İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Susmayın

Tam da ülkenin gündeminden uzaklaşıp ıssız koylarda yüzmek istediğim bir dönemde yine uzak kalamadım. Çünkü genç kadınların cesaretine şahit oldum. Bu ülkede belki de yıllardır susan bazı kadınların sesi oldu gençler. Bu olay sadece ifşa ile ilgili değil cesaretle ilgili… Susmayın!

Cenk Erdem 

Tacizci, tecavüzcü, şiddet faili, ne kadar erkek varsa tüm bunları yaşatan erkeklerle ilgili travmalarının yükünü taşıyan kadınları tetikleyen bir eylem başladı. Susmama cesaretini gösteren genç bir kadının harekete geçmesiyle ifşalar başladı. İstanbul Teknik Üniversitesi’nden pırıl pırıl ve inanılmaz zeki harika bir genç kadın arkadaşım sayesinde bu ifşayı gerçekte ilk olarak başlatan kişiye ulaştım. Onun mahremiyetini koruyarak, saygı duyarak, ismini vermeden ama bir yandan da zaten o kendi hesabından bunları paylaştığı için ve böyle bir ifşa eylemselliğine yol açtığı için tam anlamıyla bir röportaj gibi telefonda görüştüm. Tam olarak nedir bu büyüyen ifşa hikayesi? İster televizyoncu olsun ister müzisyen olsun ister fotoğrafçı olsun, medya sektöründe ve yaygın bir şekilde kültür sanat alanında gençleri eldeki gücünden dolayı kullanan, bir de bu arada sınır tanımayan, bunu da kendinde hak gören bazı erkekleri ifşa etmeye başladı kadınlar…

Ve bu anlamda aslında herkes en başından bir fotoğrafçıyı belledi. Bu olayın başlangıcı gibi konuşulmaya başlandı. Oysaki öyle değil iş, o olayın daha başında hesabı gizli olan ve Paris’te felsefe okumuş, 21 yaşında pırıl pırıl bir genç kadın yaşadıkları üzerine ilk cesareti gösterdi. İyi ki… Normalde kendi hesaplarımızda birdenbire sosyal medyadan birilerini tanıyoruz, ekleşiyoruz, beğenmeye başlıyoruz. Adı üstünde böyle bir sosyal medya iletişimi oluşuyor biliyorsunuz. Bahsettiğim genç kadın o iletişim sırasında o kişiyi tanımadığı halde, sadece sosyal medyadan takipleştiği saç stilisti Harun Ateş’den arama ve mesajlarla karşılaşıyor. Tırnak içinde konuştuğum genç kadının aktardığına göre takipleşirlerken paylaşımlara kalpler göndermenin dışında instagram üzerinden arama yapıyor ve o da yetmiyor.

Yeni neslin cesareti 

Genç kadın merak ediyor: “Niye beni aradı şimdi? Allah Allah, hayırdır inşallah, diye. Bir yandan o aramaların dışında, pat diye çırılçıplak vücudunun fotoğrafını, penis de görünecek şekilde gönderiyor ve genç kadın şaşkınlığa uğruyor. Bu bir taciz! Elbette sen biriyle flörtleşebilirsin, yaklaşabilirsin. Ne var ki karşı taraf sana ne kadar izin verirse sen o kadar açılabilirsin o sularda.

Tanımadığın etmediğin genç bir kadına ya da genç bir erkeğe her kime olursa olsun durup dururken sırf takipleşiyorsun diye kendinde gayet hak görerek pat diye oranı buranı yollayamazsın. Çok meraklıysan, bunları yine ancak karşılıklı rızayla yollayabildiğin uygulamalar var. Şimdi bu bir!  İkincisi konuştuğum genç kadın ki çok zeki, felsefe de okumuş, müthiş kafalı yarı Fransız yarı Türk ve 21 yaşında. Yeni nesil bir genç kadın… Bunu şuna benzetiyorum. Tıpkı 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasından sonra nasıl sosyal bir hareket başladıysa, bir eylemsellik başladıysa ve bunu üniversiteli gençlere borçluysak Amerika’da 2006’da Hollywood’da başlayan #MeToo hareketine yine gençler sayesinde geçebildik. Hangi senedeyiz? 2025 yılında. #MeToo hareketinden neredeyse 20 yıl sonra ve üstelik yine bir gencin cesaretiyle…Yoksa kimin başlattığı, kiminle ilerlediği o kadar da önemli değil.

Yeni neslin sağlam kafa tutuşu 

Önemli olan kadınların susmaması. Ama bu arada bu olay ilerlerken konuştuğuma göre işin aslı şöyle gerçekleşmiş. Harun Ateş bu fotoğrafları attıktan sonra genç kadın seni ifşalarım, savcılığa falan da gitmem, demiş. Çünkü savcılığa gitmekten de korkuyor gençler. Güvensiz bir ortamdayız. “Gitmem çünkü bütün bilgilerim ortaya dökülür”, diyor. Sonra biliyorsunuz bu iletişimin sorumlusu kadınmışçasına, neredeyse ateşi yakan günahkarmışçasına kadınlar sorumlu tutuyor yine bu ülkede. Dolayısıyla haklı olarak yasal işlem yerine ben seni ifşalayacağım diyor. Çünkü herkesin unuttuğu bir gerçek var. Yeni nesil sosyal medya ile büyüdü. Dolayısıyla kafa tutmakta sınırları yok. Hollywood’da genç bir kadına bir şey olduğunda da tepkilerini gösteriyorlar, kendi aralarında da tepkilerini ortaya koyarken sınırları yok. Özetle yeni nesil global bir iletişim ortamında herkesten daha fazla özgürlüklerine, sınırlarına sahip ve sağlam kafa tutuşları var. Bence herkes silkelensin. 

Dolayısıyla bu ülkede her ne kadar toksik bir erkek egemen kültürü varsa da her ne kadar her türlü toksik erkeğin kararlarıyla o mahkemelerde karısını öldüren adamlar 3 gün sonra serbest bırakılırken, birileri tecavüz ettikten sonra serbest bırakılırken tüm bu hukuksuzluk devam etse de genç kadınlar, genç erkekler, genç nesil sınırlarına sahip çıkıyor.

Bir psikolog olarak da bir iletişimci olarak da yıllarca medya işinin içinde yer almış biri olarak da yeni nesille gençlerle gurur duyuyorum. Genç bir kadının bu hareketiyle başlıyor ifşa. Düşünsenize, 2004 doğumlu genç bir kadın bu tepkiyi başlatıyor. Hesabı gizli. Normalde kendi hesabından takip ettiği bir modellik ajansı sahibi olan cesaretli bir başka kadınla iletişimi sayesinde büyüyor olay. O kadınla paylaşıyor. Normalde biz onun ifşasını görmüyoruz ancak yazışmaları, ekran görüntülerini hikayesine koyuyor ve tepkiyi başlatıyor. 

Nazan yine aslan 

Hikayesine koyduktan sonra bana böyle böyle yaptı, diye saç stilisti Harun Ateş ile ilgili paylaşımlarını model ajansı sahibi kadına iletiyor. Ama bu arada O kadın da bunu yaymaya devam ediyor. Yaydıktan sonra yine O kadın üzerinden bu olay yayılmaya devam ederken Cosmopolitan dergisi devreye giriyor. Vaktinde Cosmopolitan dergisinde yıllarca yazdım. Psikolog olarak köşeler de yazdım. Kültür sanat açısından röportajlar da yaptım. Velhasıl yeniden yayın hayatına dönen Cosmopolitan bu adamla ilişkisini kesiyor. Cosmopolitan’ın bu güçlü hareketini kutluyorum. Yanaklarından öpüyorum, bütün ekibi. Ve arkasından bu olay büyüyor. Sonra o ana akıma da yayılmaya başlarken ismi geçen Mesut Adlin adlı fotoğrafçıya geliyoruz. İfşa Metin Adlin ifşası üzerinden başladı diye düşünüyor herkes. Kimin ifşasıyla başladığı da aslına bakarsanız önemli değil. Ama o noktada Nazan Öncel, canım benim, her zamanki asi duruşu, rock tavrı, sağlam duruşuyla kadınlara #SUSMAYIN diyor ve alıyor sazı eline. 

İfşalar yükseliyor

Kendi de özel hayatında aile içinde taciz yaşadığı için hassasiyeti çok büyük. Demir leblebi hikayesini bilirsiniz. Dolayısıyla tepkisini aslan gibi ortaya koyuyor. Dökülmeye başlıyor. Moda dünyasından, müzisyenler arasından, sinema setlerinden, dizilerden ve oyunculardan da ifşalar tepkiler geliyor. Yani gücünü kullanıp şiddet uygulayan mı istersin? Gücünü kullanıp taciz eden mi istersin? Her türlü ifşa yükseliyor. Kulislerde hep duyduk. Cinsel istismar ya da sürekli tacizler mi istersin? Bunlar şimdi dökülmeye de başlıyor. Tıpkı 2006 yılında Hollywood’da olduğu gibi. Bizde yeni başlıyor bu. Ama bunlar başlarken birdenbire Gülşen ki Gülşen’i çok severim. Sağlam bir duruşu vardır. Hem Queer popülasyonu için, LGBT için, hem kadın hareketi açısından çok sağlam bir duruş olduğu halde birdenbire hiç kimse suçu ispatlanana kadar suçlu değildir diyor. İyi de kardeşim biz bu ülkede suçu ispat edilenlerin serbest bırakıldığını görüyoruz… Daha geçen gün bir haber okuduk. Kadıncağızı kocası boşanmak istiyor diye iki bacağından vuruyor. Sonra kollarından vuruyor. Kadın tekerlekli sandalyede kalıyor ve engelli olarak kaçak tütün satıyor. Kadını o hale sokan kocası elini kolunu sallayarak çıkıyor, kadın kaçak tütünden içeride. Yani biz çok şahane bir demokrasi ortamında oluruz da o zaman sen suçu ispatlanana kadar herkes masumdur dersin. Öyle bir hikâye yok. 

Biz bu ülkede gözümüzle eşlerinin suratlarını yakan adamların serbest kaldığını, 11 tane sabıkası olan adamın ortada gezdiğini, ilk eşini öldürüp içeri atılan ancak pat diye serbest bırakılıp sonra ikinci eşini de vurduğunu görmedik mi? Böyle bir ortamda kadınların susmaması çok değerli. Bu anlamda dizi oyuncularının, müzisyenlerin ve hatta daha yeni çıkan gruplardan biri olarak Manifest’in tepkisi çok değerli.  Yani seslerine çok bayıldığımı söyleyemem ama tavırlarına bayıldım. Manifest, Kore pop grupları gibi çok iyi dans eden gençler. Söz konusu fotoğrafçıyla gelecekteki çekimlerini iptal ettiklerini açıkladılar. “Bir daha çalışmayacağız.” dediler. “Bu çok güçlü bir tavır.” Bunun benzerini açıkçası hem dizi sektöründe hem oyuncular arasında her yerde duymamız gerekiyor. Susmaması gerekiyor kadınların. Ve açıkçası kadınlar susmayacaklar ki bu cezasızlık kültürü bitecek.  Ayşe Arman da cezasızlık kültürüne ve ifşalara değindi. Alkışlar. İfşalara Özlem Gürses de el attı ki tanırım da ve çok severim iyi ki programında bu konuyu işledi. Konuğuyla bu cezasızlık kültürüne O da değindi. Kalben de kendi yaşadıklarını cesurca paylaşıp destek verdi, Gaye Su Akyol da ifşa eden kadınları destekledi ve daha bir sürü güzel insan…

Tüm bu çirkinlikler erkeklere hak görülürken, erkekler kendi aralarında birbirlerini desteklerken benim en çok bir psikolog olarak yadırgadığım böyle bir olay yaşandığında ve hatta böyle bir travmayla baş eden kadın cesaretini toplayıp da kendini ifade ettiğinde onu ilk eleştiren kişinin bir kadın olması…Bunu da lütfen herkes tekrar düşünsün. Yani erkeklerin birbirlerini çok kayırdığı, karar verici pozisyonlarda olduğu bir ortamda, taciz edildiğini gücünü toplayıp haykıran bir kadına inanmama, şüphelenme meselesini kadınların da gözden geçirmesi lazım. Bu ülkede zaten biz her zaman şunu yaşamadık mı? Muhafazakâr, kadını kısıtlayan, hak ve hukuk konusunda hepimizi her zaman şüphe içinde bırakan güvensiz bir ortamda erkeklerin ettikleri yanlarına kar kalırken, kadınların etekleri, halleri, şusu busu konuşuldu… Şimdi kültür sanat alanında yine aynını yaşıyoruz, yaşamayalım… Kadınlar bunları söylediğinde peki o kadın ne yapmıştı acaba? diye yine kadını sorguluyorlar. Yani sanki her defasında sorgulanan kadın…Erkek canını da alsa, tenine de saldırsa… Susmayın. Susmayın ki adalet de kendine gelsin, toplum da… 

⁠E-BÜLTEN ABONELİĞİ

E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!

×