Humanoid robot M3gan geri döndü hem de ikinci sürümüyle M3gan 2.0 olarak yönetmen Gerard Johnstone yine işin başında. Bir yandan da prodüktör zaten son 15 yılın en önemli korku sineması prodüktörlerinden James Wan. İşin içinde Blumhouse olduğu zaman genelde iyi bir korku filmi bekliyorsunuz ama bir yandan Blumhouse’un saçmaladığı korku filmleri de var. Fakat M3gan 2.0, 27 Haziran’da gösterime girer girmez Variety’e göre 20 milyon dolarlık bir açılış hesapladılar. Oysaki ilk film 30 milyonu aşmıştı. Bu noktada öncelikle şunu söyleyebilirim ki Me3gan 2., inanılmaz eğlenceli. Ben 75 doğumlu bir adamım ve meşhur Jaws’la 50. Yaşımızdayız ve bizim jenerasyon için çok nostaljik öğeler var içinde. 80’lere göndermeler var. Korku sinemasına göndermeler var. Tüm bu göndermeleriyle çok eğlenceli ama korku filmi olmaktan da tamamen uzaklaşmış. İlk film ne olursa olsun bir korku filmi olarak pazarlanmıştı. Üstelik de filmin içindeki eğlenceli sahneleri ve korku komedi gibi öğelere rağmen yine de bir korku filmi olmayı başarıyordu. Çünkü psikopat bir humanoid robottan bahsediyorduk. Bu filmde aksiyon kahramanına dönüşüyor.
Müthiş eğlenceli
Çünkü aslında bu noktada tıpkı o 1980’lerin eyvah robotlar dünyayı ele geçirecek, yapay zeka neler yapacak endişesi meselesi gibi. Aynı o Terminatör filmleri çizgisinde olduğu gibi ilk filmde nasıl Arnold Sarah Connor’ın peşindeydi ve kötüydü. M3gan’ın da ilkinde M3gan kötüydü ve psikopat bir humanoid robottu. Terminatör’ün ikincisinde Sarah Connor’ı kollayan birine dönüştü Arnold. Ve burada da yine M3gan bizim aileyi işte Cady’yi ve bizim Gemma’yı koruyor. Özetle aileyi koruyor. Hatırlarsanız, özellikle Cady’i korumak üzere programlanmış ilk filmde de zaten. M3gan 2.0 bana kalırsa sinema açısından müthiş eğlenceli bir sinema keyfi. Baştan sona aksiyon, baştan sona sürükleyici, işin içinde yine de korku sineması ve nostaljik göndermeleri var. Örneğin bir sahne var ki o sahnede bir bakıyorsunuz otonom bir sürücüsüz araç çıkıyor. O aracın çıktığı anda 80’lerin meşhur teknolojik aracı ya da arabasını kullandığında David Hasselhoff başına geçtiğinde şahane çalışan ‘Kara Şimşek’, ‘Knight Rider’ dizisinin müziğini duyuyorsunuz. Belki bizim nesil için bu çok heyecan verici olabilir ama yeni nesle çok fazla şey ifade etmiyor da olabilir.
Yeni bir Femme Fatale
Ve diğer taraftan filmde esas kötü başka bir humanoid robot var aslında. Gemma’nın programlarından yola çıkarak onu yaratmışlar ve onu aslında bir savunma sistemi olarak, savunma sanayi için askeri açıdan kullanmak üzere bir silah gibi konumlandırmışlar. O robota baktığınız zaman, onun ismi de Amelia. Amelia’ya baktığınız zaman o da biraz James Bond filmlerini çağrıştırıyor. James Bond filmlerindeki tipik femme fatale gibi. Hani böyle ajanlar vardır ya, ellerinde silahlar, misal Nikita’yı falan düşünün, aklınıza getirin. ‘Dan dan dan’ gider Orta Doğu’da birilerini vurur. Arkasından gizli bir görevde olduğunu öğrenirsiniz. Çok iyi dövüşür, zıplar, hoplar ama bir davet gecesinde erotik bir kadına dönüşür. Tam da bu role yakışacak şekilde baktım ki tanımadığım bir oyuncuydu, rol Ivanna Sakhno’da, Ukraynalı bir oyuncuymuş. Çok da yakışmış role.
Yapay Zeka’nın öngörülemezliği
Amelia rolünde ve gerçekten aslında onun üzerine bir film bile çevrilebilir, öyle söyleyeyim. Açıkçası filmde en çekici taraflardan biri Amelia karakteriydi. Baştan sona çok insan görünen bir humanoid robottu. Bizim meşhur M3gan’ımızda ise bu kez yine efektlerle gerçek oyuncuyu biraz karıştırmışlar doğal olarak. İlk filmde de bunu yapmışlardı ama tabii ilk filmde düşünürseniz, o zamanlar 2023 yılındaki genç kızımız büyüdü. Büyüdü ve ergenliğine geldi. O yüzden yüzünde özellikle çok fazla efekt kullanmışlar. Bu arada filmde Amelia denilen robotun elinin koptuğu bir sahne var ki o el yerde tıkır tıkır yürüyor. O el yürürken şimdi 80’leri bilenler 1981 yılının Sam Raimi’nin meşhur ‘Şeytanın Ölüsü- Evil Dead’ filmini de çok iyi bilirler. Orada da böyle kesik el yürür. Şimdi burada da teknolojinin şeytaniliğine bir gönderme var diyebiliriz. Zaten film baştan sona yapay zekanın özellikle güvenlik açığı düşünülürse ya da güvenlik açısından nasıl bir tehdit oluşturabileceği düşünülürse olası tehlikelerin öngörülemezliğini tartışan da bir film. Bunun üzerine film açılırken bir bakıyorsunuz ki tam da 27 Haziran’da gösterime girecek. Türkiye-İran sınırları yakınlarında, tam İran tarafında bir operasyon var. Ve orada Amerikalıların süper bir Humanoid robotu var tam bir savaşçı olarak. Ve özetle diyorlar ki hatta, “Artık dronlarla savaş yürümüyor.” Şimdi baktığınızda Türkiye ve İran yakınlarındaki görevde, İran’da böyle bir operasyon var. Ve İran’daki operasyon, derken; artık daha yüksek teknolojiler, kullanacağız derken kısa bir süre önce Amerika İran operasyonunda gövde gösterisi yaptı ve B-2 uçaklarını kullandı hatırlarsanız ve radara yakalanmayan üstün teknolojiyi kullandı. Drone’lar da sadece eşlikçi. Dolayısıyla drone’larla savaş kazanamadığınız bir döneme girildi. Teknoloji o kadar ilerliyor. Ancak teknoloji bu kadar dehşetle ilerlerken bu film baştan sona kara komedi bir bilim kurguya dönüşmüş.
Terminatör 2 havası
Filmin içinde yer yer özellikle M3gan’ın karakterini yaratan, işte o yazılım mühendisi ve robotları yaratan Gemma karakterinin biraz Terminatör 2’deki Sarah Connor gibi adeta Linda Hamilton gibi davrandığını görüyorsunuz. Teknoloji konusunda endişeli, yapay zekâ ile ilgili etik düzenlemeler getirilmesi gerektiğine inanıyor ve bu konuda ‘Modern Moderation’ diye bir kitap yazmış. Bir yandan da ekranlara katılıyor. Teknolojinin tehlikesi üzerine konuşuyor. Sosyal bilinçliliği artırıyor. Yani sosyal bilinçliliği yüksek bir Sarah Connor’la karşı karşıyayız filmde, diyebiliriz. Terminator 2’deki bizim Linda Hamilton biliyorsunuz kafayı yemişti neredeyse hani sığınaklar mığınaklar yaratıp oynatmıştı. Buradaki karakter sığınaklar yaratmaktan ziyade sosyal sorumluluk bilinciyle çalışan bir Sarah Connor olarak karşımıza çıkıyor. M3gan velhasıl çok eğlenceli. Baştan sona çok eğlenceli. Ama şahsen üzülüyorum ki ilk filmde gerçekten psikopat bir humanoid android vardı ve o bir korku filmiydi. O dönemde yapay zeka teknolojileri de zaten ardı ardına gelişmeye başlamıştı. İşte humanoid robotlarla birlikte Elon Musk’ın firması Neuralink’in beyin çipleriyle de gündeme geldiği bir dönemdi. Hanson Robotics’in Sophia humanoid robotunun tam da gündeme geldiği zamanlar ardı ardına patır patır filmler çıktı ve hepsi yapay zeka endişesiyle alakalıydı. Ve bunların hepsi tırnak içinde korku filmleriydi.
Çok eğlenceli
Bu filmde biraz Marvel evrenine de benzeyen, süper kahraman filmlerine de özenmiş, eğlenceli bir filmle karşılaşıyoruz. Bu arada filmin en güzel tarafıysa, Marvel filmlerinde artık görmek bile istemediğimiz korkunç kötü Amerikan esprileri yerine çok yerinde esprilerin olması. Ve hatta o espriler öyle güzel yerleştirilmiş ki hem insan ilişkilerini eleştiriyor hem yüksek teknoloji ile alakalı tekno- pesimist bir yerden bakmadığı gibi tehlikeleri de görmezden gelmiyor. Kısaca yapay zekâ endişesi ve bilinçliliği olan bir aksiyon filmi diyebiliriz. Peki insanın farklılığı nedir? Duygusudur, empatisidir. Çünkü henüz bunu robotlarda ya da atıyorum yapay zekada çok da başarabilmiş değiller. O muhakeme bize ait. Ancak filmin o duygusal bir sahnesi var ki çok güleceksiniz. Sürprizi bozmayayım. O sahnede Kate Bush’un romantik bir şarkısı çalıyor ve bütün klişe romantik duygusal sahnelerle dalga geçiyor. Aslında film nasıl West Craven zamanında ‘Scream’ filmini yaptığında, bütün korku türüyle alay eden bir tavrı da olan ama bir yandan da çok sürükleyici bir korku filmi yaratmayı başardıysa burada da Gerard Johnstone bizim jenerasyondan, bütün yapay zekâ tehlikelerinin farkındalığında olan bir yönetmen olarak hem mesajlar vermiş hem espriler yaratmış ama baştan sonra filmi korku filmi olmaktan çıkarmış, aksiyon bilim kurguya çevirmiş. Bence M3gan hoş gelmiş. Çok da eğlenceli bir film. Mutlaka izleyin. Çok eğleneceksiniz.
🎧 Bu yazının sesli versiyonunu dinlemek isterseniz:
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!





