Türkiye’nin dört bir yanından yeni mezun sanatçıların üretimleri, 26-30 Kasım tarihleri arasında The Ritz-Carlton Residences, Istanbul B Blok’ta sanatseverlerle buluşuyor. Dokuzuncu edisyonuyla BASE, bu yıl “Sınırlar/Olasılıklar” temasıyla genç sanatın ufkunu genişletiyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
BASE, 2017’den bu yana genç sanatçıları görünür kılmak ve sanat dünyasıyla buluşturmak için kurduğu platformu her yıl daha da güçlendiriyor. Bu yıl; 36 şehirden, 43 üniversiteden mezun olan 156 sanatçı resimden fotoğrafa, seramikten yeni medyaya uzanan yaklaşık 200 eserle İstanbul’da bir araya geliyor. Trendyol Sanat’ın ana sponsorluğunda, Bilgili Holding’in mekân desteğiyle gerçekleşen etkinlik, sanatın farklı disiplinlerini tek bir zeminde buluşturuyor.
BASE’in misyonu ve 9 yıllık yolculuğu
BASE; genç sanatçıların yaratıcılıklarını desteklemek, üretim motivasyonlarını güçlendirmek ve sanat profesyonelleriyle diyalog kurmalarını sağlamak amacıyla dokuz yıldır düzenleniyor. Bu yıl da aynı misyonla, 2025 mezunlarının eserleri 26-30 Kasım tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak. Etkinlik, Bilgili Sanat iş birliği ve The Ritz-Carlton Residences ev sahipliğinde; Trendyol Sanat ana sponsorluğunda, Jumbo, Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM) ve TEB Özel Bankacılık co-sponsorluğunda, İBB Kültür AŞ’nin kamusal desteğiyle gerçekleşiyor.



Çok sesli bir seçici kurul
BASE’in güçlü yapısını oluşturan seçici kurul, bu yıl da sanat dünyasının önemli isimlerinden oluşuyor: Ani Çelik Arevyan, Canan Dağdelen, Canan Tolon, Derya Yücel, Ebru Yetişkin, Eda Kehale Argün, Ferda Dedeoğlu, Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Guido Casaretto, İnci Furni, İrfan Önürmen, İsmet Doğan, M. Wenda Koyuncu, Necmi Sönmez, Pınar Öğrenci ve Selim Bilen genç sanatçıların eserlerini değerlendirdi.
Paralel sergilerle zenginleşen program
BASE yalnızca mezuniyet sergisi değil; aynı zamanda farklı perspektifleri buluşturan bir sanat platformu. Bu yıl eş zamanlı olarak beş özel sergi daha izleyiciyle buluşacak:
BASELECTED 2025, 2017’den bu yana farklı BAS’ edisyonlarına katılmış 50 sanatçının, BASE sonrası güncel sanat üretimlerinden bir kesit sunacak. 1.katta izleyicilerle buluşacak olan sergi, yolu BASE’den geçmiş sanatçıların sanatsal yolculuklarını izleme fırsatı sunacak.
BASE ve Trendyol Sanat iş birliğinde gerçekleşecek “Konuk Ülke Romanya: Çağdaş Sanat Üretimine Bakış” sergisinde Romanya’dan son 10 yılda mezun olmuş 13 genç sanatçının yaklaşık 80 eseri bir araya gelecek. Sergi, Romanya’nın canlı ve çeşitli sanatsal ifadelerini sergileyerek her iki ülkedeki paralel sanat üretimini gözler önüne serecek.
BASE ile Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM) iş birliğinde gerçekleşecek “İyi Bak Dünyana” sergisinde; toplumsal ve çevresel sorunlara hassasiyet gösteren, sürdürülebilir bir geleceğe ulaşmanın yolları üzerine düşünen 15 seramik sanatçısının güncel üretimlerinden bir seçki yer alacak.
BASE ve Jumbo iş birliğinde gerçekleşecek “Sofranın Hafızası ” sergisi; sanatçıların zamansız Jumbo tasarımlarına yeniden hayat verdikleri eserlerin de yer aldığı, sürdürülebilir sanata ve sofra kültürüne dikkat çeken bir sergi olarak izleyicilerle buluşacak.
BASE’in kamu destekçisi İBB Kültür AŞ de BASE kapsamında İBB Taksim Sanat ve İstanbul kitapçısı ile yer alacak.
Bir Adım Var Vakfı alanında ise vakfın desteklediği 12 genç kadın sanatçının eserleri yer alacak.
Sanatın kalbi beş gün boyunca burada atacak
26-30 Kasım tarihleri arasında her gün ücretsiz olarak ziyarete açık olacak BASE, genç sanatın enerjisini İstanbul’un merkezine taşıyor. Yeni kuşak sanatçıların dünyaya bakışını keşfetmek için bir davet niteliğindeki BASE 2025 küratörü Derya Yücel, bu yılki çerçeveyi “Sınırlar/Olasılıklar” kavramı üzerine kuruyor. Yücel’e göre sanat, tarih boyunca sınırları sorgulamanın ve aşmanın en güçlü yollarından biri oldu. Genç sanatçılar; ben ile öteki, gerçek ile düş, norm ile anormallik arasındaki çizgileri yeniden tanımlayan üretimleriyle izleyiciyi yeni ihtimallerin eşiğine davet ediyor. Etkinlik; sınırların ayrım değil, diyalog ve birlikte üretim için bir başlangıç noktası olduğunu hatırlatıyor.
BASE 2025 küratörü Derya Yücel, Artistry of Good’un sorularını yanıtladı:
“Genç sanatçıların üretimleri, bugünün baskın gerçekliğine sıkışmadan başka türlü düşünmenin mümkün olduğunu gösteriyor.”
BASE’in dokuzuncu edisyonu için belirlediğiniz “Sınırlar/Olasılıklar” teması nasıl ortaya çıktı? Bu kavram küratöryel bakış açınızda ne ifade ediyor?
“’Sınırlar/Olasılıklar’ teması, genç sanatçıların üretimlerinde bu yıl çok belirgin biçimde ortaya çıkan ortak duyarlılıktan doğdu. Sınırlar sadece coğrafi ya da politik değil bireysel, duygusal, mekânsal ve toplumsal deneyimlerde de karşımıza çıkıyor. Benim küratöryelbakışımda sınır bir kapanma değil, bir eşiktir. Her eşik ise yeni bir bakışın, yeni bir sözün ve yeni bir ihtimalin başlangıcıdır. BASE 2025 de tam olarak bu düşünceyi görünür kılıyor.

BASE, 2017’den bu yana genç sanatçılar için bir buluşma noktası oldu. Sizce bu platformun Türkiye’deki sanat ekosistemine en büyük katkısı nedir?
“BASE’in Türkiye’deki sanat ekosistemine en büyük katkısı, genç sanatçılar için eşit ve görünür bir başlangıç alanı yaratması. Farklı şehirlerden, farklı üniversitelerden gelen üretimleri aynı zeminde buluşturarak hem fırsat eşitliği sağlıyor hem de genç sanatçıların profesyonel hayata adım atmasını kolaylaştırıyor. BASE, Türkiye’de genç sanatçıların sesini gerçekten duyurabildiği nadir platformlardan biri.”
Küratör olarak, her yıl farklı disiplinlerden gelen yüzlerce başvuru arasından bir çerçeve oluşturmak nasıl bir süreç? Bu yıl sizi en çok zorlayan veya heyecanlandıran ne oldu?
“BASE’de küratöryal metodoloji tersine işler: Önce işler gelir, sonra o yılın çerçevesi kendiliğinden şekillenir. Tema dayatılmaz, genç sanatçıların üretimlerinde beliren ortak bir yaratıcı iklim okurum. Bu yıl, beni en çok etkileyen de buydu: Farklı şehirlerden gelen sanatçıların sanki aynı yaratıcı buluttan besleniyor olması. Zorlayıcı olan ise bu kadar güçlü ve çeşitli üretimi, mekânın fiziksel sınırları içinde en adil ve en görünür şekilde bir araya getirmek. Bu dengeyi kurmak benim için her yılın en büyük mesaisi.”
“Sınırlar” kavramını hem coğrafi hem kültürel hem de kişisel boyutlarıyla ele alıyorsunuz. Sizce günümüz genç sanatçılarının üretimlerinde bu sınırları aşma motivasyonu nereden geliyor?
“Sanatçıların sınırları aşma motivasyonu bence iki kaynaktan geliyor. Deneyimledikleri gerçeklik ve kurdukları hayal gücü. Bugünün gençliği ekonomik sıkışma, kimlik tartışmaları, kent yaşamının baskıları ve gelecek belirsizliği gibi çok katmanlı sınırlarla zaten iç içe yaşıyor. Bu sınırlar onlara dışarıdan dayatılmıyor, gündelik hayatlarında birebir deneyimledikleri şeyler. Tam da bu yüzden sanat, onlar için yalnızca bir ifade aracı değil, nefes alma ve dönüşüm yaratma alanı. Aşmak istedikleri sınır, sadece dışsal olan değil kendilerine ait içsel eşikler de. Bu motivasyon hem yaşadıkları gerçeklikten hem de o gerçekliğin ötesine geçme arzusundan besleniyor.”

Sanatın toplumsal işlevini “her sınır başka bir ihtimalin eşiğidir” diyerek tanımlıyorsunuz. Bu bağlamda, genç sanatçıların üretimleri sizce hangi yeni ihtimalleri görünür kılıyor?
“Genç sanatçıların üretimleri, bugünün baskın gerçekliğine sıkışmadan başka türlü düşünmenin mümkün olduğunu gösteriyor. Onların işlerinde görünür olan ihtimalleryavaşlama, yeniden bakma, empati kurma, mekânı dönüştürme, kendi iç sesini duyma ve kolektif bağları yeniden örme gibi küçük ama etkili hareketlerden oluşuyor. Bu işler bize, toplumsal dönüşümün büyük kırılmalarla değil çoğu zaman mikro jestlerle yani bir bakışın değişmesiyle başladığını hatırlatıyor. Yeni ihtimal, sınırı yok etmek değil, sınırın içinden başka bir yol açabilme.”
Türkiye’de genç sanatçıların karşılaştığı en büyük engeller neler? BASE, bu engelleri aşmada nasıl bir rol oynuyor?
“Türkiye’de genç sanatçıların en büyük engelleri ekonomik koşullar, üretim imkânlarının sınırlılığı, görünürlük eksikliği ve merkez–çevre arasındaki fırsat eşitsizliği. Birçok genç, malzeme maliyetinden mekân erişimine kadar çok temel engellerle mücadele ediyor. Büyük şehirler dışında ise profesyonel sanat çevrelerine ulaşmak daha da zor. BASE tam bu noktada önemli bir rol üstleniyor: Genç sanatçıların üretimlerini eşit koşullarda görünür kılıyor, onları profesyonel ağlarla buluşturuyor ve büyük şehir -Anadolu farkını en aza indiren bir ortak zemin yaratıyor. Kısacası BASE, genç sanatçıların yalnızca işlerini sergilemekle kalmıyor onlara bir başlangıç alanı ve sürdürülebilir bir görünürlük imkânı sunuyor.”
Bu yıl, 36 şehir ve 43 üniversiteden 151 sanatçı yer alıyor. Bu çeşitlilik küratöryel açıdan nasıl bir zenginlik sağlıyor?
“Bu kadar geniş bir coğrafyadan gelen üretimler küratöryel açıdan büyük bir zenginlik yaratıyor çünkü tek bir bakışa, tek bir üsluba ya da tek bir gerçekliğe mahkûm olmayan çok katmanlı bir sanat dili ortaya çıkıyor. Bu yüzden BASE, aynı anda hem Türkiye’nin yaratıcı haritasını hem de genç sanatın duygusal ve düşünsel iklimini okumayı sağlayan eşsiz bir alan.”



Farklı disiplinler -resim, seramik, yeni medya, geleneksel Türk sanatları- arasında bir denge kurarken hangi kriterleri gözetiyorsunuz?
“Farklı disiplinler arasında bir denge kurarken teknik çeşitliliği eşitlemeye çalışmıyoruz. Disiplinin ne olduğu değil, sanatçının neden o malzemeyle konuştuğu önemli. Resim, seramik, yeni medya ya da geleneksel teknikler… Hepsi aynı ölçüde değerli, mesele onları bir yarışa sokmak değil, her birinin kendine ait ifadesini görünür kılmak. Bu yaklaşım, seçkinin hem dengeli hem de bütünlüklü olmasını sağlıyor.”
Seçici kurulun çok sesliliği, küratöryel sürece nasıl yansıyor? Ortak bir dil oluşturmak kolay oluyor mu?
“Seçici kurulun çok sesliliği aslında BASE’in en büyük gücü. Her yıl değişen, farklı disiplinlerden, kuşaklardan ve yaklaşımlardan gelen uzmanlar sayesinde seçki tek bir estetik bakışın değil geniş bir ortak sezginin ürünü oluyor. Ortak bir dil oluşturmak zor değil çünkü herkes aynı şeyi arıyor: Özgünlük, tutarlılık ve genç sanatçının kendi sesini duyurmasındaki samimiyet. Bu çok seslilik, küratöryel sürece zorluk değil tam tersine derinlik ve esneklik kazandırıyor.”
BASE’in önümüzdeki yıllarda nasıl bir evrim geçirmesini öngörüyorsunuz? Dijitalleşme ve uluslararası iş birlikleri bu vizyonun neresinde?
“BASE’in önümüzdeki yıllarda daha da açık, erişilebilir ve uluslararası dolaşıma açık bir yapıya evrileceğini düşünüyorum. Uluslararası iş birlikleri ise BASE’in doğal gelişim yönü. Geçen yıl Azerbaycan, bu yıl Romanya ile başlayan etkileşim farklı coğrafyalardan genç sanatçılarla karşılaşma kültürünün güçlendirilmesini sağlayacak. Kısacası BASE’in geleceği hem Türkiye içindeki çeşitliliği koruyan hem de onu küresel bir diyaloğa taşıyan bir yapı olarak şekilleniyor.”
Bu yıl Romanya’dan genç sanatçıların eserleri BASE’te yer alacak. Sizce bu tür uluslararası karşılaşmalar genç sanatçılar için ne ifade ediyor?
“Bu karşılaşmalar genç sanatçılar için hem ayna hem kapı işlevi görüyor. Bir yandan kendi üretimlerini başka bir coğrafyanın duyarlılığıyla yan yana görme fırsatı sunuyor, öte yandan sınırların sadece coğrafi olmadığını, düşünme biçimlerinde de aşılabilir olduğunu hissettiriyor.”

“İyi Bak Dünyana” ve “Sofranın Hafızası” gibi tematik sergiler, BASE’in ana çerçevesiyle nasıl ilişkilendiriliyor?
“Bu tür tematik sergiler, BASE’in ana çerçevesini genişleten yan kollar gibi çalışıyor. Yani BASE ana yapıyı, bu tematik projeler ise genç üretimlerin farklı bağlamlarda nasıl konuşabildiğini gösteren alanları temsil ediyor. Her biri hem dünyada aciliyet taşıyan meseleleri sanat aracılığıyla gündeme getiriyor hem de genç sanatçıların sesini farklı bir açıdan güçlendiriyor.”
BASE’in kamusal destekle ve özel sektör iş birlikleriyle büyümesi, sanatın erişilebilirliği açısından ne anlama geliyor?
“Türkiye’de bu ölçekte projelerin sürdürülebilirliği kolay değil. Üretim maliyetleri, mekân giderleri ve organizasyon süreçleri düşünüldüğünde, güçlü bir destek ağı olmadan uzun soluklu platformlar yaratmak neredeyse imkânsız. Bu nedenle hem kamusal kurumların hem de özel sektörün sağladığı sponsorluklar, genç sanatçıların üretimlerini görünür kılabilmek için kritik bir rol oynuyor. Bu iş birlikleri sayesinde BASE, farklı şehirlerden gelen genç sanatçılara alan açabiliyor ve sanatı daha geniş kitleler için daha erişilebilir, daha paylaşılabilir bir deneyime dönüştürebiliyor.”
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
E-Bülten aboneliğiyle en güncel haberler e-posta kutunuzda!











