MTV müzik kanalının kapanmasını sanki dünya çok çabuk sindirdi gibi geliyor bana. Tüm dünya bu durumu çok normal karşıladı ama benim içime oturdu. Çünkü MTV müzik kanalının kapanması demek, bir dönemin bitmesi demek. Yeni dönemde küreselleşme ile beraber çok akışkan bir zaman içindeyiz ve hiç bir değeri de elimizde tutamıyoruz… Değerler akışkan, değerler değişiyor ve değerler kayboluyor…Ölen sadece MTV değil paylaştığımız müzik tutkusu.
Cenk Erdem
Uçucu, geçici, kalıcı olmayan bir çeşitlilik
MTV harcanırken geldiğimiz noktada müzik beğenileri açısından da şu döneme damgasını vurdu diyebileceğimiz bir müzik türü bile yok ortada. Çünkü müzik platformlarının adı bile streaming platformları… Yine akmaktan, akıştan geliyor. Akıyor çünkü akıyor, geçiyor. Diyelim Taylor Swift binlerce albüm çıkarıyor. Bir albümünün ve diğerlerinin yüz kere akustik ya da farklı versiyonlarını çıkarıyor. 3 gün sonra unutuluyor. Günün sonunda biz hala 80’lerin müziği diyebiliyoruz. 80’ler, 60’lar, 70’ler, 90’lar şarkıları diyebiliyoruz. Hadi bilemedin, olsa olsa en fazla 2.000’ler diyebiliyoruz. Ama şu yaşadığımız dönemin içinde hakim olan bir müzik türünü tanımlamak bile zor. Çünkü küreselleşme ile beraber son 30-40 yıldır aslında yavaş yavaş bir şekilde akışkan bir kültür oluştu, uçucu, geçici ve asla kalıcı olmayan bir çeşitlilik…
Aslında bu arada beğeniler açısından da baktığımız zaman türler çok çok çeşitlendi. Çünkü bütün dünyada aslında iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle beraber kolay tüketmek hızlandı ve maymun iştahlı bir dinleyicinin bağ kurmadan sevip, dinleyip bir paçavra gibi kenara attığı onlarca şarkı, onlarca isim…Neredeyse herhangi bir şarkıcının şarkısı piyasaya çıktıktan 3 gün sonra unutulur hale geldi. Hatta şarkıcılar da albümlerden vazgeçtiler bu süreçte. Albüm yerine EP’ler çıkarmak, tekliler çıkarmak moda haline geldi. Oysaki MTV kültürünün tüm dünyada aynı dili konuşturduğu dönemde bir albüm yıllarca dillerden düşmezdi. Şimdi MTV müzik kanalının 31 Aralık 2025 tarihinde kapanıyor olması sadece 44 yıldır müzik yapan bir TV kanalının değil tüm dünyada ortak bir kültürün sona ermesi demek. O kültür aynı zamanda içinde müzik videosu kültürünü de içeriyor. Müziğe heyecanlanmayı da içeriyor. Çünkü müzik kültürünü takip etmenin içinde herhangi bir müzik türünü severken kendini dış dünyaya tanımlamak da var. Bir topluluğun parçası olmak hissi de var.

Bir müzik kültürü sona erdi
Şu anda MTV müzik kanalının kapatılıyor olması artık sadece MTV HD kanalının reality show’larla devam edecek olması bazıları için gayet doğal ama bazıları için MTV’de Michael Jackson’ın video klipleri için heyecanlandığımız, Madonna’nın video klipleri için heyecanlandığımız o masum müzik tutkusunun sona ermesi demek… MTV Video Müzik ödüllerinde özellikle 1989 ve 1990 yıllarında, Madonna’nın performansında nasıl bir çılgınlık yapacağını hayal ederek, TRT 2’den canlı izlediğim geceleri yaşadığımda da önce şoke olup sonra günlerce hakkında konuşmaya doyamadığım heyecanları paylaşan tüm müzik tutkunlarının döneminin de bittiği hissiyatı veriyor. George Michael öldü; Tina Turner öldü; Prince öldü, Whitney öldü; Michael Jackson öldü. Bir Madonna kaldı maşallah. Çok yaşa kraliçe. Ama bir müzik kültürü sona erdi. Bir toplumun parçası olmak hissinin dışında müziğe emek vermek de sona erdi. Çünkü zamanında diyelim ki Madonna’nın “Like a Prayer” albümü piyasaya çıktığında ben çocukluğumdan hatırlıyorum ki müthiş bir heyecan yaşıyorduk.
Koşarak plakçı Ömer Abi’nin dükkanının tepesinde bekledik. Ve hatta o albüm ilk kokulu albümdü. Paçuli kokusu vardı albümün kapağında. O albümün kapağını sıyırıp da aranjör kim? Müzik yazarı kim? Söz yazarı kim? Bunlara bakmanın heyecanı, fotoğrafları kim çekmiş? O albümü karış karış içine çekmek neredeyse, duygularını içselleştirmek de demeyeceğim, albümü yaşamak yok artık… Öyle bir dönem yok artık.
Hatta bazen Spotify tabii ki işin içine yapay zeka da girdiği için ve algoritmalar da girdiği için sizin sevdiğiniz şarkıcıların şarkılarını takip etmenize yardımcı olsa da dönem dönem öne çıkarmak istediği ve işin içine rüşvet de girdiği şekilde bazı şarkıları kaçırmanıza da sebep veriyor. Bir bakıyorsunuz ki çok sevdiğiniz şarkıcının bir şarkısı çıkmış ve çıkalı 3 ay olmuş. Siz görmemişsiniz bile. Müzik o kadar kolay tüketiliyor ki. Çünkü o işin içine rüşvet giriyor. Tabii bu oyunlar her zaman vardı, kabul ediyorum. Zamanında müzik radyolarına da müdahale edilirdi. Yani çok güçlü olan insanlar kendi sanatçılarının promosyonu için paralar, rüşvetler verirlerdi. Bazen bir sanatçıyı engellerlerdi. Atıyorum Lady Gaga’nın ekibinin rüşvet verip de Christina Aguilera’nın albümünün radyolarda çalınmasına ambargo koyması gibi.
Hatırlarsanız; Lady Gaga’nın 80’leri hatırlatan ilk albümlerindeki elektronik pop havasına rakip bir elektronik pop albümünü çıkarmıştı Christina Aguilera zamanında. O albümün (Bionic) şarkılarının çalınmaması için rüşvet verdiğini biliyoruz hepimiz. Bütün müzik dünyası biliyor. Ya da Yeşim Salkım’dan Kral TV hikayelerini de biliyoruz. Ama buna rağmen dinleyicilerin müziğe ve müzisyene değer verdiği bir dönem vardı. Söz yazarı kim? Aranjörü kim bilirdik. Hepimiz Fikret Şeneş’i bilerek büyüdük mesela. Şehrazat’ı bilerek büyüdük. Hepimiz Fecri Ebcioğlu’nu da bilerek büyüdük. Sadece onlar değil.Amerikan pop kültürünü düşünürsek Diane Warren’ın duygu dolu sözlerini bilerek “Unbreak My Heart”’ları, “Because You Loved Me”’leri bilerek büyüdük. Kimse kim ne yazıyor, kim besteliyor bilmiyor şu anda. En son 2000’li yılların ikinci yarısında Max Martin özellikle işte Katy Perry’nin, Britney Spears’ın en popüler şarkılarına imza attı mesela. Bana göre popüler müzik kültürünün son yıldızı da Britney Spears oldu zaten çünkü hala fiziksel satışlar söz konusuydu.

Bugün Taylor Swift dünyanın en çok dinlenen şarkıcılarından biri. Ama ben onu asla Michael Jackson’la ya da Madonna’yla kıyaslayamam. Madonna’nın single’ları satılıyordu. klibine çektiği olağanüstü görsellerle video kasetleri satılıyordu. Michael Jackson’ın video kliplerinin hepsi birer Hollywood prodüksiyonu gibiydi. Heyecanla kliplerini bekliyorduk. Öyle bir dönem yok artık.Bazı sevdiğimiz şarkıların kliplerini bile bilmiyoruz. Mesela son dönemde Lady Gaga’nın Abracadabra şarkısının video klibinde müthiş bir koreografi var. Belki biraz thriller’dan alıntı da var ama olağanüstü bir emek var. O video klibi kaç kişi seyretti Allah aşkına? Tabii ki milyonlar YouTube^da seyretmiş olsa da bir MTV kültürü gibi değil asla.
Müziği beraber hissetmek
MTV’de biz 90’ların grunge kültürünü biliyorduk, 80’lerin synthpop’unu biliyorduk. MTV Video Music Ödüllerinde Madonna sanki Marie Antoinette gibi çıktığında o kabarık eteklerle “Vogue” performansında dans ettiğinde bir devrim yarattı.
Ya da 2000’li yıllarda yine aynı şekilde Britney Spears tam bir pop prensesine dönüşmüşken onu ekranda öptü. Dünya yıkıldı. Tabii ki onlar aslında öncü oldular. Zaten dünya tüm bunlara hazırdı; toplumsal ve politik koşullar da artık farklılıkları kucaklamaya hazırdı ama öncü olan şarkıcıları gördük ve MTV ile yaşadık… David Bowie gibi, Michael Jackson gibi, Madonna gibi, Cindy Lauper gibi, Paula Abdul gibi heyecan yaratan starlarla dolu bir müzik kültürü kalmadı. Sanatçıların artık popülerlikleri daha çok sosyal medya üzerinden veya TikTok üzerinden ilerliyor. Diyelim ki bir şarkıcının şarkısı olur da TikTok üzerinde tutar ve birbirinden abuk sabuk bomboş tipler o şarkıya playback yaparsa o şarkı popüler hale geliyor. Oysaki bir sinema heyecanı gibi klipleri seyretme dönemi de bitti bir albümü yıllarca dinleme kültürü de… Tekrar söylüyorum, müzik değerlidir. Çünkü duygularını ifade etme araçlarından biridir. İnsan ölümlüdür. Ölümlü olduğunu bilen tek canlıdır. Ölümsüzlüğü ararken müzik çok güzel bir güçtür ve o müziği beraber hissetmek daha da büyük bir güçtür. Sezen Aksu’nun konserlerinde hep beraber “Sen Ağlama” şarkısını söylemek gibi. MTV bütün dünyanın kliplere eşlik ettiği bir kültürdü. Sona erdi, çok üzgünüm. Zaten Sezen Aksu da konsere çıkmıyor artık…
Bu yazının sesli versiyonunu dinlemek isterseniz:
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!







