sınırlı değil, Hindistan gibi coğrafyaların da giderek daha güçlü ve etkili sanat sahnelerine dönüştüğünü gözlemliyoruz. 

    Hong Kong, Seul, Şanghay, Tokyo ve Singapur gibi merkezler bugün yalnızca güçlü sanat piyasalarının yanı sıra, önemli koleksiyoner ağlarına ve kültür kurumlarına da ev sahipliği yapıyor. Bizim için Focus: Asia’nın çıkış noktalarından biri de bu değişimi yakından takip etmek ve bu dinamizmi İstanbul’la buluşturmak.

    Ali Güreli – Rabia Bakıcı Güreli

    Asya’dan galerileri ve sanatçıları İstanbul’a getirmenin yanı sıra, Türkiye’deki galerilerin ve sanatçıların da Asya’daki bu gelişen sanat sahneleriyle ilişki kurabilmesine imkan yaratmak istiyoruz. Her galerinin veya sanatçının tek başına Asya’da bir pazar açılımı yapmak için gerekli kaynaklara sahip olması mümkün değil. Contemporary Istanbul’un burada bir platform ve bağlantı noktası olarak rol üstlenmesini önemsiyoruz.

    Dolayısıyla bu ilişkiyi tek yönlü bir hareket olarak görmüyoruz. Asya’daki galerileri, sanatçıları, koleksiyonerleri ve kurumları İstanbul’a getirirken, Türkiye’deki sanat dünyasının da uluslararası bağlantılar kurmasına alan yaratmaya çalışıyoruz. İstanbul’un avantajı da burada ortaya çıkıyor: Farklı coğrafyaların birbirleriyle karşılaşabileceği, yeni ilişkilerin kurulabileceği ve sanatın iki yönlü dolaşımının mümkün olduğu bir merkez olarak konumu her geçen yıl güçleniyor. 

    Koleksiyoner profili hızla dönüşüyor. Dijital kültürle büyüyen genç koleksiyonerleri ekosisteme dahil etmek ve kalıcı bir bağ kurmak için nasıl bir strateji izliyorsunuz?

    Koleksiyoner profilindeki değişimi son yıllarda çok yakından gözlemliyoruz. Özellikle teknoloji, finans, girişimcilik ve yaratıcı sektörlerden gelen 25–40 yaş aralığındaki daha genç bir kuşağın çağdaş sanata ilgisinin arttığını görüyoruz. Bu kuşak için koleksiyonerlik eser satın almakla birlikte; sanatçıyı, sergileri ve üretimin arkasındaki hikayeyi takip etmek de bu ilişkinin önemli bir parçası.

    Son dönemde Generational Wealth Society gibi yeni nesil toplulukların ortaya çıkmasını da bu değişimin önemli göstergelerinden biri olarak görüyoruz. Kendileriyle de görüştük ve girişimlerini destekliyoruz. Kültür, sanat, girişimcilik ve yatırım dünyalarından genç profesyonelleri bir araya getiren bu tür oluşumların artması, Türkiye’de yeni bir koleksiyoner kültürünün gelişmesi açısından oldukça olumlu. Sürdürülebilir bir sanat piyasasının oluşması, yeni koleksiyonerlerin sanatla uzun vadeli ve bilinçli bir ilişki kurmasıyla mümkün. 

    New Grounds genç galerilere ve yeni nesil sanatçılara alan açıyor. Ekonomik baskıların arttığı bir dönemde genç galerilerin fuarlarda görünür olması piyasanın geleceği açısından ne ifade ediyor?

    Ekonomik koşulların galeriler üzerindeki baskıyı artırdığı bir dönemde, genç galerilerin görünürlük kazanmasını yalnızca bugünün piyasası açısından değil, sanat ekosisteminin geleceği açısından değerlendirmek gerekiyor. Çünkü yeni galeriler, yeni sanatçıların ve yeni üretim biçimlerinin sanat dünyasına dahil olabilmesi için önemli bir alan yaratıyor.

    New Grounds’u da bu anlayışla kurguladık. Burada yaklaşık 5–6 yıllık geçmişe sahip galerilere temsil ettikleri sanatçıları, programlarını ve yeni yaklaşımlarını uluslararası koleksiyonerler ve sanat profesyonelleriyle buluşturabilecekleri bir platform sunuyoruz. CI21’de New Grounds kapsamında farklı coğrafyalardan altı galerinin yer alması da bu yaklaşımın bir parçası.

    Genel olarak fuara baktığımızda, bu yıl 22 galerinin Contemporary Istanbul’a ilk kez katılıyor olması da bizim için önemli. Yeni galerilerin İstanbul’a gelmesi kadar, burada mevcut galerilerle bir araya gelmeleri ve uzun vadeli ilişkiler geliştirmeleri de değerli. Artan ulaşım ve taşımacılık maliyetleri, galerilerin sanatçılarını her coğrafyada doğrudan sunmasını her geçen gün daha zor hale getiriyor. Bu nedenle galeriler arasında yeni işbirliği modellerinin geliştiğini görüyoruz. Bir galerinin başka bir galerinin bulunduğu coğrafyada başka bir galeriyle iş birliği gerçekleştirerek sanatçısını sunması, hem maliyetleri daha yönetilebilir hale getiriyor hem de sanatçıların yeni izleyiciler ve koleksiyonerlerle buluşmasının önünü açıyor. Bu tür galeri-galeri işbirliklerinin Contemporary Istanbul’da gerçekleştiğini gördük.

    Artistry of Good’un CI Basın Toplantısı Notları İçin Tıklayın

    ⁠E-BÜLTEN ABONELİĞİ

    E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!

    Yorumlar kapatıldı.

    ×