İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yapay Zeka ve Sanat 

Geçtiğimiz günlerde yapay zeka ve yeni teknolojilerle çalışan genç sanatçılarla derinlemesine görüşmelerle tematik analizler gerçekleştirdiğim nitel araştırmamı İstanbul Teknik Üniversitesi’nde, “Mimarlık ve Sanat Tarihi Seminerleri” kapsamında heyecanla sundum. Yapay zeka ve yeni teknolojilerle sadece günlük hayatımız değil özetle sanatsal kimlik inşası da dönüşüyor artık. 

Cenk Erdem 

Bu çalışmada nitel araştırma yönteminden faydalanarak yapay zeka ve yeni teknolojilerin yeni nesil sanat pratikleri üzerindeki etkilerini incelemek için yaptığım görüşmelerin verilerinden öncelikle temalar tespit ettim diyebilirim. Akademik bir çalışma olduğu için etik gerekçelerle isimlerini söylemediğim dört genç sanatçının her biri pırıl pırıl sanatçılar. Açıkça görülüyor ki yapay zekayı artık atölyelerine, yaratıcı süreçlerine ve bir eşlikçi ya da asistan gibi üretimin farklı süreçlerine çoktan dahil etmişler. Peki kamuoyunun teknoloji algısında olduğu gibi bir endişeleri var mı? veya yapay zekayı nasıl değerlendiriyorlar. Tabii burada tüm literatür ve araştırma detaylarına girerek akademik bir dille aktarmayacağım. 

Sanatsal kimlik nasıl dönüşüyor? 

Bilhassa son beş yıldır günlük hayatımızı, iletişim biçimlerimizi, alışkanlıklarımızı değiştiren yeni teknolojiler sanatsal kimlik inşasını nasıl dönüştürüyor? Aslında genç sanatçıların yapay zeka ile çalışma biçimleri birbirlerine benziyor Çoğunlukla bir asistan gibi düşünüyorlar, bir eşlikçi gibi düşünüyorlar. Sınırlılıkları konusunda biliyorsunuz ki yanlış bilgi üretme potansiyeli çok yüksek. Uyduruyor yapay zekâ ancak görsel üretiminde bayağı iyi bir yere geldi. Sanatçılar artık yapay zeka ile çok daha iyi ve süresi de gittikçe artan videolar üretebiliyor. Bunun yanı sıra özellikle konsept üretirken öncesinde çok ciddi çalışmalar yaparak sonrasında yapay zekadan faydalanıyorlar. Örnekse konsept hazırlarken arkeologlarla görüşmeler yapan, o çalışmaları biriktirdikten sonra temelde neler planlayacağını bilerek ilerleyen ve yapay zekadan faydalanan pırıl pırıl genç sanatçılarla görüşme şansım oldu. Yapay zekadan sadece bir eşlikçi olarak değil aynı zamanda yeri geldiğinde esinlenmek için faydalanıyorlar. “Artık hayal kurma aşamasında bile kullanıyorum. Bir eşlikçi gibi kullanıyorum”, diyor bir sanatçı görüşmecimiz. 

“Beyin fırtınası yapabileceğim bir insan yerine koyduğumda oluyor”, diyen de var. Bir yandan olanakları ve sınırlılıkları konusuna gelince örnekse bir görüşmeci bana diyor ki: “2023 yılında stabil bir kurbağa yapamıyorduk. Şimdi bir dakikaya uzanan filmler üretmeye başladık.” Bir başka sanatçımız, genç bir kadın sanatçımız da şöyle diyor: “Hem dil modeli olarak, hem görsel hem ses olarak hesaplayamayacağımız kapasitede hesap yapıyor.” Aynı sanatçımız yapay zekanın negatif tarafını bu gücün kontrol edilememesi olarak değerlendiriyor.

Özgünlük ve emek sorgulanıyor

Dört genç sanatçımızın da gerçekten çok yaratıcı işleri var ancak sanat alanındaki teknoloji algısına baktığımızda görüşmelerdeki genç sanatçılara göre özgünlük ve emek hala sorgulanıyor. Görüşmecilere göre; akademi tarafında da özgünlük ve emek aynı şekilde sorgulanıyor. İzleyici tarafında ise eserin arkasında yapay zeka çalışması olduğu söylendiğinde azıcık keyifler kaçıyor. Genç sanatçılarımızdan biri tam olarak şöyle diyor: “Romantik bir şey arıyorlar ve zanaat gibi bir şey bekliyorlar belki de ve yapay zeka denildiğinde bir tatsızlaşıyorlar.” 

Bu arada yapay zeka ya da yeni teknolojilerle üretilmiş herhangi bir sanat eserini görenler, diyelim ki video ses çalışması olsun, en çok teknik olarak nasıl yapıldığını merak ediyorlar. Eserin kendisinden çok teknik tarafı izleyicide merak yaratıyor. Yaratıcılık meselesine gelecek olursak genç sanatçılar özellikle plansız denemelerin vakit kaybettirdiğini söylüyorlar.  Aralarında, “ Saatlerimi bazen gereksiz bir denemeye harcamış oluyorum”, diyen de var.  Bazen editoryal yardım aldığınızda siz de aynı laneti okuyorsunuzdur yapay zekaya. Plansız denemeler vakit kaybı oluyor. 

Eşlikçi ya da asistan 

Son olarak popüler kültür temsiliyetlerinin sanatçıları nasıl etkilediğine gelecek olursak sanatçılar popüler kültürdeki öcü yapay zeka tasvirlerinden etkilenmiyorlar ve yeni teknolojilerle ilişkilerini çok iyi yönetiyorlar. Belki de yeni teknolojileri atölyelerine çok fazla aldıkları için, kimi zaman beraber bir iş ortaya çıkardıkları için, belki o yaratıcı taraflarını beslemeye devam ettikleri için yapay zekanın olanaklarının da sınırlılıklarının da bilincindeler ve en verimli şekilde faydalanıyorlar. Ancak genç sanatçılar arasında yapay zekanın ve yeni teknolojilerin insanları nasıl dönüştürdüğüne kafa yoranlar da var. “Teknolojinin toplulukları ve insan olarak bizi nasıl etkilediği yönünde de çok kurcalıyorum.” diyor bir görüşmecimiz ki bununla ilgili çok da güzel işleri var. Sonuç olarak yapay zeka sanatçının özgün üretimini elinden almaktan çok bir eşlikçi, asistan ve konsept yaratırken bile destekleyici.

Günün sonunda yapay zekanın sunduğu olanaklar hızla gelişirken kontrol edilemiyor olması ve yanlış bilgi üretimi temel sorun alanları diyebiliriz. Sanat alanında da teknolojiye yönelik olarak hâlâ en çok özgünlük sorgulanıyor. Akademi yapay zeka ile yapılan sanat işlerindeki özgünlüğü ve emeği daha sert eleştiriyor. Sanatçıların yaratıcılığını tetiklemesi konusunda ise bilinçli, planlı, hazırlıklı olduğunuzda gerçekten işe yarayabiliyor, ilham verebiliyor. Genç sanatçılarımız da işin özünde planlı ve verimli bir şekilde faydalanacak olursak yapay zekadan bir asistan olarak çok verim alabileceğimizi belirtiyorlar. 

Uzun lafın kısası yapay zeka öyle sanatçılara popüler kültürde lanse edildiği gibi kendi kendine karar verebilir bir teknoloji seviyesinde de görünmüyor. Daha çok çok zamanı var, yapay zeka şimdilik ne sanatçıları ne sizi ısırmaz. Siz yeter ki bütün yaratıcılığınızı ona teslim etmeyin.

⁠E-BÜLTEN ABONELİĞİ

E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!

×