Çin Astrolojisi’ne göre artık “Ateş Atı” yılına girdik. Bakalım bizi neler bekliyor? Vallahi şahsen Zodyak kuşağından çok hayır görmedim. O yüzden umudumu Çin astrolojisine bırakıyorum. Karşımda da söyleşimiz için Feng Shui Uzmanı Işıl Güner Alfar var. Şimdi söyleşimizle bu kadim bilgileri üstadından hep beraber öğrenelim ki ateş atına hazır olalım.

Söyleşi: Cenk Erdem
Neşeli, aktif, renkli, yaratıcı bir sene
C.E.: Şimdi bakıyorsunuz Çin Astrolojisi’nde semboller, hayvanlar var. Bir de elementler var. Bu yıl element ateş, sembol hayvan at, ateş atı deyince böyle dolu dizgin bir yıl yaşayacağız gibi bir hissiyat da oluşuyor. Karşımda Işılcığım var. Işılcığım bizi neler bekliyor? Nasılsın? Ateş atı nasıl? Ne yapacağız? Bu yıl neler olacak?
I.G.A.: Şimdi hakikaten çok hızlı bir sene geldi. 16 Şubat akşamı Çin yeni yılını kutladık. Çin yeni yılları hiçbir zaman 31 Aralık’ta kutlanmıyor. Her yıl da değişiyor ay takvimine endeksli olduğu için. Biz de bu yeni yıla girerken bu yılın özelliklerini tanıyalım diye senin bahsettiğin toplantımızı yaptık ve baktık ki alevden yanan, böyle yeleleri alev içinde bir at bize doğru geliyor. Çok hızlı değişimlerin yaşanacağı, çok cesaretli adımların atılacağı, radikal değişikliklerin olacağı bir zaman geliyor. Ve at öyle bir hızla geçecek ki hayatımızdan. Onun yularını çok güzel tutan, onu iyi yöneten, hakikaten bu yılı fevkalade kazançlı geçirecek. Hızına yetişemeyen geride kalan için üzgünüm. Çünkü hakikaten değişimin, hareketin ve özgürlük alanlarının çeşitleneceği bir yıl. Özgürlük dediğim zaman her insanın kişisel özgürlüğünü kastediyorum. Kişisel özgürlüklerimiz de biliyorsun ki biraz bizim koyduğumuz sınırlarla belirleniyor. İşte o sınırları belki biraz esnetmek bazen de çok net çizmek gerekiyor. Yani bizim özgür alanımıza başkasının müdahale etmesine karşı sınırlarımızı daha keskin çizmek… Ama verimli bir sene. Neşeli, aktif, renkli, yaratıcı bir sene. Yani insanların yaratıcı fikirlerle, yaratıcı çözümlerle, radikal değişimlerle çok şahane, fevkalade farklı sonuçlar alabileceği bir yıl. At zaten hedef odaklıdır. Hedefe kitlendiği anda etrafını gözü görmez.
Yani sağına, soluna bakmaz. Dümdüz gider. En son söylemesi gerekeni en başta söyleyiverir. Bazen insanı zor durumda bırakabilir. Çünkü bu sene bizim birazcık rengimizi belli etmemiz gerekecek. Artık gri alanlar çok işe yaramayacak. Ya beyazsınızdır ya siyah. Tabii bu tip durumlarda da biliyorsun çatışma kaçınılmaz oluyor.
Bazen çatışmalar, gerginlikler olabilir aramızda insanlar olarak, ilişkilerimizde ama her şeyin bir yolu var Cenk. Neyi merak ediyorsun bu yıl ile ilgili?
Enerjisi yüksek bir sene
C.E.: Feng Shui meselesi bana çok romantik geliyor. Ben her türlü ritüelden çok keyif alıyorum. Hepimizin aslında güzel motivasyonlara ihtiyacı var her zaman. Dolayısıyla ister bu herhangi bir Balkan geleneği olsun, ister Çin Astrolojisi olsun, ister zodyak olsun, hiç fark etmez. Bizi motive edecek güzel ihtimallere ihtiyacımız var. Dönem dönem motivasyon için ipuçlarına da ihtiyacımız var. Feng Shui’den bilebildiğim kadar, sizlerden alabildiğim kadarıyla aktaracak olursam özellikle at bir hayvan olarak çok hareketli ve güçlü. Bir yandan da element olarak ateş var. Ateş canlı ve enerjik, hatta yüksek enerjili. O yüzden bu sene çok yüksek enerjili bir sene diyebilir miyiz?
I.G.A.: Evet, enerjisi gerçekten yüksek bir sene. Zaman zaman çok yorulduğumuzu hissedebiliriz. Ama özellikle ilgi duyduğumuz, sevdiğimiz şeylerle meşgul olursak eğer bu yorgunluğu daha az hissedeceğiz. Çünkü sonuç almak hedef odaklı çalışmakla olur. O durumdayken zaten, büyük bir adrenalin içinde oluyorsunuz. Yani başarma arzusu, yarışı kazanma arzusu, bir rekabet ortamı oluyor. Ancak attan çok jokeyin başarısı önemli. Çünkü atın yöneten aslında üzerinde giden kişi. O da zorluk zamanlarında pes etmeyecek. Yani bu yıl aslında vazgeçmeme yılı. Yani dolu dizgin giderken eğer karar verdiysek sonuç almaya vazgeçmemeliyiz. İkincisi katı kurallardan belki birtakım kurallara saplanıp kalmaktan biraz uzaklaşmamız gerekiyor. Yani biraz yenilikçi bir yıl. Hani bir laf vardır; en kötü yenilik bile hiç yenilik yapmamaktan iyidir, diye. Bu sene biraz öyle gerçekten. Yani değişmek gerekiyor.

Bazen eşyanın yerini değiştirirsin ve hakikaten büyük bir ferahlık olur yaşadığın mekanda. Hayatında da bir şeylerin yerini değiştirirsen o ferahlığı hissedebilirsin. Ama bu tabii cesaret ister. Çünkü kurduğun düzeni bozmak, kurduğun düzeni altüst etmek. Ama tabii Şems’in dediği gibi nereden biliyorsun altının üstünden daha iyi olmayacağını? Onun için denenebilecek bir yıl. Fakat dolu dizgin giderken de dikkatli olmamız gerekiyor.
C.E.: Affedersin burada lafını bölmek istiyorum çünkü denenebilecek bir yıl dedin. Ben oraya takıldım. Çünkü hem hedeflere gideceğimiz bir yıl hem de zorlukları hiç aldırmadan kenara itip, tüm zorluğa rağmen sürmeye devam edeceğiz atı. Yolda gitmeye devam edeceğiz hedeflerle. Dolayısıyla hayallerimizi denemenin tam da yılı diyebilir miyiz?
I.G.A.: Evet, diyebiliriz. Çünkü at üzerine bindiğin zaman eğer yuları gevşek bırakırsan seni istediğin yere alır götürür.
Evlerimizde bereket hangi yönlerde?
C.E.: Feng Shui ile ilgili olarak işin ritüeller kısmı çok hoşuma gidiyor. Çünkü diyelim evin yönleri var, pusulaya bakıyorsun. Orası kuzeye bakıyor, burası güneydoğuya bakıyor, burası bilmem nereye bakıyor. Ve bunların her sene enerjileri farklılaşıyor. Evin bazı yerleri aşka iyi geliyor, bazı yerleri ilişkilere, kariyere iyi geliyor. İşte bu anlamda nereler bereketli evimizde?
I.G.A.: Hah, şimdi mesela bu sene doğu çok iyi. Eğer evinizin ön cephesi doğuya bakıyorsa veya arka cephesi doğuya oturuyorsa bu yıl hakikaten çok fırsatlı bir yıl sizin için. Yani eviniz sizi besliyor demek. Oturmuyorsa bile eviniz diyelim ki bambaşka bir yöne bakıyor, kuzeye bakıyor, kuzeydoğuya bakıyor. Hiç önemli değil. Evin doğusunda bir küçük feng shui çalışması yapabilirsiniz.
C.E.: Nasıl yapacağız üstat?
I.G.A: Şöyle, bir kere bu yılın bereket enerjisi bizden suyla ilgili bir aktivasyon istiyor. Mesela küçük bir yapay şelale koyabilirsiniz.
C.E.: Evin doğusuna yapay şelale mi koyacağız özetle?
I.G.A: Evin ölçekli planı olsa çok iyi olur. Çünkü bazen doğu zannettiğimiz yer güneydoğu veya kuzeydoğu bölümü oluyor. Bölüm çok önemli. Yön ayrı bir kavram. Bölüm çok ayrı bir kavram. Biliyorsun sekiz tane yönümüz var. Dört ana yön, dört ara yön. Dokuz parçaya böleceğiz evin planını ve bakacağız. Doğuda kalan bölüm ki oraya doğu bölümü denir; orada ne var? Hangi oda var? Bakın eğer orada mutfak, banyo, tuvalet, ardiye gibi yerler varsa, sakın bu söyleyeceğimi yapmayın. Çünkü onların durumu özeldir. O tip yerlerde uygulama yapılmaz. Ama diyelim ki odanız var. Yatak odanız var. Çalışma odanız var doğuda. Ya da doğu bölümünde evinizin salonu var. Bu arada yatak odalarında da suyla ilgili bir şey yapılmaz. Bunu da aklınızda tutun.
C.E.: Aynayı biliyordum hocam da şimdi suyu da yeni duyuyorum.
I.G.A.: Su yerine ne yapabilirim diyorsanız bir kere bir bereket kavanozu yapabilirsiniz. Dolabınızın içine koyabilirsiniz. Yani porselen veya seramik bir kavanozun içine kırmızı zarf içinde biraz bereket parası koyup üzerini de bildiğimiz pirinçle kaplarsanız, doldurursanız olur.
C.E.: Üstüne de pirinç dökeceğiz yani.
I.G.A.: Ve bunu yaparken ama bir niyet kurmak önemli. Yani bu yıldan beklentilerimizi tekrar etmek veya dile getirmek çok önemli. Yani niyetinizi sizin biliyor olmanız ayrı bir şey. Onu dile getirmeniz, onu içinizden geçirmeniz, hayal etmeniz, imgelemeniz ayrı bir şey.
C.E.: Niyetimizi nasıl yazacağız hocam? Yani sonuçta olmuş gibi mi yazacağız yoksa şöyle istiyorum mu diyeceğiz? Yani geleceğe yönelik mi söyleyeceğiz? Nasıl yapacağız?
I.G.A.: Hayır, bu bir kontrat gibi yazılmalı. Hatta imzanızı da atın.
C.E.: Ne diyelim kontratta?
I.G.A.: Diyelim ki kendi özel radyomu kuruyorum, yazabilirsiniz. Şimdiki zaman kullanıyoruz o zaman. Kuruyorum, ediyorum, yapıyorum. Yani niyetlendim ve başladı bile der gibi. Yani hayalimi sanki bir kontratı, bir sözleşmeyi imzalıyormuşum gibi o dille yazarak…
Aşk için ne yapmalı?
C.E.: Çok heyecanlı bir konu bu. Günün sonunda dönüyor, dolaşıyor iş aşk derdine geliyor. En büyük dert aşk oluyor biliyorsunuz. İnsanlık tarihi boyunca böyle. Çünkü insan kendi yükünden ancak öyle kurtuluyor. Bir başkasını sevince kurtuluyor. Hayatın her türlü stresine bir hayat arkadaşı, bir aşk bulduğunuzda daha kolay tahammül ediyorsunuz. Psikolojiyi de düşünecek olursak, hatta sufi felsefeyi de düşünecek olursak özetle öleceğini bilerek yaşayan tek canlıyız ve dolayısıyla bir başkasını sevmek çok kıymetli. Ne yapacağız? Şimdi ben diyelim ki gözüme birini kestirdim, diyelim ki birlikte oluyorum. Çok da şahane aşk yaşıyorum yazsam olur mu? Bunu nereye koyacağım hocam? Ya da ne yapacağım aşk için Feng Shui’ye göre?

I.G.A.: Bu sene aşk yıldızı kuzeydoğu bölümünde. Kuzeydoğu bölümüne pusula ile bakacaksınız. Salonunuzun veya yatak odanızın kuzeydoğu köşesini bulun. Bu bir duvar da olabilir. Bir köşeye de gelebilir. Kuzeydoğu köşesinde aşkla ilgili bir uygulama yapmak için çift objeler gerekiyor. Bir çift kuş olabilir. Bir çift insan figürü olabilir. İşte mandarin ördekleri olabilir.
Yani bir beraberlik arzu ediyorsanız veya var olan beraberliğinizin güçlenerek daha keyifli bir hale gelmesini istiyorsanız ki evliler de yapabilir bunu. Evliliklerinin daha mutlu, daha huzurlu, kendilerini geliştiren tarzda bir ilişkiye dönüşmesini arzu ediyorlarsa niyetlenip bir çift kuş…Ha bekarsanız o zaman bu kuşlar ahşap olabilirler veya yeşil olabilirler. Yani ağaç elementi renklerinde olabilirler.
C.E.: “Yeşil ördek gibi” diye de çok güzel bir türkü vardır. Saldın beni dertlere, daldım göllere. Ah ah saldın beni dertlere.

I.G.A: Ama evliyseniz o zaman yeşilden uzaklaşıyorsunuz. Çünkü hiç insanların var olan beraberliklerini bozmak istemeyiz kaçamaklarla falan. Onun için oraya kırmızı çift objeler kullanıyorsunuz.
C.E.: Peki var olan bir ilişkimiz, flörtümüz varsa o zaman yine kırmızı mı koymalıyız?
I.G.A.: Evet, çünkü aşkı bulmuşsunuz. O aşkı bozmamak lazım. Yani aşk arayan, hayatımda biri yok, ah keşke olsa, diyenler yeşile yaklaşabilir. Hatta bitki bile koyabilirler.
C.E.: Yan yana mesela iki tane kaktüs şöyle yeşil yeşil yan yana. Kaktüs kötü bir seçim oldu galiba, fark ettim.
I.G.A: Ya ya öyle, beraberlikte kaktüs çok keyifli olur (Gülüyor). İğne sokan birisiyle beraber olmak. Kaktüsü biz genelde bilgisayar gibi aletlerin yanına koyarız. Yani o kötü ışınları çeksin, toplasın, temizlesin diye. Canlı gelişen yeşil bitkiler veya çiçekli bitki koyulur. Hani büyük bir bitki koyuyorsanız iki tane koymanıza gerek yok. Büyük bir bitki zaten gelişen, büyüyen, çiçeklenen bir ilişki.
Gelişen, büyüyen, çiçeklenen bir aşk için
C.E.: Aman çok güzel söylediniz Işılcığım. Gelişen, büyüyen, çiçeklenen bir aşk için evimizin kuzeydoğu bölümüne artık çift objeler mi koyarız? Ördekler mi koyarız? Yeşil bulamadıysanız ve bekarsanız yeşil mandarin ördekler mi koyarsınız? Var olan ilişkiniz derinleşsin diye isterseniz kırmızı kırmızı iki ördek mi koyarsınız? Bunu yapıyoruz. Bereket için ne yapacağız hocam? Evin neresinden bereket sağlarız?
Bereket için
I.G.A: Demin söylediğim gibi bereketi doğudan sağlarız. Bir de güneydoğu da çok iyi bu sene. Gelecek bereketi diye geçiyor birçok kaynakta ve refah enerjisi. Hem doğuda hem güneydoğu bölümünde yapacağımız uygulamalarda hem sağlık hem bereket için. Bizim en çok başvurduğumuz şey bu bereket kavanozları. Onun dışında kendiniz bir çanak yapabilirsiniz. Gümüşten veya bakırdan veya seramikten. İçine bozuk paralar doldurup böyle şıkır şıkır elinizle bazen onları alıp bırakın. O şıkırtıyı duyun. Güneydoğu veya doğuya koyuyoruz. Güneydoğu bölümüne kırmızı bir şey de koyabilirsiniz ama bu sene, onun içinde de bir takım şıkırdayan metal şeyler koyabilirsiniz. Doğuya yine böyle içi paralarla dolu bir çömlek veya bir kase koyabilirsiniz. Öte yandan çalışma alanınızı oralara çekebilirsiniz.
Çünkü neticede kazancı da, iyi ilişkileri de, sağlığı da insanın kendi özeni getiriyor. Yani bu yaptığımız sembollerin her biri bize enerjiyi aktif tutmamız gerektiğini hatırlatmak için, yönlerin enerjilerini hayatımıza davet etmek için. Yoksa siz yan gelip yatarsanız kasede kendi kendine artmaz.
C.E.: Bu sene yüzümüz hangi yöne bakacak hocam? Çünkü daha önce siz bize bazı seminerlerde anlatıyordunuz. Kariyer için yüzümüz nereye baksın? Hangi yöne baksın?
I.G.A.: Güneyden at enerjisi geliyor; dolayısıyla sırtımızı güneye verip oturabiliriz ama yüzümüzü dönmemeliyiz. Yani yılı yöneten burcun geldiği yöne daima sırtınızı verip oturmak daha iyidir. Ancak sırtımızı bu sene asla kuzeye vermeyelim. Sırtımız bu sene hiç kimse için kuzeye gelmesin.
C.E.: Şimdi bunu ben özetleyeceğim izninizle. Dinleyenler için de özellikle… Bu sene yüzümüz hiçbir zaman güneye gelmesin. Sırtımızı güneye veriyoruz. Yüz vermek için güney çok yanlış. Her zaman sırtınızı dönebilirsiniz ama güneye yüzünüz gelmesin. Bu sene otururken sırtınız güneye, yüzümüz kuzeye bakıyorsa, o vakit sırtımız sağlam.
I.G.A.: Hani toplantılarda önemli bir kararı açıklamak durumunda, insanları ikna etmek durumundaysanız, daha güvenli konuşmak, fikirlerinizi daha iyi ifade etmek istiyorsanız tabii ki korunaklı yerde oturmak gerekir. Bu da nedir biliyor musunuz? Kapının ağzında oturmamaktır. Öncelikle yani bir toplantı masasında kapının ağzında oturup sırtınızı kapıya asla vermeyin. Yıla özel olarak da ne olursa olsun sırtınızı kuzeye asla vermeyin bu sene.
C.E.: Ama bir yandan da şu Feng Shui işinin renkler kısmı benim çok hoşuma gidiyor hocam. Bu yıl benim bildiğim siyah ve mavi giyeceğiz. Doğru mu hocam?
I.G.A.: Şimdi bu durum burca göre değişiyor Cenk’ciğim. Bu yılın öne çıkan renkleri elektrik mavisi ve mercan ve daha doğrusu ateş kırmızısı. Ateş kırmızısı. Yani susuzluk çekeceğimiz bir sene ve yılın haritasında da su hiç çıkmayınca su elementi az, ateş elementi çok fazla.
Sadece susuzluk yani kuraklık değil problem. İletişim problem. Susuzluk, insanların arasındaki iletişimi, konuşmayı, birbirini dinlemeyi, anlamayı da eksiltiyor. Suyun renklerinden de faydalanalım o zaman… Eğer su kenarında yürüme, denizde yüzme imkânımız azsa, suyla iştigalimiz azsa o zaman giyimde suyun renkleri yani mavi tonları; turkuaz, işte saks mavi, gece mavisi, hatta siyah, lacivert. Bunlar hep gereken renkler. İletişim için…. Ama burcunuza göre zaman zaman bunlar farklılık gösterebilir. Ha, neden ateş kırmızısı? Kırmızı ise dikkat çekmek demektir. Gösteri sanatları işi yapan, yani senin gibi böyle radyoculuk benzeri sahne işleri yapan insanlar için çok gerekli bir renktir kırmızı.
Kırmızı türevleri de tabii; turuncu, fuşya, yani ateş renklerini hayal ettiğimizde ama özellikle ateş kırmızısı… Bu sene elektrikten yola çıkarak birbirimizin elektriğini çok fazla alacağımız bir durumdayız. Yani elektrikliyiz. Onun için elektrikte ne vardır? Böyle bir kırmızı bir renk vardır yani. Evet. Bir de bir elektrik mavisi var işte saks mavi gibi bir renk. Bu iki renk bizi yükseltecek. Yani özellikle iletişimde mümkünse önemli toplantılarda veya ne bileyim eğer bir aşkla ilgili mesela bir evlilik teklifi yapacaksanız onu deniz kenarında, göl kenarında falan bu renklerle…
C.E.: Oo ne güzel söylediniz Işılcığım. Ben kırmızıları giyer deniz kenarına Karaköy’e götürürüm benimkini. Anlaştık. Sırtımı da güneye verir. Teklifini yaparım. Sevgili Işılcığım özetle diyebiliriz ki bu yıl neler hayal ediyorsak, neler hedefliyorsak, zorluklara çok da takılmadan hedefimize dört nala koşabileceğimiz bir sene. Bunun tadını çıkaralım. Bundan faydalanalım. İkinci olarak bu yılın özellikle Feng Shui geleneği üzerinden evi yaşam alanımız olarak düşündüğümüzde belirli özel bölümler var. Bu bölümler açısından bereketli olan bölümleri de öğrendik. Aşk için bereketli olan, kariyer için bereketli olan. Ama bu yıl özellikle saks mavisi ya da ateş kırmızısı giymenin de bize uğurlu geleceğini öğrendik. Bir yandan da bu yıl tabii at böyle dört nala koşarken biraz kırar döker de… Bu yüzden aslında iletişim açısından da su biraz eksik dediğiniz için ve ateş elementinin de yılı olduğu kırıp dökmemeye de özen göstermemiz lazım diyebilir miyiz hocam?
I.G.A.: Evet ama kalpler kırılacak. Bunu bilesin.
C.E.: Eyvah eyvah…
I.G.A: Yani kırılmamayı öğrenmemiz gerekiyor desem de daha doğru olur. Bu yıl biraz kıracak mıyız? Evet, kıracağız da. Çünkü sınırlarını çektiğin zaman karşı taraf alınabiliyor. Yani özgürlük alanını kendin belirlediğinde karşı taraf bundan alınabiliyor. Buna cesaret edelim ama değil mi? Çünkü etmeliyiz. Yaratıcı zekanın alan bulabilmesi için özgürlük alanına ihtiyacı var. Yani olayların daha kolay çözümlendiğini o zaman fark edeceğiz. Karşı taraf da buna ihtiyaç duyacak. O sınırlar aslında ikimizin de faydasına, birbirimizin özgürlüklerine saygı göstermemiz, birbirimize alan tanımamız, nefes aldırmamız o kadar önemli ki…

C.E.: Alanlara özgürlükler tanımak ki ne güzel söylediniz.
I.G.A: Arkadaşlarımızla, sevdiklerimizle, yakınlarımızla, ailemiz içi ilişkilerde veya dostlarımızla bunu yapmak durumunda kalacağız. Çünkü hepimizin aslında kendi alanımızı yaratmaya hakkı var insan olarak. Tabii ki bütün canlıların alanlarına saygı duymamız gerekiyor.
C.E.: Ağzınıza sağlık. Çok teşekkür ederim. Giyeceğiz saks mavimizi ya da ateş kırmızımızı. Sırtımızı vereceğiz güneye. Asla sırtımızı kuzeye vermeyeceğiz. Böylelikle artık evlilik mi teklif edersiniz, aşkınızı mı ilan edersiniz? Hiç sevgiliniz yoksa bu aralar ve biraz yalnız hissettiyseniz yan yana iki ördek mi koyarsınız evin kuzeydoğu kısmına… Size bırakıyoruz. Ama hepimizin özgür olduğu ve aşkla dolu olduğu bir yıl olsun. Ağzına sağlık. Teşekkür ederim.
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!











