İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Alim Bir Aşk Kadını Sezen 

8 yıllık bir aradan sonra Sezen Aksu’nun “Paşa Gönül Şarkıları’”na kavuştuk. 26 Haziran gecesini 27 Haziran’a bağlarken gece yarısı yayımlandı albüm. Benim için çok özel bir anda Nardis Jazz Kulübü’nden harika bir jazz konseri izleyip çıktığımda hemen bir kenara geçtim, kulaklığımı taktım ve “Ah dedim, yine yapmış yapacağını”. Önce bir girizgâh yapıyor. Ülkenin durumuna dertlenerek anlattığı bazı şarkılarla başlıyor albüm. Arkasından o bildiğimiz alim haliyle bir aşk kadını olarak aşk konusunda da canımızı yakacak şarkıları yavaştan serpiştirmeye başlıyor albüme. Tam 16 tane şarkısı var. Ama bu şarkıların birçoğunu daha önce başka isimler söylemişti biliyorsunuz. Albümün açılış şarkısı “Linç” tam da dediğim gibi toplumsal bir yarayı aktarıyor. Hani “köy yanar deli taranır” gibi birdenbire aşk dertlerinden bahsetmiyor Sezen Aksu. Aşkı da kusursuz paylaşıyor, ülkece dertlerimizi de. Alim bir aşk kadını Sezen…

Ülkenin dertleri 

Albümün açılışını yaparken de biraz yenilikçi bir düzenlemeyle Mithat Can’ın düzenlemesi ve bestesiyle “Linç” şarkısında ziyan olan çocuklara dertleniyor hepimiz gibi…Her gün görüyoruz haberlerde, her gün derdine düştüğümüz çocuklar var bu ülkede. Kaybolan çocuklar var. Son nefeslerini, çığlıklarını duyduğumuz çocuklar var ekranlarda. Haberlerine yaşayamadıklarına dertlendiğimiz çocuklarla bu ülkenin hallerinden bahsederek bir girizgâh var aslında albümde. Pat diye aşk derdinden bahsetmiyor. “Doğrucu” şarkısına geldiğimizde de “bozulmuş buralar”, diyor. “Bir durup bakmak lazım, bize bir “Doğrucu” lazım,” diyor. Şarkının düzenlemesini Ozan Bayraşa yapmış. Bu arada Ozan Bayraşa düeti olan bu şarkıda sanki biraz Nazan Öncel gibi söylüyor Sezen. Nazan Öncel’in o kendine has bir söyleyiş tarzı var ya, hissedeceksiniz. Zamanında hatırlarsanız çok suni bir kıyaslama vardı ikisi için magazinde. Hatta Sezen Aksu ve Nazan Öncel arasında magazincilerin yarattığı gerçek olmayan bir gerilim vardı. Oysaki ikisi de aşkı çok güzel anlatan kadınlar. İkisi de kimi zaman muzır ve tatlı kimi zaman içli ve dertli anlatıyorlar aşkları…Canları nasıl isterse öyle. Sezen Aksu’nun bu şarkısında hakikaten Nazan Öncel’i anımsatan bir tarzı var. Zamanında “Erkekler de Yanar” şarkısında da arkada Sezen ne yanık yanık bağırmıştı. Nefisti. 

Geliyoruz “Gemiler” parçasına, bu parçada da “hep dertlendik, ağladık aşklara; çok da dertlenmeyin”, diyor Sezen özetle. “Karalar bağladım, o da geçti. Ağlamadım yağdım, bu da geçti” gibi sözün özü hepsi “geçer”, diyor Sezen. Yine Ozan Bayraşa’nın şarkıdaki düzenlemesi de çok hisli. Albümün esprili şarkılarından “Yaygara” düzenlemesinde sıcak bir Akdeniz şarkısı havası veriyor. Düzenlemesini Mert Alp yapmış. Bestesi de zaten Sezen ve Mert Alp’e ait.  Sezen Aksu, “Yaygara” ’da esprili tavrıyla bir ara “Kendimi 7. kattan atayım mı?”, diyor. “Ağzı olan konuşuyor” da diyor ki çok doğru söylüyor. Albümde hem bu ülkede çektiklerimiz var hem aşktan çektiklerimiz… Ve bu noktada aslında Sezen Aksu’nun yer yer aşk dertlerine girse de özellikle ülkede olup bitenden de daraldığını anlıyoruz şarkılarda. Albümde, Gülben Ergen’in daha önce söylediği demeyelim de söyleyemediği “Nanik” şarkısına Mithat Can Özer nostalji de kattığı bir düzenleme yapmış. Nakaratta “Şinanay” parçasına gönderme çok yakışmış. 

Kent ozanı değil alim

Albümde daha ilk dinlediğim akşamdan beni tavlayan hepimizi de yakan parça, “Ey Aşk” … Bir kere o yıllar önce “Tutuklu”’nun Kürdili Hicazkar düzenlemesi gibi alaturka bir tadı var ve Mustafa Ceceli öyle bir düzenleme yapmış ve Sezen Aksu öyle güzel sözlerle karşımıza çıkıyor ki canımızı fena yakıyor. Özellikle bu şarkıda tam bir alim. Sezen Aksu için artık “kent ozanı” demek çok hafif kalıyor. Sezen Aksu bir aşk kadını, büyülü bir aşk kadını. “Bir sevindim, güldüm, gülün bağında. Bir çırpındım, durdum, kulun ağında”, diyor. “Bir göğe erdi başım, bir vurdum taşa” diyor aşk tam da bu değil mi? Önce ayaklarımızı yerden kesiyor. Sonra da bizi mahvediyor, kahrediyor. Ama beni en çok çarpan kısmı psikoloji açısından bakacak olursak, hani şarkının tahlilinde, “Evin yolunu arar gibi, annem saçlarımı tarar gibi, daima sana sığınırım”, diyor. Aslında zaten aradığımız aşkta şefkat değil mi? Şefkat ve bir yandan da yaşarken öleceğini bilen tek canlı olarak insanın yükünü hafifleten aşk…Ey aşk…O yüzden bir başkasına âşık olmak, kendinin yükünden kurtulmak demek. Ve o yüzden işte evin yolunu arar gibi, derin sulara dalar gibi âşık oluyoruz bazen. Sezen de bunu çok güzel anlatmış. 

Albümde, Soner Sarıkabadayı’nın da bir şarkısı var: “Dümenci”. Düzenlemesi yine Mustafa Ceceli’nin. Vallahi açıkçası Soner Sarıkabadayı’nın çok güzel şarkıları varken özellikle kariyerinin parladığı dönemde bence en güzel şarkılarını Sertab aldı ve yorumladı. İtiraf edelim. “Dümenci’”ye zamanla ısınır mıyım, bilemiyorum ama ayağımı yerden kesti diyemeyeceğim. Albümün hisli şarkılarından biri de Ferdi Tayfur’dan da bildiğiniz “Bana Sor”. Ahmet Selçuk İlhan’ın sözleriyle ki çok güzeldir sözleri bilirsiniz, içli bir şarkı yine… 

“Doğrucu” şarkısının klibinden sahne.

Ayda’dan klasik müzik dokunuşu

Albümde “Yandı İçim” parçasının düzenlemesi özellikle diğerlerinden ayrılıyor. Ne de olsa babasının kızı Ayda Tunçboyacı yapmış düzenlemesini. Keman da çalıyor biliyorsunuz. Dolayısıyla Ayda’nın bir klasik müzik dokunuşu var. Daha önce de demo kayıtlarında dinlediğimiz parçada bu kez epik bir hava var. Bu versiyondaki klasik müzik dokunuşunu çok seveceksiniz, eminim. Yıllar önce Levent Yüksel’in söylediği Necati Cumalı’nın “Abanoz’daki Eminesi”’ni de yine sımsıcak söylemiş. Tam bir İstanbul şarkısı. Ne de olsa Onno Tunç düzenlemesi. 50 yıllık kariyerinin paşa şarkılarında yine bir Onno Tunç düzenlemesi olması da çok hisli bence… O büyük aşkı ve hepimiz için çok kıymetli Onno Tunç’u anıyoruz. Sezen albümde, yıllar önce Sıla’nın söylediği Sen Ağla’yı da tekrar söylemiş. Sosyal medyada doğru dürüst şarkıyı dinlemeden yorumlar yapmışlar. Yok efendim yıllar önce “Sen Ağlama”, diyordu. Şimdi “Sen Ağla”, diyor yorumlarını ve daha birçoğunu bilmeden etmeden doğru dürüst şarkıları dinlemeden yazıyorlar. Hani “ağzı olan konuşuyor” diyor ya Sezen tam da öyle. “Sen Ağla” bir kere tam tersine aşk derdine yanmayı sürdüren bir şarkı. Sadece özetle diyor ki; ah bu kadar âşık oldun, perişan oldun, sen kendi derdine yan…. Yani Sezen Aksu aşktan da aşka yanmaktan da ağlamaktan da vazgeçmiş değil bu şarkıda. Diğer taraf ağlasın ben ağlamam artık dediği de yok. Albümde, “Ey Aşk” gibi alaturka tadı olan şarkılarından biri de “Bahçe”. Şarkıdaki alaturka havasıyla bayağı dert sofrasında da gider “Bahçe”. 

Hüznün coşkusu 

Albümde daha önce Cenk Eren’in söylediği ve aslında Amr Diab’ın şarkısı olan “Şuh Nefes” aşkı harika anlatıyor… Mısırlı Amr Diab’ı da hepiniz Türkiye’de vaktinde radyolarda çok çalan “Tamally Maak” şarkısından bilirsiniz. Orijinalinde Muhammed Yahya’nın bestesi “Şuh Nefes” için öyle güzel sözler yazmış ki Sezen. Aşk bu kadar mı güzel anlatılır? Aşk bu kadar mı güzel hissettirilir? O tavlandığımız anlar, o kömür gözlere bal dudaklara vurulduğumuz aşkı bu kadar mı güzel yazar bir kadın? Yazar da sezer de tabii zaten Sezen. Çok da güzel söyleniyor, ezberledim. Vallahi Ceceli’nin düzenlemesinde bir İstanbul şarkısı havası var ancak Murat Acar’ın da düzenlemesi var ki o şarkı sanki Murat Acar’ın düzenlemesiyle çok daha damar olmuş bana göre. Hüznün coşkusu üzerine bir sohbetimiz olmuştu Aşkın Nur Yengi ile zamanında, “Şuh Nefes” için Murat Acar’ın düzenlemesiyle tam da hüznün coşkusu var işte… Bu şarkının hüzünlü hali, aşkı anlatan hali, o kendimizi kaptırışlarımız ve mahvoluşlarımıza açıkçası Murat Acar’ın düzenlemesinin çok yakıştığını düşünüyorum. Velhasıl Sezen Aksu bir aşk kadını. Yine bu albüm de hem Türkiye’nin dertlerine göndermeler yapmış hem de aşkı öyle bir anlatmış ki yana yana dinleriz bundan sonra.

🎧 Bu yazının sesli versiyonunu dinlemek isterseniz:

⁠E-BÜLTEN ABONELİĞİ

E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!

×